Haber Detayı

İran'ın gizli gücü işleri tersine mi çevirdi! Hürmüz Boğazı’nda tarih tekerrür mü ediyor?
Dünya hurriyet.com.tr
24/03/2026 06:57 (9 saat önce)

İran'ın gizli gücü işleri tersine mi çevirdi! Hürmüz Boğazı’nda tarih tekerrür mü ediyor?

Başkan Donald Trump’ın ABD Donanması’na ait gemilere Hürmüz Boğazı’ndan geçen petrol tankerlerine eşlik etme emri vermeyi düşündüğü şu günlerde, deniz analistleri ve tarihçiler biz bunu daha önce görmüştük hissi yaşıyor. Yaklaşık 40 yıl önce ABD savaş gemileri, bugün karşı karşıya oldukları düşmanla, yani İran Devrim Muhafızları Ordusu’nun deniz güçleriyle aynı sularda çarpışıyordu. 1980’lerin sonundaki ‘Tanker Savaşı’, bugün bir Amerikan eskort gücünün karşılaşabileceği benzer silahları ve sorunları barındırırken, savaşın beklenmedik anlarda nasıl hızla ve ölümcül sonuçlarla kontrolden çıkabileceğine dair tarihi dersler sunuyor.

İRAN-IRAK SAVAŞI’NIN MİRASITanker Savaşı’nın temelleri, 1980 yılında Irak lideri Saddam Hüseyin’in, Ayetullah Ruhullah Humeyni liderliğindeki İran’ın teokratik devrimci hükümetinden çekinerek doğu komşusuna saldırmasıyla atıldı.1980’lerin başında her iki tarafın karşılıklı hamleleriyle süren çatışmalar, 1984 yılına gelindiğinde tam bir yıpratma savaşına dönüştü.

Bu noktada Saddam Hüseyin, taktik değiştirerek İran’ın petrol tankerlerine saldırmaya karar verdi.

Amacı Tahran ekonomisine zarar vermek ve dünya güçlerini petrol akışını korumak adına müdahaleye zorlamaktı.Irak, Harg Adası’ndaki petrol tesislerini vurmak için füzeli jetler kullanırken, İran bu hamleye Irak’a lojistik destek sağlayan tarafsız ticaret gemilerine saldırarak yanıt verdi.

Tarihçi Samuel Cox’un belirttiği üzere, Irak’ın Harg Adası’na giden ve oradan dönen tankerleri hedef almasıyla ‘Tanker Savaşı’ resmen başlamış oldu.

Gözden Kaçmasın Trump’ın yeni hedefi İran’ın ‘can damarı’ Harg Adası mı? 'Bilinçli olarak vurmuyorlar, ABD için de ciddi riskleri var' Haberi görüntüle Singapur bayraklı 85 bin tonluk Norman Atlantic, 6 Aralık 1987'de Hürmüz Boğazı'na yaklaşırken Umman karasularında bir İran savaş gemisi tarafından saldırıya uğradıktan sonra alevler içinde kaldı.

ABD’NİN MÜDAHALESİ VE USS STARK’A SALDIRI1986 yılına gelindiğinde saldırıların sayısı hızla arttı ve gemileri hedef alınan Kuveyt, uluslararası yardım talebinde bulundu.

İlk yardıma koşan Sovyetler Birliği oldu.Washington ise bölgedeki nüfuzunu Moskova’ya kaptırmamak için Kuveyt tankerlerini Amerikan bayrağı altına alarak onlara ABD Donanması koruması sağlayan bir plan devreye soktu.1987 yazına gelindiğinde, ABD Donanması ve Sahil Güvenlik gemileri, Kuveyt tankerlerine eşlik etmek üzere Körfez'e yoğun bir şekilde konuşlanmıştı.

Ancak daha eskort görevleri tam anlamıyla başlamadan, Amerikan denizcileri kendilerini ateş hattında buldu.17 Mayıs 1987’de USS Stark fırkateyni, bir Irak uçağı tarafından yanlışlıkla hedef alınarak iki Exocet füzesiyle vuruldu. 37 denizcinin hayatını kaybettiği bu olayda mürettebat, geminin batmasını engellemek için yangınlarla mücadele etti.Irak özür diledi ancak olay, savaşın içinde yanlış kararların ne kadar ağır bedelleri olabileceğini tüm dünyaya gösterdi.

