Haber Detayı
MAİB Başkanı Kutlu Karaveliğlu: Miktar bazında azalan ihracat dolar bazında yüzde 4.5 arttı
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu, "Şoklarına karşılık teknolojik kabiliyetimiz makinelerimiz açısından fırsat olarak görüyoruz. Miktar bazında azalan ihracat dolar bazında yüzde 4.5 arttı Makinede ihracat miktarı azalsa da gelir artıyor." dedi.
ANKARA (EKONOMİ) Türkiye’nin makine üreticileri yılın ilk iki ayında yaptıkları ihracat miktarını değer bazında yüzde 4.5 artırarak 4.4 milyar dolara yükseltirken, miktar bazında ihracat yüzde 10.6 geriledi.
Bu durum, ihracat birim miktarının önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 16.9 artışından kaynaklandı.
Makine İhracatçıları Birliği(MAİB) Başkanı Kutlu Karavelioğlu, yaşanan enerji şoklarına karşılık teknolojik kabiliyetleri sebebiyle önümüzdeki dönemi makineler açısından bir fırsat olarak gördüklerini söyledi.
Makine İhracatçıları Birliği (MAİB) verilerine göre makine ihracatçısının yılın ilk iki ayındaki ihracat performansı 4.4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti.
Miktar bazında yüzde 10.6 gerileyen ihracatın birim değeri yüzde 16.9 arttığı için, toplam gelir yüzde 4.5 artış gösterdi.
Yıllıklandırılmış ihracat ise yüzde 2.6 artarak 28.9 milyar dolara ulaştı.
İki aylık dönemde, Almanya'ya gerçekleştirilen ihracat yüzde 14.9 artarak 561 milyon dolara, ABD’ye yapılan ihracat ise yüzde 57.6 artarak 370 milyon dolara çıktı. “Talebin büsbütün daralmasını değil, nitelikli alanlara kaymasını bekliyoruz” ABD-İsrail İran savaşının enerji ve lojistik maliyetlerindeki artışı kestirilemez hale getirdiğini bildiren MAİB Başkanı Kutlu Karavelioğlu, “Küresel enflasyon beklentilerindeki yükseliş, merkez bankalarının para politikalarında temkinli davranışlara ve yatırım fonlarında sıkılaşmaya yol açabilecek yeni bir risk alanı doğuruyor.
Avrupa Komisyonu küresel ekonomide artan belirsizlik ve enerji fiyatlarındaki oynaklığın Avrupa ekonomisine stagflasyonist etkilerinin olabileceğine dikkat çekiyor” dedi. “Bu dönemi makine açısından fırsat olarak görüyoruz” Ana pazarların kaygılarını yakından takip etmekle birlikte endüstriyel otomasyon, proses modernizasyonu gibi alanlara olan talebin henüz hız kesmediğini gördüklerini dile getiren Karavelioğlu, “Avrupa Birliği’nin devreye aldığı Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da sürdürülebilir üretim teknolojilerine dönüşümü hızlandırıyor.
Dolayısıyla enerji şoklarını makine talebini büsbütün daraltacak bir faktör olarak değil, pandemiden bu yana teknolojik kabiliyetlerini ve değerlerini hayli yükselttiğimiz yeni makinelerimize rağbet gördürecek bir fırsat olarak karşılıyoruz.” Değerlendirmesinde bulundu. “Makineden Savunmaya geçiş trendi güçlü” Avrupa ülkelerinin son yıllarda savunma sanayii ithalatını büyük ölçüde artırarak küresel ölçekte en büyük alıcı konumuna yükseldiğini dile getiren Karavelioğlu, “Savunma sanayii yatırımlarındaki bu genişleme makine sektörü açısından dolaylı ama güçlü bir talep kanalı demek.
Çünkü savunma sanayii üretimi; takım tezgâhlarından kaynak, döküm, ısıl işlem, kaplama ve istifleme tesislerine, kauçuk, plastik ve kompozit bileşenlerden test ve ölçüm laboratuvarlarına kadar geniş bir malzeme, makine ve mühendislik ekosistemine dayanıyor” diye konuştu.
Türkiye’nin Gümrük Birliği sayesinde Avrupa üretim ekosisteminin doğal bir parçası olmasının önemine işaret eden Karavelioğlu, “Ancak Birliğin Hindistan ve MERCOSUR gibi ses getiren STA’larla iç pazarındaki rekabeti genişlettiğini görmek durumundayız.
Dolayısıyla Avrupa ile kurduğumuz üretim entegrasyonunu korumak ve derinleştirmek, Ar-Ge ve yüksek katma değerli üretim kapasitemizi güçlendirerek küresel rekabette konumumuzu sağlamlaştırmak açısından çok kritik bir dönemden geçiyoruz” dedi.
Karavelioğlu, küresel sanayi mimarisinde güvenilir mühendislik ve teknoloji ortağı olabilmek için üretim koşullarının iyileştirilmesine her zamankinden daha fazla ihtiyaç olduğunu anlattı. “Hormonlu Çin makinelerine tedbir dayanmıyor” Ocak ayında ithalatın arttığını, aylık üretimin ise yüzde 10 gerilediğini hatırlatan Kutlu Karavelioğlu, bu durumun iç pazar rekabetindeki çarpıklığı göz önüne serdiğine dikkat çekerek, “Örtülü devlet destekleri ve tek yönlü ticaret ile pazarımızı domine eden ‘hormonlu’ Çin mallarının, haksız rekabete karşı geliştirdiğimiz bütün tedbirleri kolayca bertaraf ettiğini de gösteriyor” dedi.