Haber Detayı

Joe Kent istifasının ardından ilk kez konuştu: İran, İsrail, Çin ve Trump değerlendirmeleri dikkat çekti
Gündem aydinlik.com.tr
19/03/2026 10:25 (12 saat önce)

Joe Kent istifasının ardından ilk kez konuştu: İran, İsrail, Çin ve Trump değerlendirmeleri dikkat çekti

ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi (NCTC) eski Direktörü Joe Kent, istifasının ardından Tucker Carlson’a konuştu. İran’ın yakın bir tehdit olmadığını yineleyen Kent, savaşa İsrail’in baskısıyla girildiğini belirterek rejimin daha da güçlendiğini ve Çin’e altın tepsi sunulduğunu söyledi.

ABD istihbarat topluluğunun en tepesindeki isimlerden biri olan ve 11 muharip görevle terörle mücadele sahasının tozunu yutmuş Joe Kent, Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörlüğü görevinden istifa etmesinin ardından sarsıcı açıklamalarda bulundu.

Gazeteci Tucker Carlson’un programına konuk olan Kent, ABD’nin mevcut İran politikasını "akıl tutulması" olarak nitelendirerek bu çatışmanın galibinin Çin olacağını ifade etti.

Kent, savaşın gerçek nedeninin bir "ulusal güvenlik ihtiyacı" değil, İsrail lobisinin Beyaz Saray üzerindeki ağır baskısı ve İsrail Başbakanı'nın emrivakileri olduğunu vurguladı. ‘BİZ İSRAİL’İN PEŞİNE TAKILARAK İRAN’A SALDIRDIK’ Joe Kent, istifa mektubunda yer alan "İran ulusumuz için yakın bir tehdit oluşturmuyordu" ifadesinin arkasındaki istihbari gerçeği ilk kez bu kadar net bir şekilde açıkladı.

ABD yönetiminin "önleyici saldırı" bahanesini çürüten Kent, saldırı kararının Tahran’dan gelen bir tehdit üzerine değil, Tel Aviv’den gelen bir dayatma üzerine alındığını söyledi: "Dışişleri Bakanı, Başkan ve Meclis Başkanı çıkıp bu saldırıyı 'İsrailliler saldırmak üzere olduğu için' gerçekleştirdiğimizi söylemeselerdi, bu durumu açıklamak daha zor olurdu.

Bu itiraf, 'İran bize hemen saldırmayı planlıyordu' şeklindeki 'yakın tehdit' argümanını tamamen ortadan kaldırıyor.

Böyle bir tehdit basitçe mevcut değildi." Kent, Marco Rubio’nun açıklamalarındaki mantık hatasına dikkat çekerek, ABD’nin bir güvenlik ikilemine hapsedildiğini belirtti: "Dışişleri Bakanı'nın tanımladığı yakın tehdit İran'dan değil, aslında İsrail'den geliyordu.

Çünkü İsrail'in saldıracağını ve İran'ın buna misilleme yapacağını biliyorduk; bu misillemeden korunmak için de İran'ı vurduk.

Bu tam bir paradoks." ‘İSRAİL’E BASİTÇE HAYIR DİYEBİLİRDİK’ Röportajın en dikkat çekici kısımlarından biri, ABD’nin egemenlik haklarının dış bir güç tarafından manipüle edildiği iddiasıydı.

Kent, İsrail ile olan ilişkinin tek taraflı bir bağımlılığa dönüştüğünü ve ABD’nin "hayır" diyemez hale getirildiğini savundu: "Orta Doğu politikamızın başında kim var?

Ne zaman savaşa gideceğimize kim karar veriyor?

Bu olayda İsrailliler, İran’ın misilleme yapacağını bildiğimiz bir dizi olayı tetikleyecek bu eylemi gerçekleştirme kararını bizzat sürüklediler.

İsraillilere basitçe 'Hayır, yapmayacaksınız' diyebilirdik.

Onlara savunma imkânı sağlamamız harika, ancak biz onlara savunma araçlarını sağlıyorsak, saldırıya ne zaman geçeceklerine dair şartları da biz belirlemeliyiz.

Aksi takdirde bu ilişkiyi kaybetmeyi göze almalılar." Kent, İsrail’in ABD’yi mecbur bıraktığını şu sözlerle özetledi: "İsrailliler, ne yaparlarsa yapsınlar, bizi hangi duruma sokarlarsa soksunlar, bu eylemi gerçekleştirebileceklerini ve bizim de sadece tepki vermek zorunda kalacağımızı bilerek cesaretlendiler.

