Haber Detayı

‘Bozgunculuk yapacak ve kan dökecek’
Mehmet yuva aydinlik.com.tr
18/03/2026 00:00 (5 saat önce)

‘Bozgunculuk yapacak ve kan dökecek’

‘Bozgunculuk yapacak ve kan dökecek’

Bakara Suresi 30. ayette; Rabbin meleklere, “Şüphesiz ben yeryüzüne bir halef getireceğim.” dediğinde, melekler, “Sen, yeryüzünde bozgunculuk yapacak ve kan dökecek birini mi yerleştireceksin?

Oysa biz seni yüceltiyor (övüyor) ve senin kutsallığını teslim ediyoruz.” dediler.

O da “Şüphesiz ben sizin bilmediğinizi biliyorum.” dedi.

Hud Suresi 101. ayette; “Biz onlara zulmetmedik, fakat onlar kendileri zalim kimselerdir.

Rabbinin buyruğu gerçekleşince, Allah’ı bırakıp da kulluk ettikleri ilahları kendilerine hiçbir yarar sağlamadı.

Yalnızca kayıplarını artırdılar.” Birinci ayette Allah’ın yeryüzüne halef olarak getireceği (Âdem’in) yaratılışına, “bozgunculuk yapacak ve kan dökecek” öngörüsüyle itiraz eden meleklere hitaben “Şüphesiz ben sizin bilmediğinizi biliyorum.” diyen Rabbimiz, meleklerin öngörüsüne sahip değil miydi, meleklerin bildiğini kendisinin bilmemesi mümkün mü?

Halef tayin edeceği (Âdem’in) ve zürriyetinin yeryüzünde bozgunculuk yapacağını ve kan dökeceğini bilmiyor muydu?

Biliyorsa ve Rabbimiz melekler ile Âdem’in bildiğini öğreten başmuallim ise o vakit bozguncu ve kan dökücü olacak Âdem ve zürriyetini neden yarattı?

Rabbimiz Âdem’i (Adamı) insanı, kendi suretinden yarattıysa (ki en kadim medeniyetlerin tabletlerinde de Tevrat’ta da İncil’de de Kuran’da da böyle olduğu yazılıdır), kendi ruhundan üfleyip can verdiyse, kendisinin yeryüzündeki halefi olarak seçtiyse, bozgunculuk yapsın ve kan döksün diye mi yarattı?

Tabi ki hayır. meleklerden ve İblis’ten farklı olarak kendi suretinden, nefsinden ve ruhundan yaratmış olmasına rağmen ona “kısmi-cüzi hür bir irade” sahibi olmasına izin verdi.

Zira mutlak bir irade bahşetseydi kendisini Allah yerine koyabilir ve Allah’ın makamına talip olabilirdi.

Hâlbuki Allah şerik yani ortak kabul etmez.

İMTİHANDA BAŞARISIZ OLDULAR Bu sebeple bir ve aynı nefisten yarattığı Adem ve Havva’yı “takriben tanrı mesabesinde” yaratırken iyilik ağaçlarından beslenmesini ama kötülük ağacından uzak kalmasını emretmiştir. “Nefsine hâkim olursan meleklerden üstün ama nefsin sana hakim olursa sefillerden daha sefil olursun.” ayetindeki uyarı bununla ilgilidir.

Kötülük ağacından yersen, beslenirsen ona meyil edersen ona benzer ve ondan olursun nasihati vermektedir.

Melekler Rabbin bahşettiği görevleri harfiyen icra ve ifa ederken İblis Allah’la yaptığı sözleşme sonrasında Âdem ve Havva’yı imtihan etmekle görevlendi.

İblis, Âdem ve Havva’daki cüzi hür iradeyi imtihan etti. Âdem ve Havva bu imtihanda başarısız oldu.

Hicr Suresi 39. ayette İblis; “Rabbim, beni sapıklığa (Allah’ın kanunlarıyla çelişen bir durumda olmak) düşürdüğün için, yeryüzünde onlara isyanı cazip kılacağım ve hepsini saptıracağım.” dedi.

Ama ve lakin Şeytan bile bu işe hayret etmiştir.

Zira İnsanın (Âdem-Adam) sahip olduğu güce ve Allah’ı dinlemeleri halinde hiçbir kuvvetin, yalanın, sihrin onları yoldan çıkarmayacağına müdrikti.

