Haber Detayı

Eğlenceli, ilgi çekici, heyecan verici bir film
Yazarlar hurriyet.com.tr
15/03/2026 07:51 (4 saat önce)

Eğlenceli, ilgi çekici, heyecan verici bir film

Sinemada yenilikçi projelere imza atan yönetmen Yorgos Lanthimos ve oyuncu Emma Stone, “Bugonia” filmiyle tekrar bir araya geliyor. İki ünlü isimle; kara mizah ve yüksek gerilimi başarıyla buluşturan bu yapımın çok katmanlı dünyasını, yaratım sürecini ve merkezindeki duygusal dengeyi konuştum.

◊ “Bugonia”da sizi en çok etkileyen ne oldu?- Yorgos Lanthimos: Senaryoyu ilk okuduğumda bana gerçekten çok eğlenceli, heyecan verici, ilgi çekici ve katmanlı geldi.

Bir film olarak nasıl şekilleneceğini hayal etmek beni gerçekten çok heyecanlandırdı.

Genellikle ilk aşamada çok analitik yaklaşmam.

Bir şeyi okuduğumda, eğer ilgimi çekiyorsa, içgüdüsel olarak yüzeyde görünenin ötesinde çok daha fazlasını barındırdığını hissediyorum.Filmi çektikten sonra hakkında konuşurken, temalarını çok daha iyi anladığımı fark ediyorum.

Hatta bugün onu nasıl farklı bir bakış açısıyla değerlendirdiğimi ve 3 yıl önce ilk okurken nasıl daha belirsiz olduğunu görebiliyorum.

Bu süreçte, dünyanın şu anda içinde bulunduğu durumun, bu karakterler ve hikâyeyle nasıl bağlantılı olduğunu daha iyi kavrayabiliyorum.

Üzerinde düşünülecek pek çok şey var ama sanırım bunu yorumlamak biraz da izleyiciye kalmış.

Bence film, her izleyicinin kendi kimliği ve hisleri doğrultusunda onu farklı şekillerde deneyimlemesine olanak sağlıyor.◊ Senaryoyu ilk okuduğunuzda sizi en çok etkileyen ne oldu? - Emma Stone: Bu senaryoyu ilk okuduğum andan itibaren çok sevdim.

Bence tıpkı kitapta olduğu gibi, ilk 20-30 sayfa içinde o sesin ya da o duygunun size hitap edip etmediğini hemen anlarsınız.Elbette, hikâyenin nasıl gelişeceğini o noktada bilmiyordum.

Ama bu süreç içinde beni eh çok etkileyen şeylerden biri, zihnimin sürekli gidip gelmesiydi.

Bütün bunların gerçekten doğru olup olmadığını sürekli sorguluyordum.Senaryonun son derece kıvrak, şaşırtıcı, duygusal ve aynı zamanda komik olması da beni çok etkiledi.

Bu nedenle, ilk andan itibaren kendimi tamamen hikâyenin içine bıraktım.◊ Oyuncu kadrosunu oluşturma sürecinden biraz söz eder misiniz? - Yorgos Lanthimos: Senaryoyu okur okumaz, içimde büyük bir heyecan başladı.

Jesse’yi (Plemons) zaten çok erkenden aklıma koymuştum.

Kısa süre önce “Kinds of Kindness” üzerinde birlikte çalışmıştık.

Bu deneyim neredeyse üç film çekmek gibi olmuştu, çünkü o üç farklı hikâyede üç ayrı karakteri canlandırıyordu.

Birlikte yeni şeyler öğrenmek, birbirimizi tanımak ve güvenimizi pekiştirmek adına çok güzel bir süreçti.

Bu yüzden Jesse’yi hep aklımda tutuyordum.Don karakterine gelince...

Senaryoda yazılış biçiminden çok etkilenmiştim ve bu karakter için karışıma profesyonel olmayan bir oyuncu katmak istedim.

Zaten bunu filmlerimde sıkça yapıyorum.

Bu kez oldukça önemli bir roldü.Bu noktada, Emma ile “The Curse” projesinde birlikte çalışmış olan Jennifer Venditti’yi ziyaret ettik.

Jennifer, özellikle eğitimli olmayan oyuncuları bulma konusunda, sokak casting’i alanında oldukça deneyimli ve uzman biri.

Yaptığımız çalışmalar sonunda rol Aidan Delbis’in oldu.◊ Yorgos ile birçok projede çalıştınız, onunla çalışma deneyiminiz nasıldı? - Emma Stone: Yorgos’un filmlerinde genelde oldukça fazla prova yaparız.

Ama bu projede aslında o kadar fazla zamanımız olmadı.

Çünkü bir yandan bu filmin hazırlık süreci devam ederken, diğer yandan “Kinds of Kindness”ın tanıtımını yapıyorduk.

