Haber Detayı

Mehmet Erdem: ‘Ben öyle acıların çocuğu falan değilim’
Kelebek hurriyet.com.tr
14/03/2026 07:00 (4 saat önce)

Mehmet Erdem: ‘Ben öyle acıların çocuğu falan değilim’

14 yıl önce ‘Hakim Bey’ şarkısı, ses tonu ve farklı tarzıyla hayatımıza girdi. Hem cover’ları, hem yeni şarkılarıyla müzik dünyasında yerini sağlamlaştırdı. Şimdi ‘Başım Belada’ cover’ıyla karşımızda. Mehmet Erdem’le buluşup yeni projelerini, oyuncu Vildan Atasever’le evliliğini ve ilk kez tattığı babalık duygusunu konuşuyoruz: “Kendimiz için yaşayıp hayata devam ediyorduk. Şimdi çok daha büyük bir amacımız, sorumluluğumuz ve aşırı sevgimiz var.”

Mehmet Erdem şimdilerde sıkı bir üretim sürecinin içinde.

Arka arkaya çıkaracağı şarkılarla hepimizin gönlünü yeniden fethetmeye hazırlanıyor.

Bir yandan da çiçeği burnunda bir babalık yaşıyor.

Oğlundan bahsederken gözlerinin içi gülüyor.

Bir ara görüntülü olarak eşi Vildan Atasever’i arıyoruz.

Oğulları Ali Kemal uyuyor, Vildan ve Mehmet beni onunla tanıştırıyorlar.

Allah bağışlasın, çok tatlı.

Ardından başlıyoruz muhabbete...◊ Son albümün 2022’de çıkmış, 4 yıl geçmiş...

Neden yeni şarkılar için bu kadar bekledin? 2022’de yaptığımız albümdeki şarkılar için çok uğraştık.

Hepsi çok duyulacakmış gibi havaya giriyoruz ama gerçek hayatta öyle olmuyor, biz de şarkılar karşılığını bulsun diye bekledik.

Konserlerimizi yaptık.

Bu arada müzik sektörü de biraz yavaşladı, biz de ona uyduk herhalde.

Bundan sonra şarkılarımız arka arkaya çıkacak.◊ Şarkılarını tek tek çıkarmaya başlıyorsun.

Albüme karşı motivasyonunu biraz kaybettin mi?

Bir tık kaybettim, her şey artık hep dijital ortamda, elle tutulur bir şey yok.

O fiziksel duyguyu yitirdiğimiz için bence biraz albüm duygusu da kayboldu.

Bulutta duran bir şey gibi bir hissiyatı var.◊ ‘Başım Belada’ cover’ın çıktı.

Neden bu şarkıyı seçtin?2012’de çıkan ilk albümde ‘Kum Gibi’yi söylemiştim.

O zamanlar Ahmet Kaya çok cover’lanmıyordu. “Emin misin, politik bir yerde durabilir” demişlerdi.

Hiç öyle bir kaygı duymadım, sonuçta bunlar herkese ulaşmış parçalar.

Sonra senfoniyle Ahmet Kaya konserleri yaptık.

Giriş şarkımız ‘Başım Belada’ydı, çalıp söyleyince iyice hoşuma gitti.

Onu yapmaya karar verdim. ◊ Bundan sonra 45 günde bir yeni şarkı mı çıkaracaksın?

Evet. 15-16 şarkıya karar verdik, 7’sini tamamladık.

Çoğu cover.

Bazıları hemen bileceğiniz, kimileri “Böyle bir şarkı mı vardı” diyeceğiniz ters köşe parçalar.

Sıradaki 27 Mart’ta çıkacak: Bir Sezen Aksu şarkısı olan ‘Aldatıldık’.◊ Sen cover’ları popülerleştiren isimlerden birisin.

Cover yapmak kolaya kaçmak mı yoksa hafızalara kazınmış bir şarkıyı yeniden söylemek daha mı zor?

Bizim sektörde kimi şarkılar için ‘defteri dürülmüş şarkı’ derler.

Yani o artık kulaklara kazınmıştır.

O yüzden o şarkı için yeni bir alternatif önermek aslında zordur, her an tepki alabilirsin.

Hele ki Ahmet Kaya, Barış Manço, Sezen Aksu gibi çok kült isimlerin şarkılarını yapınca...

Bir de sosyal medya bir şey önerme değil, daha çok yerme yeri olduğu için hiçbir şey üretmeden, oturduğu yerden sizi yerenler oluyor.

O yüzden zorlukları var.

Ama ben cover yapayım diye cover yapmıyorum.

Bu şarkıları gerçekten söylemek istiyorum.

Bir de bu şarkılar çıktıktan sonra kamuya mal oluyor derler ya, öyle bir şey.