Bayrağı yarıya indirilmiş USS Stark, gövdesinde büyük bir delik ile 19 Mayıs 1987 Salı günü Bahreyn'e doğru topallayarak ilerliyor.BRIDGETON OLAYI VE DONANMANIN PRESTİJ KAYBI‘Earnest Will Operasyonu’ adı verilen resmi eskort görevleri Temmuz 1987’de başladığında, ABD Donanması hiç beklemediği bir utançla karşılaştı.22 Temmuz'da, bayrakları değiştirilen iki tanker, beş ABD gemisinin koruması altında Birleşik Arap Emirlikleri'nden Kuveyt'e doğru yola çıktı.Ancak İran, konvoy hakkında iyi istihbarata sahipti ve konvoyun geçeceği güzergaha mayın döşemişti.24 Temmuz'da Bridgeton demirlemiş bir İran mayınına çarptı.

Dev gemi mayının gücünü absorbe etti ve açılan deliğin büyüklüğüne rağmen tankere önemli bir etkisi olmadı.

Ancak asıl çarpıcı olan sonrasında yaşananlardı.Samuel Cox, “Sonuç, ABD denizcilik tarihinin en utanç verici fotoğraflarından biri oldu; fotoğrafta Bridgeton'ın Kuveyt'e varırken, eski ABD refakat gemilerinin onu takip ettiği ve büyük tankeri kendi güvenlikleri için 'mayın temizleme gemisi' olarak kullandıkları görülüyordu.

Bu olay ABD Donanması için büyük bir utanç kaynağı oldu” dedi.

Bu olay, Pentagon’un bölgedeki mayın temizleme kapasitesinin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne serdi.ABD Deniz Piyade Kolordusu’ndan Teğmen Quentin Zimmer, geçen yıl ABD Deniz Enstitüsü için yazdığı bir makalede, Pentagon'un Körfez'e daha fazla mayın temizleme gemisi gönderene kadar refakat operasyonlarını askıya aldığını, ancak bu gemilerin sayısının son derece yetersiz olduğunu ve mayın temizleme gemileri için müttefiklere başvurmak zorunda kaldığını belirtti.Zimmer, müttefiklerin yardımı ve ABD'nin bölgeye sevk etmek için bir araya getirdiği kaynaklara rağmen, mayınlar ve mayın temizleme gemileri arasındaki güç dengesi ABD'nin kapasitesini aşmaya devam etti diye yazdı.MAYIN TEHLİKESİ 2026’DA YENİDEN GÜNDEMDEGünümüzde Hürmüz Boğazı’ndaki mayın tehlikesi gizemini korumaya devam ediyor.

İran'ın Körfez'de şu anda döşediği mayınların boyutu bilinmiyor.ABD’li yetkililer Tahran’ın boğaza mayın döşediğine inansa da henüz bir hasar rapor edilmedi.

Ancak geçmişteki derslere rağmen ABD’nin bölgedeki mayın tarama kapasitesi hala sorgulanıyor.Körfez'deki ABD mayın temizleme gemilerinin sayısı çok az, hatta yok denecek kadar az.

Orada konuşlanmış dört özel mayın temizleme gemisi geçen yıl hizmet dışı bırakıldı.

Donanma, görevlerini devralması gereken üç kıyı muharebe gemisinden ikisinin bu hafta ‘lojistik duraklar’ için Malezya'da olduğunu söyledi.Başkan Trump, Hürmüz Boğazı'nın açık kalmasına yardımcı olmak için müttefiklerden mayın temizleme gemileri göndermelerini isterken, şu ana kadar hiçbir ülke donanım konusunda yardım teklifinde bulunmadı.

Perşembe günü yapılan ortak açıklamada, Birleşik Krallık, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, Japonya ve Kanada, boğazdan güvenli geçişi sağlamak için uygun çabalara katkıda bulunacaklarını taahhüt ettiler, ancak bu çabaların ne olabileceğini belirtmediler.CNN’de yer alan habere göre uzmanlar, mayınların operasyonlar üzerinde sadece fiziksel değil, aynı zamanda caydırıcı bir psikolojik etkisi olduğunu vurguluyor.ABD Pasifik Komutanlığı Ortak İstihbarat Merkezi'nin eski operasyon direktörü Carl Schuster’a göre, mayın korkusu ABD gemilerinin hareket alanını kısıtlayarak olası füze saldırılarının etkinliğini azaltıyor.

