Haber Detayı
Türkiye'nin hafızasını kurtarma merkezi
Ne yazık ki geçmiş yıllarda toplumsal bellek koruyucularını koruyamadık. Büyük oranlarda geçmişimizin görsel kanıtlarını kaybettik. Günümüzde ise bu konuda ince eleyip sık dokuyarak toplumsal belleğimizi olabilecek en tedbirli şekilde koruma altına alıyoruz. Sinema Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri ve Arşiv Daire'sinin başkanı Nihat Değirmenci, Türkiye'nin toplumsal belleğinin nasıl kurtarıldığını ve korunduğunu Habertürk'e anlattı
Bir toplumun hafızası sadece tarih kitaplarındaki rakamlardan, antlaşma metinlerinden ya da istatistiklerden ibaret değil.
Toplumsal hafıza; bir dönemin sokak silüetinde, insanların bakışlarındaki anlamda, hüzünlendiklerinde seçtikleri kelimelerde ve bir kentin mimari dokusunda da gizli.
İnsanlığın icat ettiği en güçlü toplumsal hafıza koruyucusu olan sinema, bu noktada adeta bir zaman makinesi görevi üstleniyor.
Muhsin Ertuğrul’un yönettiği, Kurtuluş Savaşı’nı anlatan 1923 yapımı Zafer Yollarında , 102 yıl sonra Manisa da bulunarak restore edildi.
Türk sinemasının ilk yeniden canlandırma filmi olan Zafer Yollarında da Fahrettin Altay Paşa, kendisini canlandırdı.
Türk sinemasında bugüne kadar kaç film çekildiği üzerine olan merakımı gidermek için geçtiğimiz günlerde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürü Birol Güven’i aradım.
Güven, bu soruyu yanıtlamanın güçlüğünü; Bilmek çok zor.
Bilmediğimizden değil, bilemediğimizden... sözleriyle ifade ederek beni Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü Destek Hizmetleri ve Arşiv Daire Başkanı Nihat Değirmenci’ye yönlendirdi.
Türk sinemasında bugüne kadar çekilen toplam film sayısı, ne yazık ki kesin olarak bilinmiyor.
Bu belirsizliğin temel nedeni, resmi kayıt ve tescil işlemlerinin ancak 1987 de başlamış olması.
Ancak mesele sadece bürokrasiyle sınırlı değil; çekildiği bilinmesine rağmen kopyaları tamamen yok olan filmlerin çokluğu, sinema tarihimizde büyük bir boşluk yaratıyor.
Bu kültürel kaybın arkasında trajik nedenler yatıyor. Önceki yıllarda çekilip de 1987 den sonra tescil edilen aralarında sinema salonlarında gösterime giren belgesel yapımların da olduğu 11.777 film olduğunu biliyoruz.
Bu rakam; birçok kayıp ve yanmış / yakılan film olmasına rağmen Türk sinemasının üretkenliğini gözler önüne seriyor.
Atatürk ve Suudi Arabistan Kralı Abdullah ın 1937 de Ankara Buluşması ve 1951 ziyareti ÇOĞU FİLM YA YANDI YA YAKILDI YA DA YURT DIŞINA KAÇRILDI • Yangınlar...
Türk sinema tarihinin en büyük fiziksel kaybı 1959 da yaşandı.
İstanbul Belediye Sarayı’nın bodrum katında bulunan Lale Film deposundaki patlama ve ardından çıkan yangın, 1914 - 1959 yılları arasındaki binlerce makarayı küle çevirdi. 1959 a kadar olan üretimin yaklaşık % 90’ının kayıp olduğu tahmin ediliyor. • Siyasi Müdahaleler... 1980 askeri darbesi döneminde Sakıncalı bulunduğu gerekçesiyle birçok film makarası yakılarak imha edildi. • Yurt Dışına Kaçırılma...
İmha edileceği korkusuyla Yapımcılar tarafından yurt dışına çıkarıldıktan sonra birçok filmi izi sonraki yıllarda kaybedildi. izi kaybedildi. Özellikle Rusya, Almanya ve Fransa arşivlerinde Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemine ait kayıp görüntüler gün yüzüne çıkabiliyor.
