Haber Detayı
Düşüncenin edep gömleği
KONUK YAZAR SELAHATTİN GEZER YAZDI... Ne sessiz faaliyetler yaşıyoruz... Düşünüyorum; zihnimde konular, değişik fikirler adeta çoklu çekmecelerde bekliyor. O çekmeceler açılıp açılıp kapanıyor; her bir düşünce sabırsızlıkla dışarı çıkmak istiyor. Sahi, ne kadar güzel bakabiliyor ve ne kadar güzel...
KONUK YAZAR SELAHATTİN GEZER YAZDI...
Ne sessiz faaliyetler yaşıyoruz...
Düşünüyorum; zihnimde konular, değişik fikirler adeta çoklu çekmecelerde bekliyor.
O çekmeceler açılıp açılıp kapanıyor; her bir düşünce sabırsızlıkla dışarı çıkmak istiyor.
Sahi, ne kadar güzel bakabiliyor ve ne kadar güzel düşünebiliyoruz?
Bu yazıya Bediüzzaman Hazretleri'nin şu veciz sözüyle başlamak gerek: 'Güzel gören güzel düşünür.
Güzel düşünen, hayatından lezzet alır.' Aslında düşünmekle insani yönümüz ortaya çıkıyor.
Düşünceler, hayat belirtilerimiz; ruhumuzun soluk alışlarıdır.
Keşke her daim zihnimiz bu mesaide olsa; temiz soluklar alıp verse ve kapıları hakikatlere hep açık kalsa...
Konfüçyus, 'Düşünmeden öğrenmek yitirilmiş bir emektir' derken; Victor Hugo ise 'Bir ordunun istilasına karşı konulabilir, fakat zamanı gelmiş bir düşünceye karşı hiçbir şey yapılamaz' diyerek düşüncenin gücünü vurgular.
GÖMLEKSİZ DÜŞÜNCELER Düşünüyorum; öyleyse kul olmam gerekir.
Bu ancak temiz düşüncelerin meyvesidir.
Düşünmek, içeriden dışarıya yapılan bir rötuş, bir müdahaledir; muhteşem bir duygudur.
Peki, hakkıyla düşünebiliyor muyuz?
Davranışlarımızı ve ilişkilerimizi olması gereken ölçüde tanzim edebiliyor muyuz?
Sessiz bir faaliyet olan düşünce, eğer 'edep gömleği' giyerse her mevzuda ölçüyü muhafaza eder.
Düşüncenin edep gömleği ise Allah'ın varlığını, eserlerinin penceresinden tefekkür etmek ve O'na inanmaktır.
Gömleksiz düşünceler ruhu üşütür, zafiyete uğratır.
Bu hastalıklı hal, önce içeriyi, sonra dışarıyı bozar.
Kötü düşünceler atomdan bile tehlikelidir; çünkü o atom bombasını bile bir düşünce üretmiştir.
Öte yandan, hayatımızı kolaylaştıran her güzelliği de yine güzel düşüncelere borçluyuz.
Mimar Sinan güzel düşünmeseydi, o muhteşem Süleymaniye yükselmeyecekti.
Laboratuvarlardaki sancılı düşünceler; elektriğe, tıbbı ve medeniyeti doğuran hakikatlere vesile oldu.
Hatta bu yazı bile güzel düşüncenin eseri olan bir teknolojiyle kaleme alınıyor.
Her beyin bir baz istasyonu gibidir.
Oradan çıkan güzel sinyaller; alıcılarda ve yüreklerde huzur, kardeşlik bırakacaktır.
Sinyallerimiz 'radyasyonsuz' olmalı ki yüzümüzde güven verici bir ifade bıraksın.
İnsan yüzü, düşüncelerinin ruh haline uygun ambalajıdır.
Bu ambalajın samimiyeti, insanı insana yakınlaştırır.
Allah'ım, bu ne muazzam bir sessiz faaliyet!
İcatlar, sanatsal eserler, uzayın derinliklerini inceleyen teknoloji ve dünyayı avucumuza sığdıran cihazlar...
Hepsi bu sessiz derinliğin meyvesi.
Düşünceler gürültülü ve anarşik olunca, insanın dış dünyası da huzursuz olur.
İçeride sükûneti yakalayamayan, dışarıya barış veremez.
Düşüncenin huzuru ise kadere rıza ve tam teslimiyetle mümkündür.
Allah'ı her masnuatta (sanat eserinde) tefekkürle görmek, iç dünyamızda öyle bir aydınlanma yaşatır ki güneşi bile karanlıkta bırakır.
Kardeşlik projelerinin başarısı bile zihnimizdeki kayıtların anarşiden kurtulmasına bağlıdır.
Başkalarının da Büyük Sanatkâr olan Allah'ın birer eseri olduğunu bilmek, O'nun hatırı için Müslüman kardeşimizi sevmeyi gerektirir.
Düşünmeden, sevk-i ilahi ile hareket eden hayvanlar veya nizamları ile hayran bırakan karıncalar kadar bir düzen kuramamak bizleri utandırmaz mı?
TESLİMİYETLE BAKABİLMEK Düşünüyorsak kuluz, düşünüyorsak kardeşiz.
Teslimiyetle bakınca başkalarının varlığı, gönül bahçemizin değişik çiçekleri gibi lezzet verir.
Gürültüsüz ve temiz düşünceler, milyonluk şehirleri bir bayram yerine çevirebilir.
Bu sessiz faaliyetten doğacak samimi coşkunluklara ihtiyacımız var.
Allah, zihnimizi gürültüsüz, tertemiz düşüncelerle tezyin etsin ve bu güzelliği hayatımıza yansıtmayı nasip eylesin.
Son Söz ve Dua: Allah'ım!
Zihnimizi 'ene' gürültüsünden kurtarıp, 'Hüve' tefekkürüyle sükûnete erdir.
Kalbimizi kâinat kitabını doğru okuyan bir talibe, aklımızı ise Sâni-i Zülcelal'in sanatını alkışlayan bir seyirciye dönüştür.
Bizi, düşüncesi zikir, sükûtu tefekkür, konuşması hikmet olan kullarından eyle.
Ruhumuza edep gömleğini, zihnimize kader rızasını giydir ki; ne haddimizi aşalım ne de rahmetinden ümidimizi keselim.
Düşüncemize sağlık, gönlümüze genişlik ver.