Bu durum, bizi savaşa iten bir lobinin varlığını açıkça gösteriyor." ‘TRUMP KENDİ İLKELERİNE İHANET ETTİ’ Joe Kent, Donald Trump’ın 2016’da "Irak Savaşı bir hataydı" diyerek iktidara geldiğini hatırlatarak, mevcut yönetimin Trump’ın on yıllık söylemlerinin tam tersini yaptığını belirtti.

Kent’e göre Trump, "büyük resmi" görmesine rağmen bir şekilde manipüle edildi: "Donald Trump on yıldır bu durumun ABD ile Batı arasındaki bir mücadele olduğunu, doğuda ise yükselen bir güç olarak Çin’in bulunduğunu söylüyordu.

Bitmek bilmeyen bir Orta Doğu savaşına saplanmamalıyız çünkü bu çatışmanın tek galibi Çin olur.

Ancak Trump, on yıl boyunca bir şey söyledikten sonra, başkanlığının en kritik anında nasıl oldu da tam tersini yaptı?

Bu sadece akademik bir soru değil; çıkarlarımıza aykırı bu savaşa halkın iradesine rağmen nasıl girdiğimiz, cevaplamamız gereken en önemli sorudur." ‘BU SAVAŞ ÇİN İÇİN BİR ALTIN TEPSİ SUNMAKTIR’ Kent, İran ile girilecek topyekûn bir savaşın ABD’nin küresel liderliğinin sonu olabileceği uyarısında bulundu.

Çin’in bu süreçte sadece "kenarda oturup gülümseyeceğini" söyleyen eski Direktör, stratejik hatayı şu sözlerle tasvir etti: "Eğer İran ile derin bir hesaplaşmaya girersek, doğrudan Çin'in oyununa gelmiş oluruz.

Çin, askeri-endüstriyel kapasitemizi Doğu Avrupa ve Ukrayna’ya, konvansiyonel gücümüzü, kanımızı ve hazinemizi ise tekrar Orta Doğu’ya gömmemizden daha çok hiçbir şeyi isteyemezdi.

Bu durum, asıl sınırımız olan Pasifik'i Çin saldırganlığına karşı son derece savunmasız hale getirecektir.

Ya da Çin, biz bu farklı sahalarda kan kaybederken ekonomik olarak tükenmemizi izleyecektir.

Bu mutlak bir çılgınlıktır; Pandora'nın kutusunu açmaktır." ‘WASHINGTON GERÇEĞİ SÖYLEYENLERİ CEZALANDIRIYOR’ Röportajda, ABD devlet mekanizmasının "doğruyu söyleyenleri ezme" refleksi üzerine de duruldu.

Kent, Afganistan çekilmesindeki hataları söyleyen Colonel Stu Scheller’ın hapse atılmasını örnek göstererek, kendisinin de benzer bir "itibar suikastı" ile karşı karşıya olduğunu belirtti: "Birisi ayağa kalkıp 'Bunu yapmayın, sonuçları şu olur' dediğinde ve haklı çıktığında, yönetimin ilk içgüdüsü özür dilemek değil, o kişiyi ezmektir.

Çünkü onun haklı çıkması, sizin hakkınızda bir iddianamedir.

Benim hakkımda da 'Hizbullah ajanı', 'sızıntıcı' gibi yalanlar uyduruluyor.

Kimse neden istifa ettiğimle ilgilenmiyor çünkü o soruları cevaplamak zorundalar.

Eğer bir ülke yalanlar üzerine kurulursa, bir aile veya birey gibi, başarılı olamaz.

Bu durum cehennemidir.

Tek çıkış yolu yalan söylemeyi bırakmaktır." ‘İNSANLARI REJİMLE KENETLEDİK’ Joe Kent, Trump’ın ilk dönemindeki "maksimum baskı" politikasının ekonomik yaptırımlarla sonuç verdiğini ancak askeri saldırının bu kazanımları yok ettiğini savundu.

Kent’e göre dışarıdan gelen saldırı, sallantıda olan rejimi kurtardı: "Eğer rejimi doğrudan vurursak, bu sadece onları güçlendirir.

Bu temel bir sağduyudur.

Joe Biden'ı veya Barack Obama'yı sevmeyebiliriz ama dış bir güç gelip onları devirmeye çalışsaydı, hepimiz bayrak etrafında toplanırdık.

Ayetullah rejimini güçlendirmenin tek yolu onlara saldırmaktı ve biz tam olarak bunu yaptık.

Ekonomik yaptırımlar insanları sokaklara dökmüştü, şimdi ise onları rejimle kenetledik." Kent, ABD’nin kendi vatandaşlarının çıkarlarını merkeze alan bir dış politikaya dönmesi gerektiğini, aksi takdirde Hürmüz Boğazı’nın kapanmasıyla oluşacak enerji krizinin Amerikan halkını ekonomik bir felakete sürükleyeceğini yineledi.

İlgili Sitenin Haberleri