Haber Detayı

2030 yılında saniyenin tanımı tamamen değişebilir
Güncel chip.com.tr
18/03/2026 07:16 (6 saat önce)

2030 yılında saniyenin tanımı tamamen değişebilir

Bilim insanları zamanı ölçme biçimimizi kökten değiştirecek bir rekora imza attı. Yeni geliştirilen stronsiyum optik saati, mevcut atomik saatlerden yüzlerce kat daha hızlı çalışarak saniyenin kaderini 2030 yılında yeniden belirlemeye hazırlanıyor.

Zamanı algılama biçimimiz, bilim dünyasındaki devrim niteliğinde bir gelişmeyle değişmek üzere.

Bilim insanları, saniyenin tanımını baştan yazacak kadar hassas bir saat geliştirdi. "Stronsiyum optik örgü saati" olarak adlandırılan bu teknoloji, saniyeyi virgülden sonra tam 19 basamağa kadar ölçebiliyor.

Bu inanılmaz hassasiyeti gözümüzde canlandırmak gerekirse; eğer bu saat evrenin şu anki yaşının iki katı boyunca, yani tam 30 milyar yıl çalışsaydı, sadece bir saniyelik sapma yapardı.Metrologia dergisinde yayımlanan çalışma, önümüzdeki on yıl içinde saniyenin resmi tanımını değiştirmeyi hedefleyen yol haritasının en kritik halkası.

Mevcut saniye tanımı, 1967 yılından bu yana sezyum-133 atomunun yaklaşık 9 milyar kez titreşmesi üzerinden yapılıyor.

Her ne kadar bu ölçüm kulağa çok hassas gelse de, sezyum atomlarının salınım hızı artık sınırlarına ulaştı.

Stronsiyum atomları ise saniyede tam 700 katrilyon kez "tık" sesi çıkararak çok daha hızlı bir tempoda salınıyor.

Bu hız farkı, zamanı ölçmek için kullanılan cetvelin çok daha küçük ve keskin birimlere bölünmesi demek.Saniyenin tanımı 2030’da değişebilir mi?Saniyenin resmi olarak yeniden tanımlanabilmesi için dünya genelindeki farklı kurumlarda, aynı hassasiyet seviyesinde en az üç optik saatin bulunması şartı var.

Çin Bilimler Akademisi'ndeki araştırmacıların bu son başarısı, gereken üçüncü saati de sağladı.

Bu durum, saniyenin yeni tanımına yönelik önerinin 2030 yılında yapılacak olan Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı'nda (CGPM) resmen sunulmasının önünü açmış durumda.

Eskiden saniye, bir günün 86.400’de biri olarak tanımlanıyordu; ancak Dünya'nın dönüş hızındaki istikrarsızlıklar bu yöntemi güvenilmez hale getirmişti.

Atomik saatlerle başlayan bu yolculuk, şimdi optik saatlerle yeni bir zirveye ulaşıyor.Bu teknolojinin tek getirisi daha dakik saatler üretmekle de sınırlı değil.

Araştırmacıların belirttiğine göre bu denli yüksek bir hassasiyet, karanlık maddenin gizemlerini çözmekten Dünya’nın yerçekimi alanını santimetre hassasiyetinde ölçmeye kadar pek çok alanda yeni kapılar açabilir.

Ayrıca bu gelişme, uzay tabanlı optik saatlerin ve taşınabilir sistemlerin yolunu açarak yeni nesil uydu navigasyon sistemlerini mümkün kılıyor. 

İlgili Sitenin Haberleri