Rusya, Almanya ve Fransa arşivlerinde Osmanlı ve erken Cumhuriyet dönemine ait kayıp görüntüler bulunabiliyor.
Eskicilerden veya aile arşivlerinden çıkan 16 mm ve 35 mm kopyalar, bazen bir dönemin eksik parçasını tamamlıyor.
UNICEF’in Unutulmaz Misyonu: 1958 de 50 milyon hayata dokunmak Tüm bu faktörler bir araya geldiğinde, Türk sineması maalesef kendi geçmişinin bir kısmını ebediyen kaybetmiş durumda.
Kurgusal, dökümanter veya belgesel olsun Türkiye nin toplumsal hafızasında önemli yer tutan filmlerin kurtarılması ve korunması adına hummalı ve bir o kadar da kıymetli çalışmanın detaylarını Habertürk’e anlatan Nihat Değirmenci, Türk sinemasının görsel mirasının nasıl bir araya getirildiğini, dijitalleştirildiğini ve gelecek nesillere aktarılmak üzere nasıl koruma altına alındığını paylaştı.
Kaybolmaya yüz tutmuş makaralardan dijital restorasyona uzanan bu yolculuk, sadece filmlerin değil, Türkiye’nin ortak geçmişinin de kurtarılma hikâyesini sunuyor.
KAPATILAN SİNEMALARIN DEPOSUNDAN KUTULARCA FİLM ÇIKABİLİYOR ♦ 1980 öncesinde sağlıklı bir arşivleme ve kayıt işlemi olmadığı için Türk sinemasında kaç tane film olduğu ne yazık ki bilinmiyor.
Nihai rakamı öğrenmenin bir yolu olmayacak mı?Türk Sinema Tarihi alanında araştırma yapan birçok akademisyen ve sinema yazarı Türk sinema tarihiyle ilgili yazdıkları kitaplarda yapımı gerçekleşen filmlerden bahsederler.
Ancak filmler çekilmiş olsalar da asıl mesele bu filmlere ulaşabilmek, kopyalarını izleyebilmek.
Türk sinemamızda kayıp olduğu düşünülen pek çok film var.
Bunlar belki bir depoda, bir vatandaşın dolabında izleyicilerle buluşmayı bekliyor.
Belirttiğiniz gibi sağlıklı bir envanter tutulmamış olması, kurumların veya yapımcıların ellerindeki filmlere ait güncel bir liste bulunmaması öncelikli sıkıntılardan biri ancak özellikle gelişen teknolojilerin yardımıyla filmlerin dijitalleştirilmesi ve restore edilmesi ile tarihi filmlere olan ilgi de artmaya başladı.
Bu da yıllardır tozlu raflarda unutulmuş filmleri tekrar gün yüzüne çıkarmak için bir neden oldu.
Yapımcılar, çeşitli şirketler veya herhangi bir vatandaş; Elimde şöyle bir film var diyerek bizimle iletişime geçebiliyor.
Kapatılan sinemaların deposundan hâlâ kutularca film çıkabiliyor.
ŞEHİR İÇİNDE DEPOLANMALARI YASAKLANMIŞ ♦ Filmlerin korunamamasının ana nedeni ne olmuş?
Filmleri saklamak isteyen kişiler için biriken filmleri depolamak bir süre sonra sıkıntıya dönüşmüş.
Dönemin en çok kullanılan film tabanı olan nitrat tabanlı filmlerin muhafazası ise ayrı bir sorun teşkil etmiş.
Yanıcı özelliğinden dolayı çabuk alev alan bu filmlerin 1953 te alınan bir kararla şehir içlerinde depolanmaları yasaklanmış.
Bu filmlerin büyük kısmı İstanbul Belediyesi’nin Hasköy’de bulunan depolarında uygun olmayan muhafaza koşullarında bir süre saklanmış.