Tarih tekerrür ederken, müttefiklerin bu konuda destek vermesi beklense de henüz somut bir donanım desteği gelmiş değil.

Gözden Kaçmasın İran'ın gizli silahı!

Basit ama tüm dengeleri değiştirebilir... ‘Görünmez bir tehdit oluşturuyor’ Haberi görüntüle PRAYING MANTIS OPERASYONU: ABD SAVAŞ GEMİSİ NEREDEYSE İKİYE AYRILDICox'un belirttiğine göre, Bridgeton'a yapılan saldırıdan sonraki 24 refakat görevinde hiçbir zarar yaşanmadı.

Ta ki 25. görevini henüz tamamlamış olan ABD gemisi USS Samuel B Roberts fırkateynine kadar...Cox'un açıklamasına göre, 14 Nisan 1988'de fırkateyn bir sonraki refakat görevi öncesinde ikmal için ilerlerken, İran tarafından bir gece önce döşenmiş bir mayın tarlasına rastladı.USS Samuel B.

Roberts fırkateyninin bir İran mayınıyla neredeyse ikiye bölünmesi, ABD’nin sabrını taşıran son damla oldu.

Washington, misilleme olarak ‘Praying Mantis Operasyonu’nu başlattı.İlk kez gemiden gemiye füze düellolarının yaşandığı bu çatışmalarda ABD, İran’ın petrol platformlarını ve fırkateynlerini imha etti.Denizcilik tarihçisi Craig Symonds operasyonu, ABD tarihinin en önemli beş deniz muharebesinden biri olarak nitelendirdi.Symonds, bu operasyonun ABD'yi dünyanın tartışmasız süper gücü haline getirdiğini, binlerce kilometre uzaktan gerçek zamanlı savaş alanı kararları alabilme, sadece elektronik olarak görebildikleri gemileri vurabilecek füzeleri isabetli bir şekilde ateşleyebilme ve ordunun tüm kollarını uyumlu bir makineye entegre edebilme yeteneği kazandırdığını söyledi.Symonds'ın yazdığına göre, bu savaş ABD ordusunun sadece yeryüzündeki en büyük askeri güç değil, aynı zamanda dünyanın gördüğü en büyük askeri güç haline gelmesini sağlayacak teknolojiyi bir araya getirdiğini gösterdi.

Bu, Trump'ın Körfez’deki mevcut savaş hakkında konuşurken de sık sık kullandığı bir ifade.Ancak analistler ve uzmanlar, 2026 yılında koşulların değiştiğini belirtiyor.DEĞİŞEN TEHDİTLER VE GELECEK KAYGISI2026 yılına gelindiğinde, teknolojik üstünlük hala ABD’nin elinde olsa da şartlar artık çok daha karmaşık.Uzmanlar, İran’ın artık sadece klasik savaş gemileriyle değil, gökyüzünde ve denizde sürü halinde hareket eden ucuz dronlarla tehdit oluşturduğuna dikkat çekiyor.Üstelik İran’ın dikkati bu kez bir Irak savaşıyla dağılmış durumda değil.Uzmanlar, ABD'nin su üstü savaşlarındaki başarısının, füze savaşlarının aksine yavaş ve titiz bir süreç olan mayın karşı tedbirlerini ihmal etmesine yol açmış olabileceğini düşünüyor.Carl Schuster, “ABD Donanmasının mayın temizleme kapasitesi çok sınırlı.

Bütçe kesintilerinde her zaman ilk ortadan kaldırılan şey bu oluyor çünkü geleneksel olarak bu görev için müttefiklerimize güveniyoruz dedi.Tarih, Hürmüz’ün sıcak sularında bir kez daha tekerrür ederken, geçmişin derslerinin günümüzün modern tehditleri karşısında ne kadar etkili olacağı merak konusu olmaya devam ediyor.

Haber İçi Banner

İlgili Sitenin Haberleri