Haber Detayı

Türkiye’nin I. Dünya Savaşı’na giriş sebepleri
özgürlük meydanı aydinlik.com.tr
18/03/2026 00:00 (7 saat önce)

Türkiye’nin I. Dünya Savaşı’na giriş sebepleri

İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti tarafsız kaldığı takdirde bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü garanti edeceklerini söylediler. Ancak bu tür bir garanti ne kamuoyunu ne de dönemin sorumlu yöneticilerini ikna etmeye yetti.

Osmanlı Sadrazamı Said Halim Paşa’nın yazısı o dönem Mehmet Akif Ersoy tarafından yayına hazırlanarak 29 Haziran-6 Temmuz 1922 tarihli Sebilürreşad dergisinde yayımlanmıştı.

Bugün Sebilürreşad Vakfı’nca yeniden çıkarılan derginin şubat sayısında, Said Halim Paşa’nın yazısından sadeleştirilmiş metin tekrar yayımlandı.

Günümüze de ışık tutan yazıyı okurlarımızla paylaşıyoruz: Büyük Avrupa Savaşı’nın patlak vermesi, bütün Türkiye’yi derin bir hayret ve endişe içine sürükledi.

Beklenmedik olduğu kadar gerçekleşmesinden korkulan bu büyük hadisenin, Osmanlı Devleti için barındırdığı derin tehlikeleri kavramayan kimse yoktu.

İtilaf Devletleri’nin giderek gizliliği bir kenara bırakıp açığa çıkan düşmanca tutumları, bize Kırım Savaşı’ndan bu yana pek çok şeyin değiştiğini gösteriyordu.

O zamanki rakiplerin, bugün “Şark Meselesi” denilen ve başka bir ifadeyle “Türkiye’nin paylaşılması meselesi”ni ortak bir uzlaşmayla çözmek istedikleri anlaşılıyordu.

Artık Osmanlı Devleti, Fransa ve İngiltere tarafından Avrupa dengesini sağlayan vazgeçilmez bir unsur olarak görülmüyor; aksine bu dengeyi sürekli tehdit eden bir varlık olarak kabul ediliyordu.

Herkes Rusya’nın asıl hedefinin İstanbul ve Boğazlar olduğunu biliyor; Fransa’nın Suriye’ye, İngiltere’nin Irak’a yönelik hırsları açıkça görülüyordu.

Bu amaçlar açıkça ilan edilmemiş olsa da İtilaf Devletleri’nin bu savaşta, asırlardır oynanan Şark Meselesi adlı trajedinin son perdesini sahnelemekte oldukları seziliyordu.

Savaşın ilk günlerinden itibaren İtilaf Devletleri’nin Osmanlı Devleti’ne karşı izledikleri tutum, Türk milletinin ve hükûmetinin içinde bulunduğu endişelerin ne kadar haklı olduğunu gösterdi.

Zira İtilaf Devletleri, Amerika kıtasına kadar müttefik ararken; Almanya ve Avusturya-Macaristan’ın eski müttefiki olan İtalya’yı ve Romanya’yı kendi taraflarına çekmek için her yolu denemiş, hiçbir fedakârlıktan kaçınmamışlardı.

Buna karşılık, Osmanlı Devleti’ni kendi ittifaklarına katmak için en küçük bir girişimde bile bulunmadılar.

Böyle bir isteği dahi dile getirmediler.

Aksine, Osmanlı Devleti’ni savaşın gerçeklerinden uzak tutmak, onu pasif ve etkisiz bir yalnızlık içine hapsetmek için her şeyi yaptılar.

Oysa Hilafet merkezi olan Osmanlı Devleti ile yapılacak bir ittifakın, İtilaf Devletleri için çok büyük faydalar sağlayacağı açıktı.

İngiltere ve Fransa açısından bu ittifak; ahlâki, ekonomik ve siyasi bakımdan son derece önemli kazançlar doğurabilirdi.

Rusya için ise Boğazlar ve Karadeniz yoluyla müttefikleriyle güvenli ve sürekli bir bağlantı kurulmuş olurdu.

Ayrıca iyi donatılmış ve teşkilatlanmış bir Osmanlı ordusu, küçümsenecek bir güç değildi.

Böyle bir ittifak Balkan devletleri üzerinde de güçlü bir etki yaratır, özellikle Bulgaristan ve Yunanistan’ın İtilaf Devletleri safında savaşa girmesini hızlandırırdı.

Özetle, Osmanlı Devleti ile yapılacak bir ittifak, İtilaf Devletleri’nin hızlı bir zafer kazanmasını sağlar; Avrupa’yı bu uzun ve yıkıcı savaştan büyük ölçüde kurtarabilirdi.

Buna rağmen, İtilaf Devletleri Osmanlı Devleti’ne yalnızca “tam tarafsızlık” tavsiyesinde bulundular.

Oysa böyle bir ittifakın faydalarının bu kadar açık olduğu bir durumda, İtilaf Devletleri’nin bunun farkında olmamaları düşünülemezdi.

Bu nedenle Osmanlı Devleti, bu isteksizliğin sebebini, İtilaf Devletleri’nin esas hedefinin Osmanlı Devleti’ni sona erdirip topraklarını paylaşmak olduğu düşüncesine bağladı.

İtilaf Devletleri, Osmanlı Devleti tarafsız kaldığı takdirde bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü garanti edeceklerini söylediler.

Ancak bu tür bir garanti ne kamuoyunu ne de dönemin sorumlu yöneticilerini ikna etmeye yetti.

Çünkü kendi bağımsızlığını savunamayan bir devletin, verilen sözlere güvenmesi mümkün değildi.

İlgili Sitenin Haberleri