Bu depolardaki filmler, 1959 da çıkan yangınla, Türk sinema tarihinin ilk film örnekleri ve gösterime girmiş pek çok yabancı film, negatifleri de dâhil olmak üzere, geri dönüşü olmayacak şekilde yanarak yok olmuş.
Bu durumda nihai bir sayıya ulaşmak belki de hiç mümkün olmayacak. Çünkü her an bir yerlerden unutulmuş, belki hiç kayıt altına alınmamış ya da yok olduğu düşünülen bir filmin çıkma ihtimali de bulunuyor.
Yugoslavya Cumhurbaşkanı Mareşal Josip Broz Tito, iki ülke ilişkilerini güçlendirmek amacıyla Türkiye yi ziyaret etti. (1954) 11.777 FİLM TESCİL EDİLDİ ♦ Sağlıklı bir kayıt ve arşivleme çalışmasına ne zaman başlandı?Gösterime girecek sinema filmlerinin kayıt ve tescil edilmesinin 1987 de zorunlu hale gelmesiyle birlikte kesin rakamları biliyoruz. 1987 - 2025 arasında 11.777 adet yerli film kayıt ve tescil edilmiş durumda.
Genel müdürlüğümüz arşivinde ise çoğunluğu haber / belge film niteliğinde 13.500 kutu film bulunuyor.
Belge / haber filmlerinin durumu da sinema filmlerinin durumuna benziyor.
Farklı kurum ve kuruluşlardan bir araya getirilmiş bu belge / haber filmlerinin dijitalleştirilmesiyle birlikte bazı hatalı içeriklerini, isim ve künyelerini de düzeltiyoruz.
FRANSIZLAR YASAKLADI Ahmet Fehim’in yönettiği 1919 yapımı Mürebbiye , işgal altındaki İstanbul’da Fransız bir kadının ahlaksız gösterildiği gerekçesiyle işgal kuvvetleri tarafından yasaklanarak kopyaları toplatıldı.
Mürebbiye de başrolleri; Mme.
Kalitea ile İsmail Zahit paylaştı.
İSTEYEN HERKESE AÇILDI ♦ Kaydı bulunan ilk Türk filmi hangisidir?
Türk sinema tarihinde ilk Türk filmi olarak genellikle 1914 te çekilen İstanbul Ayastefanos’taki Rus Abidesi nin Yıkılışı kabul edilir.
Ancak bu film günümüze herhangi bir şekilde ulaşmadığı için çeşitli tartışmalar da gündeme geldi. 1915 te kurulan Merkez Ordu Sinema Dairesi, dönemin savaş koşullarını belgeleyen pek çok filmin çekilmesini sağladı.
Bu senelerde Çanakkale Muharebeleri (1916), Galiçya Harekatı (1916), Harbiye Nazırı’nın Kıta Teftişi ve Batum Manzarası (1915), Alman İmparatoru’nun Dersaadete Gelişi (1917), Abdülhamit’in Cenaze Merasimi (1918), Sultan Vahdettin’in Kılıç Alayı (1918) gibi dönemin önemli olay ve kişileriyle ilgili belge filmler çekildi.
Bu filmlerin kopyaları genel müdürlüğümüz film arşivinde muhafaza ediliyor.
Filmmirasim web sitesi üzerinden de isteyen herkesin izlemesine açıldı.
FARKLI YERLERDE YEDEKLENİYOR ♦ Arşivleme konusunda karşılaştığınız en büyük zorluk neler oluyor?
Arşivlenen her materyalin bir yedek kopyası var mı?
Film arşivleri ısı ve nem olmak üzere çeşitli koşulları taşımak zorunda.
Filmler bu koşullar sağlanmadığı takdirde hemen bozulup geri dönüşü olmayacak şekilde hasar görebiliyorlar.
Geçmişte filmlere dair sağlıklı bir envanter çıkarılmamış olması filmlere dair bilgilere ulaşmamızda sıkıntı çıkartabiliyor.
Bir filmin hangi tarihte kim tarafından çekildiği, ne anlattığı gibi konularda uzun mesailer harcanmak zorunda kalınıyor.