İbrahim Suresi 22. ayette Şeytan; “Şüphesiz Allah size gerçek bir vaatte bulunmuştu; Ben de size bir söz verdim ama yalancı çıktım.

Aslında benim sizi zorlayacak gücüm yoktu; Benim yaptığım size çağrıda bulunmaktan ibaretti; Siz de benim çağrıma uydunuz.

O halde beni kınamayın, kendinizi kınayın.

Ne ben sizi kurtarabilirim ne de siz beni kurtarabilirsiniz.

Gerçekten de kötülük yapanlar acı bir ceza göreceklerdir.” demektedir.  ‘MELUN ŞECERE’ Bu ayette baş-melek konumunda olan ama asi davrandığı için tenzili rütbe ile cezalandırılan İblis’in (Şeytan’ın) görevi Âdem ve Havva’yı uzak durmaları gereken “melun şecereden” yani lanetli, kötü, habis, iblisi soy, zürriyet, kök, ağaçtan yemelerini (esinlenmelerini, gıda almalarını, beslenmelerini, emsal almalarını) sağlamaktır.

İblis bunu başardı ve Âdem ile Havva’nın “kötü” olabileceklerini ve melun şecerenin tüm habis özelliklerini taşıyabileceklerini kanıtladı.

Bunun bedeli olarak Allah, Bakara Suresi 36.

Ayette; “Sonra şeytan onları bundan saptırdı ve onları içinde bulundukları durumdan uzaklaştırdı.

Biz de dedik ki: Birbirinize düşman olarak inin; Yeryüzünde geçici bir süre için yerleşecek ve zevk (keyif) bulacağınız bir yer edineceksiniz.” İblis, İnsanın (adamın) iki önemli yani tövbe ve yaratıcısı Allah’tan af dileme silahıyla donanmış olduğunu öngöremedi.

Allah’ta her imkânda tövbe eden (hatalarından, günahlarından, zaaflarından, kötülüklerinden ibret ve ders alan, af dileyen) insan (adam) için affedicidir.

Zira O Gaffur (affeden) Rahman ve Rahimdir, Rahmanlardan daha Rahimdir.

Bağışlayanlardan daha bağışlayıcı affedenlerden daha affedicidir.

İKİ BUÇUK GRUP Bunları anlatmamızdaki asıl gaye günümüzde insanların iki buçuk gruba ayrıldığını göstermek içindir; Birinci grup Şeceret-Elmeluna (melun-lanetli şecere) soy, zürriyetten gelenler, beslenenler, İblis’in kötülük, yalan, dolan, talan, kaynağından içenler, onun memuru ve askeri olanlar, sapkın olanlar, nifak ve fitne yayanlar, bozgunculuk yapanlar ve kan dökenler tüm bu kötülükleri yaparken de bizim amacımız bozgunculuk ve kötülük değil biz sulh-barış taraftarıyız diyenler.

Buçuk grup ise hayatı boyunca ikisi arasında gidip gelen kararsız, kibirli, menfaatçi, fırsatçı, bukalemun misalidir.

Az da olsa tekrar yola gelme ihtimali vardır.

Ama ve lakin melun zürriyetin güçlenmesinde ile kötülüğün, acıların, savaşların, yıkımların devam etmesinde maalesef adalet terazisini bozan gruptur.

İkinci Grup; iyilik, rahmet, şükür, üretken, sanatkâr, zanaatkâr ve kanaatkâr nurani-rahmani şecereden beslenenler, kibirli olmayanlar, tekelci hegemonya gütmeyenler, sevgi, mal ve ilim paylaştıkça büyür, güzelleşir diyenler ve hatalarından ders ve ibret alanlar, tövbe edip af dileyenler.

Umudumuz ve temennimiz bu grubun hâkim olmasıdır.

Yoksa İblisin bir günahı yok.

Onu kınamayın.

O görevini hakkıyla ifa ediyor.

Aslında onun İnsan olanı zorlayacak bir gücü de yok.

Yeter ki melun şecereyi, zürriyeti iyi tanıyalım, ondan beslenmeyelim, uzak duralım ve onun panzehri olan nurani ve rahmet şeceresinden beslenelim.

Bu vesileyle tövbe, rahmet ve mağfiret gecemiz ve günümüz Kadir Bayramımız kutlu olsun.

Yeryüzünde bozgunculuk yapanlar ve mazlum kanı dökenler kahrolsun.

İlgili Sitenin Haberleri