Haber Detayı
Bu ayrıntıyı Odatv yakalar... İsveçli yönetmenin mesajı: Sam Amca* Türkiye'yi nereye götürüyor
HBO’da yayınlanan Faithless (Trolösa) dizisi ilk bakışta apolitik bir hikaye anlatıyor. Ancak kadrajın arkasındaki bir detay anlatıyı tartışmaya açıyor. İsveçli yönetmen Tomas Alfredson’un dizisinde birkaç kez karşımıza çıkan afiş, Türkiye’yi doğrudan hedef alan sert bir propaganda dili taşıyor.
Faithless, İsveçli yönetmen/senarist Ingmar Bergman’ın 2000 tarihli aynı adlı filminden uyarlanan bir mini dizi olarak karşımıza çıkıyor.
Yapım, İsveç’te 26 Ocak 2025’te yayınlandı. (Türkiye’de ise HBO Max’te yayında) Yönetmen koltuğunda, daha önce Tinker Tailor Soldier Spy filmi ile dikkat çeken Tomas Alfredson oturuyor.APOLİTİK BİR HİKAYE Dizi, yüzeyde bir evlilik hikayesi anlatıyor: sadakatsizlik, bastırılmış arzular ve kırılganlıklar üzerinden ilerleyen bir ilişki üçgeni.
Hikayenin merkezinde evli bir çift ve kadının başka bir adamla kurduğu ilişki yer alırken, karakterlerin hafızaları, pişmanlıkları ve geçmişle hesaplaşmaları üzerinden katmanlı bir yapı kuruyor.
Geçmiş ile şimdiki zamanı aynı bölümde izliyoruz.Başrollerde Frida Gustavsson (Marianne), Gustav Lindh (David) ve August Wittgenstein (Markus) var; karakter odaklı anlatım dili dizinin temel atmosferini oluşturuyor.
İlk bakışta tümüyle bireysel ilişkiler üzerine kurulu olduğu anlaşılan bu yapı, politik bir bağlamdan özellikle uzak duruyor gibi görünse de, kadrajın içine yerleştirilen bazı detaylar bu tarafsız alanı tartışmaya açıyor.SIRADAN DEKOR GİBİ GÖRÜNEN PROPAGANDA AFİŞİDizinin iki ana karakteri Marianne ve David, şimdiki zamanda geçen bir sahnede, Marianne’in eskiden eşiyle oturdukları evde, hızla evin mutfağına girdiklerinde dağınık ortamda göze çarpan tek şey duvardaki poster oluyor: Kırmızı renk tasarlanmış afişte kolunda gamalı haç bandı olan ABD’nin propaganda personası Sam Amca, Türkiye’yi taşımaktadır.
Çizimin üzerinde ise “Turkiet är inte bara hasch och fikon” (Türkiye sadece haşiş ve incir değildir) mesajı yer alıyor.Afiş, İsveçli sanatçı Carl Johan De Geer tarafından 1967 yılında hazırlanan ve dönemin radikal sol söylemini yansıtan politik bir çalışma.
De Geer, 1960’lı yıllarda İsveç’te yükselen anti-emperyalist hareketlerin içinde yer alan ve sanatını doğrudan politik bir araç olarak kullanan isimlerden biri.
Ancak bu çalışma, yalnızca dönemin ruhunu yansıtmakla kalmıyor; aynı zamanda Türkiye’ye yönelik son derece sert ve indirgemeci bir dil de kuruyor.GAMALI HAÇ VE SAM AMCA Afişte Türkiye, “ABD’nin devasa bir askeri üssü” olarak tanımlamakla kalmıyor, “ABD güdümlü bir terör rejimi” tarafından yönetildiği iddiasında bulunuyor.
Görsel dil de bu sertliği pekiştiriyor.
ABD’yi simgeleyen “Sam Amca” (Uncle Sam) figürünün Türkiye haritasını elinde taşıması, ülkeyi edilgen ve yönlendirilen bir unsur olarak resmederken; figürün kolundaki gamalı haç detayı ise doğrudan faşizmle özdeşleştiren ağır bir itham içeriyor.
Bu da afişi yalnızca eleştirel bir iş olmaktan çıkarıp, açık biçimde suçlayıcı ve karalayıcı bir propaganda metnine dönüştürüyor.1960’ların sonu, Avrupa’da özellikle Vietnam Savaşı ve NATO karşıtlığı üzerinden şekillenen güçlü bir anti-Amerikan dalganın yükseldiği bir dönemdi.