Gerek filmlerin fiziki ve dijital restorasyonlarının yapılması gerekse de içerik çözümlemelerinin yapılması için alanında uzman personel gerekiyor.
Teknolojinin akıl almaz bir hızla ilerlemesi de bazı alanlarda yatırım yapılmasını zorlaştırıyor.
Teknolojiyle ilgili bir sıkıntı da dijitalize edilmiş filmlerin muhafazası.
Bu filmler yüksek çözünürlüklü dosyalar olduğu için dijital depolama alanları oluşturmak ve bu alanları çeşitli teknolojik tehlikelerden / risklerden uzak tutmak gerekiyor.
Bu riskler nedeniyle taranan filmlerin dijital kopyalarının farklı yerlerde yedeklenmesi gerekiyor.
HÂLÂ BULUNAMADI Döneminin en büyük ticari başarısını yakalayan ve yurt dışına (İngiltere ye) satılan ilk filmimiz olan Binnaz ın orijinal negatifleri hâlâ bulunamadı.
YILDA 600 KUTU FİLMİ DİJİTALLEŞTİRİYORUZ ♦ Arşivdeki fiziksel makaraların dijital ortama aktarılması sürecinde şu an hangi aşamadayız?
Gelecek kuşaklara aktarım noktasında önceliğiniz nedir?Film arşivimizde çoğunluğu belge film olmak üzere 16 mm ve 35 mm formatında asetat ve polyester tabanlı 13 bin 500 kutu pelikül film bulunurken 2.288 kutu nitrat tabanlı film de Milli Savunma Bakanlığı ile müşterek özel saklama koşulları oluşturulmuş bir depoda muhafaza ediliyor.
Nitrat tabanlı filmlerin tamamı dijital ortama aktarıldı. 13.500 kutu film ise belli bir sırayla hızlı bir şekilde dijitalize edilip filmmirasim ve YouTube SİNE kanalı üzerinden kamuoyuyla paylaşılıyor.
Yılda ortalama 600 kutu filmi dijitalleştirebiliyoruz.
Bir filmi dijitalleştirmekle iş bitmiyor.
Filmlerin uzmanlarımızca usulüne göre önce temizlenmesi, dijitalleştirilmesi, etiketleri, içerik bilgileri ile kutu üzerindeki bilgilerin karşılaştırılması, tahlilinin yapılması, tüm bu süreçlerin notlarının sağlıklı alınması sonrasında da kamuoyu ile paylaşılması ciddi bir zaman almaktadır.
Bu filmlerden bugüne kadar yaklaşık 5 bin kutu film taranarak dijital ortama aktarıldı.
Web Sitemiz 650 adet film ile 6 Aralık 2022 tarihinde filmmirasim.ktb.gov.tr adresinde erişime açıldı.
Daha sonra buna YouTube SİNE kanalı eklendi.
Bugün itibarıyla 1.204 filme ulaşılan web sitemizde Türk siyasi tarihinin nirengi noktaları temel alınarak belirlenen altı kategori bulunuyor.
Kıbrıs Şehidi Cengiz Topel’in Ankara’daki tarihi cenaze töreni (1964) TÜRK TARİH KURUMU VE AKADEMİSYENLERDEN DESTEK ALINIYOR ♦ Arşivde bulunan bu filmlerin içerik tahlillerinde nasıl bir yöntem kullanıldı, başka kurumlarla iş birliği yapıldı mı?Öncelikle film kutularının etiketleri esas alınmıştır.
Filmlerin etiketleriyle filmlerin içeriğinde yer alan bilgiler karşılaştırılmış, bazı filmlerin tespit ve içerik tahlilinde Türk Tarih Kurumu başta olmak üzere üniversitelerin ilgili alanlarındaki akademisyenlerden destek alınmıştır.
Filmin dönem fotoğraflarıyla karşılaştırılarak konu hakkında varsa makale, haber, gazete kupürü, yayınlar esas alınıyor.
Osmanlıca metinler okunarak içerikle görüntü eşleştirmesi yapılıyor.
