Haber Detayı

TGSD Başkanı Toygar Narbay: Küresel markanın yolu ‘Türkiye markası’ndan geçiyor
Tekstil ekonomim.com
19/03/2026 00:59 (3 saat önce)

TGSD Başkanı Toygar Narbay: Küresel markanın yolu ‘Türkiye markası’ndan geçiyor

TGSD Başkanı Toygar Narbay, hazır giyim sektörünün küresel rekabette ayakta kalabilmesi için yalnızca şirketlerin değil, ülkenin de markalaşması gerektiğini söyledi. Yüksek enflasyon, kur baskısı ve finansman maliyetlerinin sanayiciyi zorladığını belirten Narbay, “Global marka çıkarmanın yolu önce güçlü bir Türkiye markası ve üretimi destekleyen doğru ekonomik zemini oluşturmaktan geçiyor” dedi.

YENER KARADENİZ/İSTANBUL Türkiye hazır giyim sektörü, son yıllarda yüksek üretim maliyetleri, finansman sorunları ve düşük kur gibi birçok nedenle hem ihracat hem de iç pazarda daralma yaşıyor.

Gelişmeler yeni markaların oluşmasını negatif etkilerken var olanların da globalde büyümesine engel oluyor.

Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Toygar Narbay, hazır giyim ve tekstil sektörünün karşı karşıya olduğu yapısal sorunlara dikkat çekerek, Türkiye’nin küresel ölçekte güçlü markalar çıkarabilmesi için öncelikle doğru makroekonomik zeminin oluşturulması gerektiğini söyledi.

Narbay’a göre, yalnızca şirketlerin markalaşma çabaları yeterli değil; güçlü bir Türkiye markası ve üretimi destekleyen ekonomik politikalar olmadan küresel marka yaratmak mümkün görünmüyor.

Narbay, sektörde istihdam desteklerinden finansman maliyetlerine, kur politikasından markalaşma stratejilerine kadar birçok başlıkta ciddi sorunlar yaşandığını belirterek, mevcut politikaların sanayinin rekabet gücünü zayıflattığını ifade etti.

İstihdam desteğinde uygulama sorunu  Narbay, yürürlüğe giren 3 bin 500 TL’lik istihdam desteğinin uygulama biçiminin sektörde beklenen faydayı yaratma konusunda soru işaretleri barındırdığını söyledi.

Desteğin Şubat ayında açıklanmasına rağmen Ocak ve Şubat aylarını kapsayacak şekilde geriye dönük uygulanmasının şirketleri fiilen destekten mahrum bıraktığını belirten Narbay, referans dönem olarak Kasım ve Aralık aylarının alınmasının da ciddi bir sorun yarattığını dile getirdi.

Kasım ve Aralık aylarında sektörde önemli ölçüde istihdam kaybı yaşandığını hatırlatan Narbay, bu nedenle birçok şirketin destek kriterlerini sağlayamadığını ifade etti.

Ayrıca Şubat ayının 28 gün çekmesi nedeniyle bir gün devamsızlığın bile sigorta gününde ciddi kayıplara yol açtığını ve bu durumun şirketlerin destekten yararlanmasını daha da zorlaştırdığını söyledi.

Büyük işletmeler için yeni kurum önerisi  Narbay, Türkiye’de KOBİ’leri destekleyen KOSGEB benzeri bir yapının büyük işletmeler için de oluşturulması gerektiğini belirterek, “Büyük İşletmeleri Geliştirme Başkanlığı” kurulmasını önerdi.

Büyük işletmelerin Ar-Ge, tasarım ve mühendislik kapasitesi sayesinde katma değerli üretimin ve markalaşmanın taşıyıcı gücü olduğunu ifade eden Narbay, bu şirketlerin desteklenmemesi halinde sektörün stratejik dönüşümünün mümkün olmayacağını söyledi.

Bölgesel destek ve finansman çağrısı Narbay, istihdam desteklerinin bölgesel olarak kademelendirilmesi gerektiğini de belirtti.

Buna göre 6. bölgede destek miktarının 6 bin TL’ye çıkarılması, diğer bölgelerde ise 3 bin 500 ile 4 bin 500 lira arasında farklılaştırılması gerektiğini söyledi.

Finansman maliyetlerinin ise sektörün en kritik sorunlarından biri olduğunu vurgulayan Narbay, reeskont kredilerinde faiz oranlarının politika faizinin yarısına düşürülmesi gerektiğini ifade etti.

Ayrıca faiz tahsilatının peşin değil, vade sonunda yapılmasının işletmeler için hayati önem taşıdığını belirtti.

Narbay, mevcut sistemde yüzde 23 olarak açıklanan faiz oranlarının fiilen yüzde 29,5’e kadar çıktığını ve bunun sanayici üzerindeki yükü artırdığını dile getirdi.