Ben de o şansımı kullanmak istiyorum.◊ ‘Cover şarkıcısı’ tanımlamasına sinirleniyor musun?

Ben müzisyenim, sonradan şarkıcı olanlardanım.

Bir şarkıyı içime sindiriyor, dinleyiciyle buluşturmak istiyorsam yapıyorum.

Bu öyle, şu şöyle der gibi kaygılarla hiçbir zaman bir şey yapmadım, insanlar istediğini desin.

Sonuçta dinleniyorsa, seviliyorsa mutlu oluyorum.‘AKILLI TELEFON KULLANIYORUM AMA WHATSAPP’IM YOK’◊ Şu an müzik dünyasını nasıl buluyorsun?

Müzik dünyası dijitalleştikçe bireysel, evde tek başına müzik yapmaya çalışan bir arkadaşın da kendini duyurma şansı olduğu için önce çok sevindim.

Ortamı demokratlaştırıyor demiştim.

Çünkü büyük prodüksiyon şirketlerine ihtiyaç duymadan, gerçekten duyguya dokunur bir şey yaptığın zaman karşılık bulabiliyordu.

Ama şimdi çok kalabalık ve aradan sıyrılmak, sesini duyurmak çok zor.

İyi bir şey yapsan bile duyulamayabiliyor.

Veya tam tersi, bir şey çok pompalanıyor ve iyi şeylerin önüne geçiyor.

Yeni müzik dünyası düzenine alışmaya çalışıyoruz.◊ Kendi müziğini hangi sınıfa koyuyorsun?

O janrlar değişti bir tık, pop müzikle rock tam ayrılmıyor.

Alaturkayla arabesk, pop da çok ayrılamıyor.

Dinlediğimiz şeyler birbirinin içine geçti.

Ben ilk çıktığım zaman tarzıma şehirli akustik müzik diyordum.

Şehirliyiz, evet ama içimizde her türlü şeyi de barındırıyoruz.

Stüdyo sürecinde mümkün olduğu kadar farklı şeyler yapmaya çalışıyoruz.

Birbirinin kopyası, 10 şarkılık albüm yapmanın da bir anlamı yok.

Hepsinin düzenlemesinde değişik tatlar olsun istiyorum.

Aslında menüsü zengin bir yemek sofrası kurmaya çalışıyorum. ◊ Sen müziğe başladığında sosyal medya bu kadar yaygın değildi.

Şimdi müzik için sosyal medya çok önemli.

Peki, oradaki yorumlarla barışık mısın?Kafama takmıyorum, ben kendimi biliyorsam isteyen bana istediğini desin.

Zaten analog kaldım.

Eski kuşağız, hâlâ WhatsApp’ı, sosyal medya hesaplarını kullanmıyorum.◊ Akıllı telefonun var ama WhatsApp’ın yok mu?Evet.

Biri beni arayınca konuşuyorum.

Bir iş olunca bana genellikle SMS atıyorlar.

Sosyal medyayı da ekibim kullanıyor, daha kurumsal bir şey gibi, yaptığımız işleri haber veriyoruz.

Ayrıca uygulama yüklemeyi falan hiç bilmiyorum.◊ Sosyal medyaya bakmıyorsun, nasıl zaman geçiriyorsun?Evde kitap okuyorum.

Bir şeyler izlemeyi seviyorum.

Müzik dinliyoruz.

O normal sanatsal faaliyetler beni yeterince mutlu ediyor.

Arkadaşlarımla görüşüyor, yüz yüze muhabbet ediyorum.‘EMEKSİZ BAŞARIYA ULAŞMAK ÖVÜLÜYOR’◊ Senin için “Acıların adamı”, “Acıların sesi” gibi şeyler demişler.

Sen gerçekten acı seven biri misin?O dinleyicilerin kendi acıları muhtemelen.

Bir yere, birine atfederek rahatlıyorlar herhalde.

Ben acıların insanı değilim, çok da neşeliyim, bilen bilir.◊ Neden mutlu şarkı seçmiyorsun?

Seçiyorum aslında, çok mutlu şarkım da var ama...◊ İnsanlar o acılı şarkıları mı seviyor?Bizim ülkemiz acıyı sevdiği için ‘Acıyı Sevmek Olur mu’ demiştik zamanında da.

Biz acıdan daha çok besleniyoruz.

Hüzünlü insanlarız, hüzünlenmeyi seviyoruz biraz.

Çünkü bu topraklar binyıllar boyunca belli şeyler yaşadı ve onun tortuları illa bize kadar geliyordur.

Ben öyle inanıyorum.

O yüzden çok mazohist bir yerden değil aslında o acıyı sevmek.