Bazen kutu üzerindeki isimle içeriğin örtüşmemesi de olabiliyor.
Bazen de sürpriz görüntülerle karşılaşılmaktadır.
Bu durumda referans alabileceğimiz bir ipucu filmin çözümlenmesine yardımcı olabilmektedir.
İstanbul Ahırkapı daki Osmanlı fabrikası BİRÇOK ARAŞTIRMAYA IŞIK TUTACAK FİLMLER BULUNUYOR ♦ Arşivinizde daha çok belge / haber filmlerinden bahsettiniz.
Bu filmlerin içerikleri hakkında kısaca bilgi verebilir misiniz?Tarihi kıymete haiz filmler hiç şüphesiz ülkemizin tarihine, sosyal hayatına, mimarlık ve sanat tarihine, giyim kuşam ve modasına, sağlık sistemine, tarımına, spor, sanat, eğitim ve iktisadi hayatına, daha bunun gibi benzeri birçok yönüne ışık tutuyor.
Bazen görüntülerdeki kısa bir ayrıntı çok önemli tarihi bir boşluğu doldurabiliyor.
Bu nedenle sitemizde konu ve içerik açısından geniş bir yelpazede bulunan, farklı kesimlerin ilgisini çekebilecek, birçok bilim dalında çalışma yapan araştırmacıya yardımcı olabilecek filmler yer alıyor.
Sultan Vahdettin’in biat töreni (1918) TARİHİ ÖNEMİ BÜYÜK FİLMLERE ÖNCELİK TANIYORUZ ♦ Yıpranmış veya kaybolmaya yüz tutmuş Türk sineması klasiklerinin restorasyonunda hangi kriterleri baz alıyorsunuz?
Yakın zamanda izleyiciyle buluşacak yenilenmiş bir sürpriz var mı?Genel müdürlüğümüz film arşivinde çok önemli, tarihe ışık tutacak belge filmler yer alıyor.
Bunların bir kısmının dijital restorasyonu da yapıldı. Örneğin Atatürk’ün seyahatlerine ilişkin birden fazla filme restoreli bir şekilde web sitemiz ve youtube kanalımız üzerinden ulaşılabilir.
Alman İmparatoru II.
Wilhelm’in İstanbul Ziyareti, İngiltere Kralı Edward’ın Türkiye Seyahati, Rıza Şah Pehlevi’nin Türkiye Seyahati, Adnan Menderes ve Fuad Köprülü’nün Yunanistan Gezileri gibi pek çok film yenilenerek kamuoyunun erişimine açıldı.
Restorasyon konusunda önceliği nadir ve tarihi önemi büyük filmlere veriyoruz.
Bu konuda seyircide uyandıracağı merak ve heyecanı da göz önünde tutmak gerekli.
Bu doğrultuda arşivimizde yer alan pek çok kıymetli film üzerinde çalışmalarımız sürüyor.
Yakın zamanda izleyiciyle buluşacak, yenilenmiş bazı çalışmalar da sürpriz olarak paylaşılabilir tabii ki...
NATO Arşivinden Türkiye: Dünyanın Kilidi ve Stratejik Gücü ARAŞTIRMACILAR MİSAFİRİMİZ OLABİLİR ♦ Arşivdeki eserlerin araştırmacılara, sinema öğrencilerine ve halka açılması konusunda planlanan yeni projeler veya dijital platform çalışmaları mevcut mu?Filmmirasim uygulaması ve web sitesi ile Youtube SİNE kanalı üzerinden filmlerimiz herkesin kullanımına açık halde.
Ancak filmlerimizden bir proje dahilinde yararlanmak isteyen kullanıcılar da bir ücret dahilinde filmlerimizden kesitler kullanabilmektedir.
Genel müdürlüğümüz arşivinin kapıları ise her zaman açıktır.
Filmlerin nasıl bir ortamda muhafaza edildiğini, fiziki ve dijital restorasyon çalışmalarımızı görmek isteyen araştırmacılar telefonla randevu alarak misafirimiz olabilirler.