Yorgos, Jesse ve ben sık sık bir aradaydık ve daha önce birlikte çalışmıştık.

Bu yüzden aramızdaki rahatlık ve birbirimizi kısa yoldan anlayabilme hali bu film için gerçekten çok kıymetliydi.PROVALARIMIZ OYUN GİBİ GEÇİYOR◊ “Çok prova yaparız” dediniz, provalar nasıl geçer? - Emma Stone: Açık konuşmak gerekirse, bizim provalarımız hiçbir zaman film hakkında daha fazla düşünmek için olmuyor.

Provalar daha çok oyun gibi geçiyor.

Replikleri öğrenmekten çok, prova sırasında metne bakmadan performans gösteriyoruz.

Bu süreçte, denemelerimizin büyük bir bölümünde birlikte güven oluşturmak için eğlenceli ve samimi etkinlikler yapıyoruz.

Bazen ise oldukça eğlenceli ve biraz da saçma olabilecek çeşitli aktivitelerle zaman geçiriyoruz.Tüm bunlar, aramızdaki bağları güçlendirmek ve sahne deneyimini daha keyifli hale getirmek için mükemmel fırsatlar.

Zaten aramızda bu güven ve uyum önceden vardı.

Birbirini yeni tanıyan oyuncular için gerekli olabilecek ölçüde bir prova sürecine burada çok ihtiyaç duymadık.

Yorgos’un filmlerinde çalışırken aslında durum biraz şöyle...

Sanki biz bir grup tekneyiz, Yorgos da kıyı gibi.

Herkes kendi teknesiyle açılıyor, bir şeyler keşfediyor ve sonra kıyıya geri dönüp onları getiriyor.O, herkesin kendi yaratıcılığıyla yola çıkmasına izin veriyor.

Sonra size bir yön veriyor; siz tekrar açılıp başka bir şey buluyorsunuz, yeniden kıyıya yanaşıyorsunuz ve böylece hikâyeyi birlikte kuruyorsunuz.◊ Böylesine yüksek gerilimli dramatik sürreal bir filmde komik tonu nasıl dengeliyorsunuz?- Yorgos Lanthimos: Aslında mesele sürecin kendisi.

Öncelikle bunu en başta tam olarak bilmiyorsunuz.

Bir tür denge bulmaya çalışıyorsunuz.

Ama galiba bu noktada en önemli ölçüt yine siz oluyorsunuz.

Eğer karmaşık ve içinde karşıtlıklar ile katmanlar barındıran bir şey yapıyorsanız, insanların bunu farklı şekillerde algılaması çok doğaldır.Bu süreç yazım aşamasında başlıyor.

Benim ise oyun alanım biraz daha geniş; oyuncuların getirdiği şeyler var, ardından kurgu aşamasında yaptıklarımız var, ses ve müziği kullanma biçimimiz var.

Ve bütün bunlar sürekli değişiyor.Bu, sürekli evrilen bir süreç.

Sonunda da filme yalnızca sahne sahne değil, bir bütün olarak bakmanız gerekiyor.

O yüzden gerçekten karmaşık bir süreç.

Üzerine çok ciddi şekilde çalışmanız gerekiyor.“Bugonia” komplo teorilerine takıntılı iki gencin, dünyayı yok etmeye çalışan bir uzaylı olduğuna inandıkları güçlü bir biyomedikal şirketinin CEO’sunu kaçırıp bodruma hapsetmelerini konu alıyor.BENİM İÇİN YENİ BİR DENEYİM ◊ Bu filmde sizin için en büyük zorluk neydi? - Emma Stone: Benim için en önemli olan, bu hikâyenin nasıl güçlü bir etki bırakacağını içimde doğru bir şekilde oluşturabilmekti.

Aslında bu benim daha önce sık sık yaşadığım bir şey değildi.

Elbette, insanların filmi nasıl izleyeceklerini düşünmemek mümkün değil, ama oyuncu olarak bunu çok fazla düşünmek de istemezsiniz.Çünkü o zaman kendinizi dışarıdan izler gibi olursunuz.

Bu yüzden, bu konuda daha çok Yorgos’a, onun sezgilerine ve ölçüsüne güveniyorum.Bu film yine aynı şekildeydi ama burada farklı ve yeni olan şey şuydu: İnsanlar bu filmi ikinci kez izlediklerinde ne düşünecekler?

Bu benim için yeni bir deneyimdi.

Ve açıkçası, o izleme deneyiminin nasıl olacağını düşünmek zorlayıcıydı.Senaryoyu okuduktan sonra, en başa dönüp ikinci kez okusaydım ne hissederdim?

Hikâye nasıl kuruluyor, nasıl açılıyor?

Ve bütün bunları onun kurumsal diliyle, insanlığını belli eden kısa anlarla ve iç dünyasında taşıdığı şeylerle nasıl iç içe geçiririm?

İlgili Sitenin Haberleri