Haber Detayı
Savaş-1: 'Büyük Diktatör'
Savaş-1: 'Büyük Diktatör'
Avukat Suat Umutlu , “Günümüze bir ses olabilir mi?” diyerek yazdığı yazıda, “Yıl 1940...
Avrupa’nın kan gölüne döndüğü, faşizmin en güçlü dönemini yaşadığı İkinci Dünya Savaşı’nın başında, adı ne olursa olsun bütün zorba rejimlerin, iktidarların ideolojisi ile dalga geçen; ‘Sessizlik, en büyük suça iştiraktir’ diyerek umutsuz, köleleştirilmiş, sindirilmiş, korkutulmuş milyonlarca insanın çığlığı olmak için siyasi tarihin en cesur hamlelerinden biri kabul edilen başyapıt bir filmde ilk kez konuşan bir insan” dediği Charlie Chaplin ’i (Şarlo) anımsattı ( “Büyük Diktatör!” , Adana Ulus, 6 Mart 2026).
ŞARLO KONUŞUYOR Modern Zamanlar filmiyle sanayileşmeyi ve toplumsal adaletsizlikleri keskin mizahıyla eleştiren sessiz sinemanın dehası Chaplin, Hitler ’i ve bir berberi canlandırdığı ilk sesli filmi Büyük Diktatör’le sinema tarihinin en büyük yapıtlarından birine imza attı.
Şarlo’nun insanlığın sesi olduğu, Nazizme, faşizme, tüm zorba rejimlere karşı çıkan “Diktatör Hynkel ve Yahudi berberin benzerliği tamamen tesadüftür.
Olay İkinci Dünya Savaşı’nda geçer” yazısıyla başlayan film, sanatın dünyayı değiştirebileceği inancını pekiştirdi.
Filmin sonundaki Şarlo’nun insanlığa seslendiği ve dünyanın tüm zorbalarının gücünden daha etkili olan vicdanıyla Hitler’i dünyaya rezil ettiği, özgürlük ve demokrasi için yazılmış bir insanlık bildirgesi olan tarihsel söylevinden parçalar aktarıyorum (Tamamını internette bulup okuyun lütfen): ‘İNSANCA BİR DÜNYA İÇİN…’ “Bu dünyada herkese yetecek yer var.
Ve toprak hepimizin ihtiyacını karşılayacak kadar bereketli. “Hayatın bize çizdiği yol, özgürlük ve güzelliklerle dolu olabilir ama biz onu yitirdik.
Hırs ruhumuzu zehirledi, dünyayı bir nefret çemberine aldı, hepimizi kaz adımlarıyla sefalete ve kana sürükledi. “Hızımızı artırdık ve bunun tutsağı olduk.
Bolluk getiren makineleşme bizi yoksul kıldı.
Edindiğimiz bilgiler bizi alaycı, zekâmızı ise katı ve acımasız yaptı.” “Çok fazla düşünüyor ama çok az hissediyoruz.
Makineleşmeye değil, insanlığa muhtacız aslında.
Zekâya değil, iyilik ve anlayışa... “Bu değerler olmadan hayat korkunç olur, her şeyimizi yitiririz.” “Beni işitenlere şunu söylemek istiyorum: ‘Umutsuzluğa kapılmayın.’ Üstümüze çöken bela; vahşi bir hırsın, insanlığın gelişmesinden korkanların duyduğu acının bir sonucu.” “İnsanlardaki bu nefret duygusu geçecek, diktatörler ölecek.
Ve halktan aldıkları güç, yine halkın eline geçecek.
Son insan ölene kadar özgürlük yok olmayacak.” “Siz insanlar, güce sahipsiniz; makineleri yapacak güce, mutluluğu yaratacak güce.
Bu hayatı özgür ve güzel kılacak güce sahipsiniz.
Hayatı olağanüstü bir maceraya çevirecek olan da yine sizlersiniz.
Öyleyse, demokrasi adına haydi sahip olduğumuz bu gücü kullanalım.
Birleşelim!...” “Yeni bir dünya için savaşalım, insanca bir dünya için.
Herkese çalışma şansı verecek, gençlere gelecek, yaşlılara güvenlik sağlayacak bir dünya için savaşalım.
Haydi, dünyayı özgürleştirmek için, sağduyulu bir dünya için savaşalım. “Bilimin ve gelişmenin bütün insanlığa mutluluk getireceği bir dünya için savaşalım.” “Hannah, yukarıya bak.
Bulutlar çekiliyor!
Bak, güneş çıktı.
Karanlıktan ışığa çıkıyoruz.
İnsanların nefret, zulüm ve açgözlülüklerinden arınacağı, daha şefkatli yeni bir dünyaya adım atıyoruz. “Artık insan ruhunun kanatları var ve işte sonunda uçmaya başladı.
Gökkuşağına doğru uçuyor, umut ışığına doğru...” * 25 Mart Çarşamba günü saat 19.00’da İzmir Fransız Kültür Merkezi’nde Sibel İnceler, Filiz Deniz, Erkan Çamlılar ’ın binbir emekle gerçekleştirdiği, “yaşamımı, yazın alanındaki emeğimle toplumsal savaşımdaki yerimi” anlatan belgesel filmim gösterilecek ve izleyenlerle söyleşeceğim.
İzmir’de yaşayan dostlarım ve okurlarımla görüşmek dileğiyle.