Osmanlı döneminden efsane bir başkent BULUNAN HER FİLMLE BÜYÜK HEYECAN YAŞIYORUZ ♦ Arşiv daire başkanı olarak, Türkiye nin hafızasında sizi en çok heyecanlandıran; İyi ki bunu koruma altına almışız dediğiniz eser hangisidir?Aynı zamanda bir tarihçi olarak konusuna önceden hakim olduğum veya araştırdığım bir konunun küçük de olsa bir görüntüsünü görmek daima beni ve ekip arkadaşlarımı heyecanlandırıyor.
Bunlardan birisi de daha önce üzerinde çalıştığım, fotoğraflarına da zor ulaştığım Kurtuluş Savaşı nın sembol anıtlarından olan ve Atatürk’ün bizzat yaptırılmasını istediği ve temel atma törenine de cumhurbaşkanı olarak katıldığı 30 Ağustos 1924 yılındaki Meçhul Asker (Şehit Sancaktar Mehmetçik) anıtına ait kısa da olsa bir görüntüyle karşılaşmam oldu.
AMACIMIZ KÜLTÜREL MİRASIMIZI TOPLUMLA BULUŞTURMAK ♦ Önümüzdeki 5 yıl içinde Sinema Genel Müdürlüğü Arşivi’ni teknolojik ve içerik olarak nerede görmeyi hedefliyorsunuz? Önümüzdeki 5 yıl içinde, öncelikli amaçlarımızdan biri arşivimizde bulunan film materyallerinin korunmasını sağlamak ve mümkün olan en geniş kısmını dijital ortama aktararak gelecek kuşaklara güvenli bir şekilde ulaştırmak.
Bu kapsamda tarama çalışmalarının hızlandırılmasını planlıyoruz.Bunun yanında arşivde yer alan belge filmlerin, araştırmacılar, sinemacılar ve sinemaseverler tarafından daha kolay erişilebilir hale getirilmesi de hedeflerimiz arasındadır.
Web ve YouTube platformlarımız üzerinden sunulan içeriklerin çeşitlendirilmesi ve arşivdeki tarihî görüntülerin daha görünür kılınması için çalışmalarımız devam etmektedir.
Amacımız, Türkiye’nin görsel hafızası niteliğindeki bu kıymetli arşivi hem teknik açıdan güçlü bir koruma altyapısına kavuşturmak hem de kültürel miras olarak toplumla daha geniş ölçekte buluşturabilmektir.
Alman İmparatoru II.
Wilhelm in İstanbul ziyareti (1917) HER FİLMİN HER KARESİ TARİHİ BİR ANDIR ♦ Bir filmi restore ederken pırıl pırıl yapmak mı esastır, yoksa dönemin dokusunu (Gren yapısını, renk paletini) korumak mı?
Nerede durmalı?Arşivlerdeki filmlerin muhafazası, fiziki ve dijital restorasyonu konusunda uymaları gereken etik ilkeler bulunuyor.
Bunların başında hiçbir filmi imha etmemek geliyor.
Film arşiv ve müzeleri, filmleri film üzerinde korumalıdır. Çünkü bir film bir sinemacının kaydettiği ya da bir kameramanın yakaladığı tarihi bir andır.
Film, fiziksel ve kimyasal olarak narin olsa da gereken nem ve sıcaklık altında saklanıp, düzenli kontrolden geçirildiğinde yüz yıldan fazla dayanabilen bir malzemedir.
Filmlerin, filmden sonra geliştirilen bir hareketli görüntü taşıyıcı olan video kasetten daha uzun ömürlü olduğu şimdiden kanıtlandı.
Onaylanmamış değişiklikler veya haksız tahrifat ancak uygun koşullarda saklanmış orijinal filmlerle karşılaştırma yapılarak ortaya çıkarılabilir.
Sinemanın başlangıcından günümüze kadar yüzlerce ticari renk sistemi, ses sistemi, dünya çapında en az 2 bin film laboratuvarı ve bilinmeyen birçok film materyali üreticisi vardır.
