Haber Detayı
ABD, bir boğaza sıkışırken İsrail’in sinsi hesabı...
Ankara'da yapılan değerlendirmelerde, ABD sahadan çekilse bile İsrail'in en az üç dört hafta daha tek başına İran'a karşı bu kirli savaşı sürdüreceğine işaret ediliyor! Elbette operasyonun uzaması 'stratejik sürüklenme' aşamasının başladığını yani, savaşı çıkaranların başlangıçtaki amaç ve...
Ankara'da yapılan değerlendirmelerde, ABD sahadan çekilse bile İsrail'in en az üç dört hafta daha tek başına İran'a karşı bu kirli savaşı sürdüreceğine işaret ediliyor!
Elbette operasyonun uzaması 'stratejik sürüklenme' aşamasının başladığını yani, savaşı çıkaranların başlangıçtaki amaç ve hedeflerinden saptığını gösteriyor.
Çatışmanın derinleşmesi ise bölgesel güvenlik dengeleri ve enerji fiyatları açısından uzun süre giderilemeyecek riskler anlamına geliyor!
Türkiye, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın, 'kıdemli devlet adamı' kimliği ve 'devlet aklıyla' bu savaşın dışında kalmaya özen gösterdiği gibi hem diplomasiye şans verilmesi hem de İran'ın çevre ülkelere yönelik füze-drone saldırılarını sonlandırması gerektiğini ısrarla vurguluyor.
Bugünkü krizin dramatik yanını ise ne İran rejimi ne de İran halkının geleceği oluşturuyor.
Tabiri caizse İran, kimsenin umurunda değilmiş görüntüsü pekişiyor.
Neden?
Çünkü varsa yoksa 'Hürmüz Boğazı!' Global enerji denklemi ve küresel daralma endişesi masumların hayatının önüne geçiyor. *** Venezuela'da, devlet başkanı Nicolas Maduro'yu bir şafak operasyonunda üzerindeki eşofmanı ile ele geçirip New York'ta yargı önüne çıkaran Başkan Trump, gerek aşırı özgüveni gerekse Siyonist lobinin baskısı ile İran'a hesapsız ve anlamsız savaş açtı.
Trump bununla da yetinmedi.
Geleneksel Amerikan söylemini de altüst etti.
İran'a, halkına demokrasi getirme düşüncesinde olmadığını, rejimi bile önemsemediğini, sadece ABD ile uyumlu çalışacak bir yönetim istediğini söyleyiverdi!
Rejimin handikaplarına rağmen İran'daki kadim devlet geleneğini, ülkedeki milli refleksleri pek ciddiye almadı.
Etnik ve mezhebi unsurları, Amerika için 'kara gücü' olarak kullanmayı bile gündeme getirdi.
Ama İran'a açılan savaşın sadece Ortadoğu için değil, tüm insanlık için yepyeni bir sorgulama dönemini başlatacağını öngörmedi! *** Trump ve ona eşlik eden ekibi, tarihi ve dini kökeni olan faşist söylemlere sarıladursun savaş nitelik ve öncelik değiştirdi.
Pentagon en az 50 milyar dolar maliyet çıkarması beklenen bu savaşı, İran'ın stoklarındaki zenginleştirilmiş uranyumu bulabilmek için özel kuvvet harekâtına ve Hürmüz Boğazı'nın tanker trafiğine açılmasına endeksledi.
İşte o noktada, müttefikleri ile kaçınılmaz 'stratejik kırılmayla' da yüzleşti.
Trump, 'Hürmüz Boğazı'ndan kendimize bir kazanç sağlamıyoruz.
Buradan petrolü alan ülkelerin savaşa ve savunmaya katılması gerekiyor' dedi.
Körfeze deniz gücü göndermesi için Çin-Fransa-Japonya- Güney Kore-Birleşik Krallık-Hindistan ve Almanya'ya çağrıda bulundu.
Bir adım ileri giderek Hürmüz Boğazı için kurulmasını istediği deniz misyonuna katkı vermemesi halinde, 'NATO için sonu kötü olur' tehdidini de savurdu.
Bu sırada Amerikan Savaş Bakanlığı, Japonya'nın Okinawa kentinde bulunan, Pasifik bölgesi için hızlı müdahale gücü olarak hazır beklettiği 2.500 kişilik 31.
Deniz Piyade Birliği'ni Ortadoğu'da konuşlandırma kararı aldı.
Böylece, İsrail'in peşine takılan Trump, İran'ın Hürmüz Boğazı çevresinde mayınlı hızlı botlar ve insansız hava araçlarıyla oluşturduğu tehlikeyi bertaraf etmeye yöneldi.
Unutmadan...
Almanya, İspanya ve İtalya bu aşamada asker göndermeyeceklerini açıkladı.
Hatta Alman hükümet sözcüsü, 'İran savaşı, NATO'nun savaşı değildir' diye keskin bir dil kullandı.
İngiltere Başbakanı Starmer, İran'a karşı doğrudan saldırılara katılmayacaklarını yineledi.
Müttefiklerle birlikte uluslararası deniz trafiğini koruyacak ortak güvenlik planına ise şartlı yeşil ışık yaktı.
Operasyonun; uluslararası hukuki dayanakla birlikte açık siyasi hedefler taşıması, nasıl biteceğinin planlanmış olması ve bölgesel sonuçlarının hesaplanması gerektiğini vurguladı.
Bu arada Başkan Trump, İran'ın en büyük petrol müşterilerinden biri olduğu için Çin'in de devreye girmesini istedi.
Çin, yardımcı olmazsa iki hafta sonrasına planlanan liderler görüşmesini (Şi Cinping ile) erteleyebileceğini söylemekten geri durmadı!
Özetle...
Dünya karışık, dünya liderliğinin kafası daha da karışık...
Günün sonunda 'ABD ve İran'ın onurlu çıkış yolu' bulması için tek adres yine Türkiye, yine Erdoğan!