Haber Detayı
Vakıf üniversitelerine yeni düzenleme
Vakıf üniversitelerinde öğrenim ücretlerine sınırlama getiren yeni düzenleme yürürlüğe girerken, üniversite hastanelerinin vergi muafiyetinin kaldırılmasını öngören teklif Meclis gündeminde. Gelişmeler, vakıf üniversiteleri için yeni bir dönemin habercisi olabilir.
Türkiye’de yükseköğretim sistemi uzun süredir iki temel yapı üzerinden ilerliyor: Devlet üniversiteleri ve vakıf üniversiteleri.
Bugün sayıları yaklaşık 75’e ulaşan vakıf üniversiteleri, yükseköğretim sisteminin önemli bir parçası haline gelmiştir.Anayasa’nın 130. maddesi, vakıfların kazanç amacı gütmemek şartıyla yükseköğretim kurumu kurabileceğini açıkça düzenlemiştir.
Bu düzenlemenin temel amacı, devlet üniversitelerinin sayısal olarak yetersiz kaldığı dönemlerde yükseköğretime erişimi artırmak ve eğitim kapasitesini genişletmekti. 1983 yılında 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’na eklenen hükümlerle vakıf üniversitelerinin hukuki altyapısı oluşturuldu.
Kanununun 56’ncı maddesi ile ek 7’nci maddesi uyarınca vakıf üniversiteleri, genel bütçeye dahil kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan mali muafiyet ve istisnalardan aynen yararlanmaktadır.VAKIF ÜNİVERSİTELERİNİN MALİ AYRICALIKLARIBunun sonucu olarak Vakıf üniversiteleri kurumlar vergisi, emlak vergisi, motorlu taşıtlar vergisi, bazı harçlar ve damga vergisi başta olmak üzere çeşitli mali kolaylıklardan yararlanmaktadır.
Bunun yanında üniversiteye yapılan bağış ve yardımlar veraset ve intikal vergisinden istisna tutulmakta, bu bağışlar gelir ve kurumlar vergisi matrahından indirilebilmektedir.
Harç ve damga vergisi muafiyetinden faydalanmakta; ayrıca belediye vergileri kapsamında ilan ve reklam vergisi ile çevre temizlik vergisi bakımından da çeşitli muafiyetler söz konusu olabilmektedir.
Bu muafiyetlerin temel gerekçesi ise açıktır: kazanç amacı gütmeyen bir eğitim kurumunun mali açıdan desteklenmesi ve yükseköğretim hizmetlerinin kamu yararı çerçevesinde sürdürülebilmesidir.Vakıf üniversitelerinin mali açıdan sürdürülebilir bir yapıya kavuşmasını temin etmek amacıyla tanınan bu istisna ve muafiyetler, devletin önemli ölçüde mali fedakârlık üstlendiğini göstermektedir.
Bununla birlikte söz konusu düzenlemelerin temel amacı, yüksek nitelikli akademik hizmetlerin sunulması, araştırma-geliştirme faaliyetlerinin güçlendirilmesi ve bu faaliyetlerin finansmanının öğrencilere aşırı maliyetler olarak yansıtılmasının önüne geçilmesidir.ÖĞRENİM ÜCRETLERİNE YÖNELİK YENİ DÜZENLEMEAncak son dönemde yapılan bazı yasal düzenlemeler ve Meclis gündemindeki teklifler, vakıf üniversiteleriyle ilgili mevzuatta yeni bir dönemin başlayabileceğini göstermektedir.Bu gelişmelerden ilki, 19 Aralık 2025 tarihinde yürürlüğe giren 7566 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemedir.
Söz konusu değişiklikle vakıf üniversitelerinde öğrencilerden alınacak öğrenim ücretlerinin belirlenmesine ilişkin kurallarda önemli bir değişiklik yapılmıştır.
Daha önce bu ücretleri belirleme yetkisi büyük ölçüde üniversitelerin mütevelli heyetlerine bırakılmışken, yapılan değişiklikle ara sınıflarda uygulanacak ücret artışlarının Yükseköğretim Kurulu tarafından belirlenen esaslara göre tespit edilmesi öngörülmüştür.
Böylece özellikle ara sınıflarda ortaya çıkan yüksek oranlı ücret artışlarının sınırlandırılması amaçlanmıştır.
Ancak düzenlemenin kapsamı dikkatle incelendiğinde, getirilen sınırlamanın yalnızca ara sınıflar için geçerli olduğu görülmektedir.Bu düzenleme, vakıf üniversitelerinin mali açıdan önemli ölçüde güçlü hale geldiği; yükseköğretim politikasının kısmen de olsa öğrencilerin korunmasına yönelmeye başladığını da göstermektedir.VERGİ MUAFİYETLERİNİN SIRILANDIRILMASI TARTIŞMASIVakıf üniversiteleriyle ilgili ikinci önemli gelişme ise halen TBMM gündeminde bulunan bir kanun teklifi ile ilgilidir.
Teklifte, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve sağlık kuruluşlarının kurumlar vergisi muafiyeti kapsamı dışına çıkarılması öngörülmektedir.
Mevcut sistemde vakıf üniversiteleri, devlet üniversitelerine tanınan birçok mali kolaylıktan yararlanmaktadır.Plan ve Bütçe Komisyonu raporunda ise söz konusu düzenlemenin, vakıf üniversiteleri bünyesinde faaliyet gösteren hastane ve benzeri sağlık kuruluşlarının kurumlar vergisi muafiyeti kapsamı dışına çıkarılması suretiyle diğer mükelleflerle aralarındaki vergi adaletinin sağlanması amacıyla önerildiği belirtilmektedir.
Bu yaklaşım, söz konusu sağlık kuruluşlarının fiilen piyasa koşullarında hizmet sunduğu ve ticari işletme niteliği taşıdığı varsayımına dayanmaktadır.YENİ POLİTİKA YAKLAŞIMI MI?Bu iki düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, vakıf üniversiteleri alanında yeni bir politika yaklaşımının oluşmaya başladığı görülmektedir.
Bir yandan Yükseköğretim Kurulu aracılığıyla eğitim ücretleri üzerinde daha güçlü bir idari denetim kurulmaya çalışılmakta, diğer yandan mali mevzuat açısından bazı ayrıcalıkların yeniden değerlendirilmesi gündeme gelmektedir.Öte yandan vakıf ve vakıf üniversitelerinin kuruluş felsefesi de unutulmamalıdır.
Türk Medeni Kanunu madde 101’e göre: “Vakıf, gerçek veya tüzel kişilerin yeterli mal ve hakları belirli ve sürekli bir amaca özgülemeleriyle oluşan tüzel kişiliğe sahip mal topluluğudur.” Burada amaç sürekli olmalı, malvarlığı da bu sürekliliği gerçekleştirebilecek yeterlilikte olmalıdır.Anayasa açık biçimde bu kurumların kazanç amacı gütmemesi gerektiğini belirtmektedir.
Bu nedenle vakıf üniversiteleri eğitim alanında önemli bir boşluğu doldururken aynı zamanda kamu yararı perspektifiyle faaliyet göstermeleri beklenen kurumlardır.Bugün gelinen noktada tartışma aslında oldukça basit bir soruya dayanıyor: Vakıf üniversiteleri gerçekten kuruluş amaçlarına uygun biçimde mi çalışıyor, yoksa ticari işletme mantığı ağır mı basıyor?
Önümüzdeki dönemde yapılacak düzenlemeler muhtemelen bu soruya verilecek cevap doğrultusunda şekillenecektir.Yusuf İleriOdatv.com