Tüm bunların bilgisini içeren bir bilgi bankası bulunmadığından, bilgi eksikliği doğabilmekte; dolayısıyla filmin kimlik tespiti yapılamadığından bazen bir filmin aslına uygun olarak restore edilmesi mümkün olmayabiliyor.Siyah - beyaz filmin renklendirilmesi veya sessiz bir filme ses eklenmesi sadece eğlence amaçlı yapılmalı, bu da mutlaka belirtilmelidir.
Kısacası filmin aslına uygun, halel getirmeyecek restorasyon en önemli kural olmalıdır.
Her zaman filmin orijinal hali esas olmalıdır.
Takdir edersiniz ki teknoloji de sürekli gelişmektedir.
Belki de 20 yıl sonraki teknolojiler yaptığımız dijitalleştirmeye ve içeriğine bugünkünden çok daha fazla katkı verecektir.
Altın Hilal (1959) AYNI ZAMANDA HAK SAHİPLERİNİN HAKLARINI DA GÖZETİYORUZ ♦ Bir filmi restore etmek isteseniz bile yapımcısına veya varislerine ulaşamadığınız durumlar oluyor mu?
Sahipsiz eserler için hukuki bir koridor var mı?Film arşivimizde tarihî önem taşıyan filmlerin büyük bir kısmı 1950’lerden önce çekilmiş, bir kısmı da kamu kurumları aracılığı ile üretilmişler.
Telif haklarının eser sahibinin vefatından itibaren 70 yıl sürmesini öngören mevzuat kapsamında, bu filmlerin önemli bir bölümünde telif hakkı kaynaklı bir sorunla karşılaşmıyoruz.
Dolayısıyla bu eserlerin korunması, dijital ortama aktarılması ve restorasyonu konusunda daha rahat hareket edebilmekteyiz.
Bununla birlikte daha yakın dönemlere ait bazı filmlerde yapımcıya, hak sahiplerine veya varislerine ulaşmanın zor olduğu bir durum ortaya çıkarsa hem mevcut telif mevzuatı hem de kurumlar arası iş birliği çerçevesinde gerekli araştırmalar yaparak, hak sahiplerinin tespit edilmesine çalışırız tabii ki...
Genel yaklaşımımız, Türkiye’nin sinema ve görsel hafıza mirasını oluşturan bu eserlerin korunmasını sağlarken aynı zamanda hak sahiplerinin haklarını da gözeten bir dengeyi sürdürmektir.
Galatasaray - Milan Maçı: Avrupa Kupası Çeyrek Finali (1963) DESTEK HİZMETİ NEDİR? ♦ Destek hizmetlerini biraz açabilir misiniz? Üst yönetim tarafından belirlenen amaç ve ilkelere uygun olarak; genel müdürlüğün haberleşme, idari ve mali işler, insan kaynakları ile görsel ve işitsel eser arşivlemeyle koordinasyon şube Müdürlüklerinin iş ve işlemlerini mevzuata uygun olarak yürütmek, planlamak, koordine etmek ve denetlemek olarak sayılabilir.
Van Folklor Hazinesi: Ağır Gövenk ten Papuri ye tarihi kayıtlar ♦ Destek hizmetleri ve arşiv gibi iki farklı disiplini aynı çatı altında yönetmenin avantajları ve zorlukları nelerdir?
Sinema Genel Müdürlüğü yönetim şemasında 2 genel müdür yardımcılığı, 4 daire başkanlığı, 10 şube müdürlüğü şeklinde teşkilatlandırılmıştır.
Muhakkak her dairenin zorlu ve stresli tarafları olduğu gibi insanın zevkle çalıştığı birbirlerine karşılıklı değer kattıkları tarafları da vardır.
İdari mali işlerle insan kaynaklarının herkes tarafından bilinen zorlukları var.
Ancak bazıları için zor gelebilir belki, görsel ve işitsel eser arşivleme şubesinin iş ve işlemlerini belki de tarihçi olmam hasebiyle hep ayrı bir yere koyarım.
Trakya Manevraları: II.
Dünya Savaşı eşiğinde Türk Ordusu (1939)