Kur baskısı ihracatçıyı zorluyor Hazır giyim sektöründe maliyetlerin hızla arttığını belirten Narbay, yılbaşında işletmelerin maliyetlerine yüzde 28-30 oranında zam yapmak zorunda kaldığını ancak kur artışının neredeyse hiç gerçekleşmediğini söyledi.

İşçilik maliyetlerinin toplam maliyet içindeki payının yüzde 47’ye kadar yükseldiğini ifade eden Narbay, buna rağmen kurun artmaması nedeniyle ihracatçıların ciddi zarar ettiğini belirtti.

Narbay, “İhracatçının artık harcayacak varlığı kalmadı.

Kurun baskılanması sanayiyi ciddi biçimde zorluyor.

Net ihracata yüzde 10 kur desteği verilmesi kaçınılmaz hale geldi” dedi.

Bu desteğin üç yıllık bir perspektifle açıklanması gerektiğini söyleyen Narbay, aksi halde sektörün yatırım yapacak kaynağı kalmayacağını vurguladı.

Tekstil ekosistemi için çöküş riski Narbay, sektörün karşı karşıya olduğu sorunların devam etmesi halinde yalnızca konfeksiyon değil, tüm tekstil ekosisteminin risk altına gireceğini söyledi.

Konfeksiyon işletmelerinin nispeten daha esnek yapıya sahip olduğunu ancak iplik fabrikaları ve boyahaneler gibi büyük yatırımların kapanması halinde bunun geri dönüşünün çok zor olacağını ifade eden Narbay, sektörün ciddi bir milli servet oluşturduğunu belirtti.

Narbay, 2009-2024 döneminde sektörde toplam 72 milyar dolarlık yatırım yapıldığını ve bunun 43 milyar dolarının makine yatırımı olduğunu hatırlattı.

Narbay, bu yatırımların atıl kalmasının büyük bir ekonomik kayıp yaratacağını söyledi.   “Markalaşma bir zemin meselesidir”  Narbay’a göre Türkiye’nin küresel markalar çıkarması için öncelikle doğru ekonomik zeminin oluşturulması gerekiyor.

Markalaşmayı bir koşu yarışına benzeten Narbay, “Dört koşucu düşünün: biri çamurda, biri kumda, biri betonda, diğeri tartan pistte koşuyor.

Tartan pist koşucuyu ileri iter.

Sanayileşme ve markalaşma da böyledir; ülkenin sunduğu zemin belirleyicidir” dedi.

Narbay, bugün Türkiye’de finansal yatırımcılar için güçlü bir zemin bulunduğunu ancak üretim yapan sanayicinin aynı avantajlara sahip olmadığını söyledi.

Dünyada güçlü marka çıkaran ülkelerin ortak özelliklerine dikkat çeken Narbay, İtalya, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde enflasyonun yüzde 5’in altında olduğunu belirtti.

Yüksek enflasyon ortamında uzun vadeli marka yatırımlarının yapılamayacağını vurgulayan Narbay, markalaşma için düşük enflasyon, uzun vadeli finansman ve güçlü fikri mülkiyet koruması gerektiğini söyledi.

Taklit ürünlerin yaygın olduğu bir ortamda premium markaların gelişemeyeceğini de belirten Narbay, kayıt dışı üretimle etkin mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti.  “Türkiye markası oluşturulmalı” Narbay, Türkiye’nin küresel markalar çıkarabilmesi için yalnızca şirketlerin değil, ülke imajının da stratejik şekilde yönetilmesi gerektiğini belirterek bir “Ülke Markası Platformu” kurulmasını önerdi.

Bu platformun sanatçılardan sanayicilere, dizi sektöründen sivil toplum kuruluşlarına kadar geniş bir paydaş grubuyla yönetilmesi gerektiğini söyleyen Narbay, ülke imajının küresel rekabette önemli bir rol oynadığını vurguladı.

Narbay, Amerikan sineması ya da Alman markalarının reklamlarının ülkelerin güvenilirlik algısını güçlendirdiğini hatırlatarak Türkiye’nin de benzer bir stratejik yaklaşım geliştirmesi gerektiğini ifade etti.

TGSD, bu konunun önemine dikkat çekerek ve daha da iyi anlaşılmasını sağlamak için sivil toplum kuruluşları ile iletişime geçmeye başladı.

Bu sivil toplum kuruluşları, söz konusu stratejik yol haritasının diğer sektörleri de ilgilendirdiğini belirterek kendileri de konu üzerinde çalışacaklarını ve ellerinden gelen desteği vereceklerini dile getiriyor.   “Local hero’dan global hero’ya” Türkiye’de çok önemli hazır giyim markalarının önemli başarılar elde ettiğini belirten Narbay, bu şirketlerin “local hero” olmayı başardığını söyledi.

Ancak küresel ölçekte “global hero” markalar yaratmak için arkalarında güçlü bir ülke markası ve doğru ekonomik zemin olması gerektiğini vurgulayan Narbay, Türkiye’nin bu dönüşümü sağlayacak potansiyele sahip olduğunu sözlerine ekledi.  

İlgili Sitenin Haberleri