Bir şeye hayıflanıp onu hayatın verdiği bir olgunlukla kavrayarak devam ederiz.◊ Ne kadar hüzünlüsün?

Herkes kadar.◊ Melankolik misin?

Değilim, zaten sonuçta ben öyle acıların çocuğu falan da değilim.◊ İlk albümün çıkalı 14 sene oldu.

En yanlış anlaşıldığın şey neydi?

Bir dönem söylenen “Çok mu cover yapıyor” meselesi olabilir.

Aslına bakarsan çok tutan şarkılarımın birkaçı da sıfır parçalardır.◊ Müzik dünyasında canını en acıtan ne oldu?

Çok canım yanmadı, yaptığım işler karşılık buldu.

İlk çıktığım şarkı ‘Hakim Bey’ herkes tarafından duyuldu.

Şimdi de işlerimize karşılık bularak devam ediyoruz.

O insanı rahatlatan bir şey.◊ Müziğe yeni başlayanlara deneyimlerinden yola çıkarak bir şey söylemen gerekse ne derdin?Söyleyebileceğim tek şey: Bu işler o kadar da kolay değil.

Çok emek istiyor.

Ben kaç enstrüman çalıyorum; kaç dizi, film müziği yaptım.

Bilgisayar programlarının hepsini kullanmasını biliyorum.

Bunları ortaya çıkıp göstermiyorum ama işin mutfağını çok iyi biliyorum.

Sonuçta bir işte başarılı olmak için gerçekten emek harcamak lazım.

Dünyada nedense emeksiz başarıya ulaşmak övülüyor.

Onların gelip geçici olacağını düşünüyorum.

Emek harcadığın işte başarılı olmanın keyfi bambaşka, o seni çok rahatlatan bir şey. ‘AYNI KAFADA OLDUĞUMUZU HEMEN ANLADIK’◊ Vildan Atasever’le beş sene önce evlendiniz.

Ocak ayında bebeğiniz Ali Kemal doğdu.

Ali Kemal ismini nasıl buldunuz?

Ali ve Kemal isimlerini çok seviyorduk, ikisinden de vazgeçemedik ve koyalım dedik.◊ Baba olacağını ilk duyduğunda ne hissettin?

Çok mutlu oldum ve o andan itibaren hayata bakışım değişmeye başladı.◊ Ne gibi?Nasıl diyeyim?

O hissi anlatamıyorum, yaşıyorum.

Sürekli içimde bir taraf gülüyor.

Normalde kendimiz için yaşayıp hayata devam ediyorduk.

Şimdi çok daha büyük bir amacımız, sorumluluğumuz ve aşırı sevgimiz var.

Dünyanın hali belli, kaygı da duyuyoruz.

Hepsini dengede tutup inşallah oğlumuzu güzelce yetiştireceğiz.◊ Evleneli beş yıl olmuş.

Aşkın ömrü üç yıl, çocuk olunca da aşk başka bir şeye dönüyor derler.

Sizin için aşk şekil değiştirdi mi?

Ben öyle klişe şeylere çok inanmıyorum.

Biz birbirimizi seviyoruz, şimdi çocuğumuzu da seviyoruz, halimizden memnunuz.

Zaten ikimiz de sakin insanlarız.

Daha çok yaptığımız işlerle ortadayız.

O konuda da çok iyi anlaşıyoruz.

Şu an çok güzel bir hedefimiz var.

Çocuğumuzun geleceği için işlere, güçlere daha çok sarılıyoruz.

Form değiştirme gibi değil de yeni bir aşamaya geçtik diyebiliriz.◊ Nasıl tanıştınız?

Benim arkadaşımla Vildan’ın yeğeni evleniyordu.

Onların düğününde tanıştık.

Sonra görüşmeye başladık, bir sene içinde de evlendik.◊ Önceden de beğenir miydin Vildan’ı?Ben yaptığı işlerin başarısını biliyordum.

Birbirimizi gıyaben tanıyorduk, bir şekil o zaman kısmet oldu.◊ İlk görüşte aşk mıydı?

Nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum ama biz duygu birliği yakaladık.

Aynı kafada olduğumuzu hemen anladık.◊ Biriniz oyuncu, biriniz müzisyen...

Evde bir yanda senaryolar, bir yanda müzik mi var?

Onlar hayatımızın doğal akışında, ben durup dururken aklıma gelince “Dur Ali Kemal’e bir şey çalayım” diyorum.

Vildan şarkı söylüyor.

Vildan’a projeler gelince beraber okuyoruz.

Zaten ben de çok dizi ve film müziği yaptığım için az çok anlıyorum o işlerden artık.

Evde büyük bir sanat ortamı var demeyeyim de sanatsal bir ortam var.

İlgili Sitenin Haberleri