Haber Detayı
Küresel gıda alarmı
Körfez’deki savaş, sadece cepheyi değil küresel gıda zincirini de vuruyor.
Körfez bölgesinde devam eden tırmanışın ortasında, zarar yalnızca askeri çatışma alanlarıyla sınırlı kalmıyor; sessizce dünyanın en uzak noktalarındaki sofralara ve ekmeklere kadar uzanıyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’nün (FAO) eski misyon başkanı Fadıl ez-Zaabi, yaptığı açıklamada, çatışmaların nasıl sessiz gıda krizlerine dönüştüğünü rakamlar ve sistematik analizle ortaya koydu.
Zaabi, iç içe geçmiş etkilerden oluşan bir tablo çizerek, tedarik zincirlerindeki aksamanın gıda krizinin ilk tetikleyicisi olduğunu belirtti.
Buna göre, taşımacılık ve sigorta maliyetleri doğrudan artarken, küresel piyasada mevcut gıda miktarı azalıyor; arz ve talep birlikte fiyatları yukarı çekiyor.
Ancak BM’li uzman, asıl belirleyici unsurun tarımsal üretim girdileri özellikle gübre ve enerji kaynaklarıolduğunu vurguladı.
Zaabi, mevcut kriz nedeniyle küresel üre üretiminin yaklaşık yarısının kaybedildiğini ve bunun temel gübre fiyatlarında eşi görülmemiş bir artışa yol açtığını ifade etti.
Bu durum, çiftçileri zor bir tercihle karşı karşıya bırakıyor: Ya yüksek maliyetle üretime devam edip gıda fiyatlarını artırmak ya da gübre kullanımını azaltarak üretim düşüşü ve arz sıkıntısı yaşamak.
Uzman, ekonomik analizle sınırlı kalmayarak insani boyuta da dikkat çekti.
Söz konusu çatışmanın yalnızca Lübnan’da yarım milyondan fazla insanı yerinden ettiğini, bunun da gıda ve sağlık gibi temel hizmetler üzerinde ağır baskı oluşturduğunu belirtti.
Zaabi’ye göre, aynı anda donör ülkelerin ekonomilerinin de zayıflaması, uluslararası insani yardımın azalmasına yol açıyor ve bu da yerinden edilen nüfusun çifte bir gıda kriziyle karşı karşıya kalmasına neden oluyor. 45 milyon kişi açlık riskiyle karşı karşıya Uzmanın paylaştığı veriler, küresel ölçekte büyüyebilecek bir gıda krizine işaret ediyor.
Buna göre yaklaşık 45 milyon kişinin daha açlık ve gıda güvensizliği riskiyle karşı karşıya kalabileceği belirtiliyor.
Bölgesel olarak ise Batı ve Orta Afrika’da yüzde 10, Doğu ve Güney Asya ile Güney Afrika’da yüzde 15 oranında artış bekleniyor.
Bu kötüleşmenin başlıca nedenleri arasında üretim maliyetlerindeki sert artış öne çıkıyor.
Üre fiyatlarının yaklaşık 100 dolar artması, dönüm başına maliyeti yaklaşık 30 dolar yükseltirken; petrol fiyatlarının 70 dolardan 100 dolar ve üzerine çıkması da maliyetleri daha da artırıyor.
Zaabi, Arap dünyasını üç kategoriye ayırarak değerlendirdi: Fiyat artışlarını absorbe edebilecek ve piyasalarını dengeleyebilecek ülkeler Silahlı çatışmalar nedeniyle yardımın azaldığı ve açlığın arttığı ülkeler Zaten ekonomik kırılganlık yaşayan ve yeni bir gıda kriziyle baş edemeyecek ülkeler Uzman, bölgenin zaten mevcut gıda sorunlarıyla karşı karşıya olduğunu, ancak bu krizin onu geniş çaplı bir gıda güvensizliğine sürükleyebileceğini vurguladı.
Acil çözüm için üç temel adım önerildi: Hızlı gıda yardımı sağlanması Yerel üretime yatırım yapılması En önemlisi, iç piyasalarda fiyatların kontrol altına alınması Zaabi’ye göre, olumsuz haberlerin yayılmasıyla birlikte piyasalar hızla “kaynamaya” başlıyor ve fiyatlar gerçekçi olmayan seviyelere çıkıyor.
Bu durum, ailelerin alım gücünü düşürürken, sosyal koruma programlarının hızla devreye alınmasını zorunlu kılıyor.