Haber Detayı

Tarih tekerrür ediyor: Süveyş Krizi İngiliz hakimiyetini bitirdi Hürmüz de ABD'nin mi sonu olacak?
Gündem aydinlik.com.tr
27/03/2026 12:46 (3 saat önce)

Tarih tekerrür ediyor: Süveyş Krizi İngiliz hakimiyetini bitirdi Hürmüz de ABD'nin mi sonu olacak?

Süveyş'in İngiliz hegemonyasına son verdiğini hatırlatan Emekli Amiral Cem Gürdeniz, borç yükü ve gerileyen donanma kapasitesiyle ABD'nin Hürmüz'de benzer bir sistemik kırılma yaşayabileceğini savundu

Emekli Amiral Cem Gürdeniz, kendi internet sitesinde yayınladığı analizde modern jeopolitiğin en önemli kırılma noktalarından biri olan 1956 Süveyş Krizi ile günümüzde yaşanan Hürmüz merkezli çatışmaları değerlendirdi.

Gürdeniz, tarihin 70 yıl sonra benzer bir senaryoyla tekerrür ettiğini belirterek, İngiliz İmparatorluğu’nun küresel deniz hakimiyetini kaybettiği sürece benzer bir akıbetin bugün borç yükü ve gerileyen donanma kapasitesiyle karşı karşıya olan ABD için de geçerli olabileceği uyarısını yaptı. 1956 SÜVEYŞ DERSLERİ: İSRAİL TETİKÇİLİĞİ VE FİNANSAL ÇÖKÜŞ Gürdeniz, 1956 yılında Cemal Abdülnasır’ın Süveyş Kanalı’nı millileştirmesi üzerine İngiltere, Fransa ve İsrail’in yaptığı gizli harekatın İsrail’in "tetikçi" rolüyle başladığını hatırlattı.

İngiltere’nin askeri olarak üstün görünmesine rağmen, enerji güvenliğini ve ABD desteğini almadan girdiği bu maceranın sonucunda ABD’nin finansal baskısıyla sterlin üzerinden çöktüğünü ifade etti. "1956 yılının Ağustos–Ekim döneminde diplomasi sonuç vermedi ve 22–24 Ekim’de İngiltere, Fransa ve İsrail arasında Paris yakınlarında Sevr’de kanal bölgesine gizli bir amfibi saldırı planı yapıldı.

İsrail, Süveyş müdahalesinde yardımcı bir aktör değil, planın merkezinde yer alan tetikçiydi.

İngiltere ve Fransa, Mısır’a doğrudan saldırmak için uluslararası meşruiyet oluşturamayacaklarını bildikleri için İsrail 29 Ekim 1956’da Sina’ya saldırarak savaşı başlatacak, ardından İngiltere ve Fransa çatışmayı ayırma bahanesiyle devreye girerek Süveyş Kanalı’nı kontrol altına almaya çalışacaktı." HÜRMÜZ'DE EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÇIKMAZI Mart 2026 itibarıyla Hürmüz Boğazı’nın fiilen kilitlendiğini ve dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 20’sini taşıyan hattın durma noktasına geldiğini belirten Gürdeniz, bu durumun ABD ekonomisi üzerinde ağır bir yük oluşturduğunu savundu.  "ABD’nin aynı anda hem savaşı sürdürmesi hem de bütçe krizleri (hükümetin durması-shutdown) yaşaması dikkat çekicidir. 40 trilyon doları aşan borç ile yıllık faiz ödemelerinin 1 trilyon dolar seviyesine yaklaştığı konjonktürde Trump’ın 18 Mart’ta Kongreden 200 milyar dolarlık ek savunma talebi bu sürecin ekonomik olarak sürdürülemez olduğunu göstermektedir.

İçeride bütçesini dahi geçiremeyen bir yapının dışarıda güç intikalini artırmaya çalışması, derin bir kurumsal dengesizliğe işaret etmektedir.

Bu artık basit bir siyasi kriz değil, ABD’nin bölünmüş ve reaksiyoner bir yapıya dönüştüğünün de göstergesidir." TÜRKİYE NATO ÇIKARLARINDAN ZİYADE MİLLİ ÇIKARLARI GÖZETMELİ Gürdeniz Türkiye’nin bu krizde en hayati tercihinin "aktif tarafsızlık" olması gerektiğini belirterek İran’ın toprak bütünlüğünün korunmasının Türkiye’nin milli güvenliği için kritik olduğunu söyledi.  "Askerî ve güvenlik boyutunda ise en kritik ilke şudur.

Türkiye hiçbir koşulda bu savaşın içine çekilmemelidir.

İster sahte bayrak operasyonları ister provokasyonlar ister müttefik baskısı olsun, Türkiye savaşın tarafı haline gelmemelidir.

Bu kapsamda Türkiye’nin milli çıkarları NATO çıkarlarının çok önünde tutulmalıdır.

Zamanında Kissinger’ın dediği gibi ‘’ittifak anlaşmaları intihar anlaşması değildir.’’ İran krizi bir kez daha NATO üyeliğinin Türkiye’ye stratejik riskler yarattığını ortaya koymuştur.

Bu kapsamda: Savaş sonunda İncirlik’teki Amerikan nükleer silahlarının Türkiye’den geri çekilmesi süreci başlatılmalı, Kürecik radarının Türkiye’den başka bir NATO devletine intikali talebi yapılmalıdır."

İlgili Sitenin Haberleri