Haber Detayı

Rekolteye bağlı un ihracatı yüzde 15 artabilir
Sektör ekonomigazetesi.com
19/03/2026 07:31 (5 saat önce)

Rekolteye bağlı un ihracatı yüzde 15 artabilir

Yıllardır kesintisiz şekilde dünya un ihracatının lideri konumunda olan un sanayicisi artan rekolteye bağlı olarak bu yıl 3 milyon tonluk ihracat hacmine ulaşmayı öngörüyor. Hatta rekolte ve iç piyasadaki kalitenin artışına bağlı olarak un sanayicileri bu yıl ihracat miktarını 3.5 milyon tona kadar yükseltebileceğini hesaplıyor.

HÜSEYİN GÖKÇE 2025 yılında küresel daralma ve jeopolitik risklere rağmen 2 milyon 344 bin 528 ton buğday unu ihracatıyla Türkiye’ye 871 milyon dolar döviz kazandıran un sanayicisi, 2026 yılında 3 milyon ton seviyesini yakalayacak gibi görünüyor.

Bu hedefe ulaşılması halinde Türkiye’nin toplam 12 milyon tona ulaşan dünya un pazarındaki payı da yüzde 25 seviyesinde olacak.

Sektör toplam un ticareti içindeki yüzde 25’lik payı da daha yukarılara taşımayı öngörüyor.

Hatta rekolte ve iç piyasadaki kalitenin artışına bağlı olarak un sanayicileri bu yıl ihracat miktarını 3.5 milyon tona kadar yükseltebileceğini hesaplıyor.

Un sanayicilerinin 2026 yılından umudunu artıran en önemli unsur, 2025 yılı ve 2026’da ekili bölgelerde yağış ortalamalarının geçen yılların üzerinde seyretmesi.

Ancak bir risk bulunmakla birlikte Mart sonu ve Nisan ayında yağışların beklentiler doğrultusunda gelmesi buğday rekoltesini yine 20 milyon tonun üzerine çıkaracak gibi duruyor.

Sektöre yönelik genel bir değerlendirme yapan Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu (TUSAF) Başkanı Mesut Çakmak, un sanayicilerinin sadece Türk halkını değil, turist ve mültecileri de besleyerek gıda güvenliğini sağladığını belirtiyor.

Buna karşılık ekmek fiyatındaki her artışta un fiyatlarının gündeme gelmesinden ise rahatsız.

Mesut Çakmak, ekmek fiyatlarındaki artışa gerekçe olarak gösterilen unda geçen yıl Eylül ayından bu yana zam yapılmadığını söyledi.

Özellikle Tarım ve Orman Bakanlığı ile TMO’nun desteği sayesinde fiyatı artırmadıklarını belirten Çakmak, asgari ücret artışı dahil maliyetleri fiyata henüz yansıtamadıklarını vurgularken, “Dayanabildiğimiz kadar dayanacağız, buğday fiyatı artmadığı sürece un fiyatları da artmayacak” diye konuştu.

Ekmekte unun maliyeti yüzde 28 civarında  Ekmek fiyatlarında artışa gerekçe olarak gösterilen unun, ekmek üretimindeki maliyetinin yüzde 28-30 bandında seyrettiğinin altını çizen Mesut Çakmak, un sanayicilerinin eleştirilmesinin yanlış olduğuna dikkat çekti.

Un fiyatlarının her yerde aynı olmamasının doğul olduğunu ifade eden Çakmak, bazı yerlerde peşin satılan ürünün, bazı yerlerde 3 aya kadar vadelendirilebildiğini, finansman maliyetinin bu kadar yüksek olduğu bir ortamda da fiyat farklılığının normal olduğunu aktardı. “Sektör tam kapasite ile çalışamıyor”  Her ne kadar Türk un sanayicisi 12 yıldır dünya un ihracatında liderliğini korumasına rağmen plansız şekilde yapılan yatırımlar sebebiyle mevcut kapasitenin dikkat çekici bölümü atıl durumda.

Mesut Çakmak, önceden yemin iki katı üretilen unun bugün yemin neredeyse yarısına gerilediğini belirtti.

Un sanayicilerinin tam kapasite ile çalışamadığını söyleyen Çakmak, “Hem ihracatta hem iç pazarda daralma var.