De Geer’in bu afişi de tam olarak bu politik atmosferin ürünü olarak ortaya çıktı ve yıllar içinde İsveç’te sol kültürel hafızanın simge işlerinden biri haline geldi.CASUS FİLMİNDE HEDEF İKİ ÜLKEYönetmen Tomas Alfredson’un çok konuşulan Tinker Tailor Soldier Spy filminde de benzer bir durum var. (Filmin çekim yerleri arasında Türkiye’nin de olduğunu hatırlatmakta fayda var) Filmde İngiliz istihbaratının en üst kademesine sızmış bir Sovyet köstebeğini ortaya çıkarmaya çalışan emekli ajan George Smiley’nin yürüttüğü gizli soruşturma anlatılıyor.
Bu yapımda hedef yalnızca Sovyetler değil: Sovyet tarafı görünmeyen, insanları araçsallaştıran soğuk bir sistem olarak resmedilirken; İngiliz istihbaratı da en az onun kadar çürümüş, güvensiz ve kendi içinde çözülmüş bir yapı olarak gösteriliyor.Tinker Tailor Soldier Spy’da düşman görünmez, sessiz ve sızmış bir sistem olarak resmedilirken; Faithless’taki afişte Türkiye açık, doğrudan ve suçlayıcı bir dille hedef alınıyor.Bu açıdan bakıldığında, politik hiçbir iddiası olmayan, bütünüyle bireysel ilişkiler ve duygusal kırılmalar üzerine kurulu apolitik bir dizinin içine bu kadar sert ve doğrudan bir afişin yerleştirilmesi daha da dikkat çekici hale geliyor.
Anlatı düzleminde siyasetten özellikle uzak duran bir yapı içinde, kadrajın içine giren bu tür bir görsel, hikayenin tonuyla belirgin bir tezat oluşturuyor.
Üstelik açık, tekrar eden ve yoruma kapalı diliyle bu afiş, yalnızca bir dekor detayı olmanın ötesine geçerek, dizinin kurduğu tarafsız alanı zorlayan bir unsur olarak öne çıkıyor.SOĞUK SAVAŞ DÖNEMİNİN PROPAGANDA MİRASISinema ve dizilerde bu tür görsel yerleştirmeler özellikle Soğuk Savaş döneminde sıklıkla kullanıldı: Açık anlatının dışında kalan politik mesajlar çoğu zaman kadrajın içine yerleştirilen objeler, afişler, haritalar ya da televizyon görüntüleri üzerinden iletildi.
Bir sahnede duvarda asılı bir poster, arka planda akan bir haber bülteni ya da karakterin yaşadığı mekana serpiştirilen semboller, hikayenin merkezinde olmasa da izleyicinin algısını yönlendiren unsurlar olarak kullanıldı.
Bu yöntem, doğrudan propaganda dilinden kaçınırken aynı zamanda ideolojik çerçeveyi korumanın bir yolu olarak işledi; anlatı apolitik görünürken, kadrajın içinde dolaşıma sokulan bu görseller aracılığıyla politik zemin oluşturuldu.KİM BU TOMAS ALFREDSONTomas Alfredson, İsveç’in kültürel olarak oldukça görünür bir ailesinde doğdu.
Babası Hans Alfredson, ülkede 1960’lardan itibaren çok tanınan bir komedyen, yazar ve yönetmendi (Hasse & Tage ikilisinin yarısı).
Bu yüzden Alfredson çocukluğunu doğrudan sahne, televizyon ve prodüksiyon ortamlarının içinde geçirdi.Tomas AlfredsonKariyerine 1990’larda İsveç televizyonunda, özellikle komedi programları ve skeçlerle başladı.
Killinggänget adlı popüler komedi grubuyla yaptığı işler, onu yerel ölçekte tanınan bir isim haline getirdi.
Ancak 2000’li yıllarla birlikte yön değiştirdi; mizahı geride bırakıp daha karanlık, psikolojik ve içe dönük anlatılara yöneldi.
En bilinen yapımları arasında Let the Right One In (2008) ile Tinker Tailor Soldier Spy (2011) yer alıyor.Gözde SulaOdatv.com