Obeziteye kaynak olarak gösterilmesinden dolayı insanlar ekmek tüketmemeye başladı” dedi.

Bunun yanı sıra üreticilerin de ekimden kaçınmaya başladıklarını vurgulayan Çakmak, sektörden ayrılan bazı sanayicilerin başka sektörlere yöneldiğini anlattı.

Irak şifai ambargo koymaya başladı  Her yıl yüklü miktarda ürün sattıkları Irak’ın kendi üreticisini de korumak amacıyla doğrudan olmasa da Türk ununa şifai olarak ambargo koymaya başladığını söyleyen Mesut Çakmak, burada oluşan açığı giderek gelişmeye başlayan Suriye pazarıyla kapatmaya çalıştıklarını ifade etti.

Çakmak kaybedilen pazarlarda, Rusya, Ukrayna, Mısır ve Hindistan ile rekabet ettiklerini söyledi.

Türk unu, güçlü markalarıyla küresel rekabette öne çıkıyor  Suriye başta olmak üzere bazı pazarlarda güçlü ihracat artışı yaşanırken, sektör bu pazarlarda başta Mısır olmak üzere dünyanın güçlü üreticileriyle de yoğun rekabet halinde.

Dahilde İşleme Rejimi kapsamında daha önce buğdayı ithal ettikten sonra ihracatı gerçekleştiren sanayiciler, yapılan mevzuat değişikliğinin ardından tekrar önce ihracatı yapıp daha sonra ithalatı yapmaya başladılar.

Vadeli işlemlerde savaş fiyatlaması Hububat konusunda dünyanın en etkili organizasyonlarından olan Chicago Borsası vadeli işlem fiyatlarında yılsonu kontratı 226 dolar seviyesinde gerçekleşti.

Türkiye Un Sanayicileri Fedarasyonu(TUSAF) raporuna göre Mart ayında ton başına kontrat fiyatı 211 dolar iken yıl sonu kontratı 226 dolar olarak gerçekleşti.

Fiyat bir yıl s sonrası için 231 dolar, gelecek yıl sonu için ise 236 dolar seviyesinde oluştu. 2 yıl sonrası yani Mart 2028 kontratları ise 238 dolar seviyesinde.

Lisanslı depo kapasitesi 14 milyon tona çıkıyor Türkiye’de un fiyatlarının oluşumunda en önemli kurum olarak Toprak Mahsulleri Ofisi(TMO) gösteriliyor.

Bir anlamda tarımın Merkez Bankası olarak nitelendirilen Ofis, bir yandan üreticinin ürününü alıp lisanslı depolarda tutarken, diğer yandan da gelişmelere bağlı olarak sanayicinin hammadde tedariğini sağlıyor.

Geçen yıl 72 milyar liralık transfer ile sermayesi 130 milyar lira seviyesine gelen TMO, kasasıda 34 milyar lira, stoklarında ise 110 milyar liralık ürünle hasat dönemine giriyor.

TMO’nun depolama kapasitesi 500 bin tonu liman silolar olmak üzere yaklaşık 4 milyon ton, lisanslı depo kapasitesini ise 12.2 milyon ton civarında.

Ekmekte un kaynaklı değişiklik hazırlığı var Ekmek fiyat artışlarında adeta günah keçisi olarak ilan edilen un sanayicileri, kısa bir zaman sonra yürürlüğe girmesi beklenen önemli bir mevzuat değişikliğinin de hazırlığını yapıyor.

Ekmek üretiminde kullanılan unun yüzde 40 tam buğday unundan oluşmasının zorunluluk haline getirilmesi yönünde bir plan var.

Bu oran değişimi bir yandan ekmeğin besin değerini artırırken, diğer yandan başta yem olmak üzere diğer sektörleri de etkileyecek.

Ekmekte tam buğday unu oranının artırılması, buğdayın una dönüşümünde ortaya çıkan kepeğin piyasaya sunulan miktarında da değişime yol açacak.

Beyaz un olarak bilinen ekmeklik unda, kepek neredeyse tamamen alınıyor ve ayrıştırılan kepek yem sektörüne gönderiliyor.

Çünkü kepek yem sektörünün önemli bir hammaddesi konumunda.

Bunun hayata geçirilmesiyle birlikte yem sektörünün hammaddesi de azalmış olacak.    

İlgili Sitenin Haberleri