Haber Detayı

‘Panik atak vücudunuzun sigortasının atması gibi bir şey’
Kelebek hurriyet.com.tr
29/03/2026 07:00 (1 hafta önce)

‘Panik atak vücudunuzun sigortasının atması gibi bir şey’

20 yıl boyunca panik atakla mücadele eden Ayşegül Günsür kaleme aldığı ‘Bir Panik Ataklının Günlüğü’ kitabında teşhisten tedaviye yaşadığı süreci ve yeniden kendine dönme çabasını samimiyetle anlatıyor. Günsür’le hem panik atağı hem de kitabını konuştuk.

Bir sunum öncesinde panik atakla tanıştığında 29 yaşındaydı.

Başta ne yaşadığını bilmiyordu.

Sonrasında zor günler geldi; yataktan çıkamadığı oldu, yıllarca araba kullanamadı, seyahat etmekten kaçındı.

Ayşegül Günsür önce günü kurtaran çözümlerle, sonra da vücudunu dinleyip gelen belirtileri tanımaya başlayarak ve korkularının üzerine giderek 20 yıl geçirdi.

Bugünse o süreci bir kitaba dönüştürdü. ‘Bir Panik Ataklının Günlüğü’nde iyileşme yolculuğunu okurlara aktaran Ayşegül Günsür kitabıyla başkalarına da ışık olmayı amaçladığını söylüyor.◊ Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?Meslek hayatıma otelcilikle başladım, ardından 12 yıl boyunca doğal ürünler üzerine bir kafe işlettim.

Zamanla beslenmenin beden ve zihin üzerindeki etkisine odaklanarak yönümü tamamen değiştirdim.

Her şeyi bırakıp Kanada’ya giderek holistik beslenme eğitimi aldım.

Yaklaşık 9 yıldır bir wellness merkezinde danışanlarımla çalışıyorum.

Türkiye’de beslenme denince genellikle kilo verme odaklı bir yaklaşım akla geliyor.

Ben rotamı panik atak ve anksiyete nedeniyle günlük hayatı etkilenenlere çevirdim.

Çünkü beden iyileşme sürecinin en önemli parçası ve bu noktada beslenmenin rolü çok büyük.◊ ‘Bir Panik Ataklının Günlüğü’nü yazmaya sizi iten en güçlü duygu neydi?

Panik atakla ilk karşılaştığım dönemde kimseye söyleyemedim.

Bir utanç vardı. 1996’dan bahsediyorum.

Tedavi yaklaşımı da oldukça sınırlıydı; genellikle ilaç verilir ve doz ayarlamaları yapılırdı.

Yoğun bir yalnızlık ve eksiklik hissi yaşadım.

O süreçte, özellikle atak anında ulaşabileceğim, ‘Şu an ne yapmalıyım’ diye sorabileceğim bir desteğe çok ihtiyaç duydum.

Bu eksiklik, kitabı yazma fikrinin temelini oluşturdu.

İnsanların yalnız olmadıklarını hissetmelerini istedim.

Bu dünyaya kendimden kalıcı bir iz bırakma isteği de önemli bir motivasyondu.◊ 29 yaşında ilk panik atağınızı yaşıyorsunuz.

Ne hissetmiştiniz?Çok büyük bir korkuydu.

Kalp krizi geçirdiğimi sandım.

Hastanede tüm testlere rağmen ‘Bu kalp krizi değil’ dediklerinde şaşkınlığa uğradım. ‘Panik atak’ kavramı benim için tamamen yabancıydı.

Hem korku hem de inkâr iç içeydi.

Bedeni o duruma düşürecek ne olmuş olabilir, insan bunun şaşkınlığını yaşıyor, üstüne alınmak istemiyorsun, ta ki ikinci atak gelene kadar...

O da arabada geldi ve araba kullanamamama sebep oldu.◊ 20 yıl süren bir mücadeleden bahsediyorsunuz.

Neler yaşadınız?

Farklı doktorlara gittim.

Çoğunlukla ilaç tedavisi önerildi.

İlaç kullanırken iyi hissediyorsunuz ama bıraktığınızda belirtiler tekrar edebiliyor.

Genellikle terapi ve ilaçla ilerledim.

Zamanla bunun sadece ilaçla çözülemeyeceğini fark ettim.

Meditasyon, reiki, regresyon terapisi gibi yöntemler denedim.

Bunlar doğrudan tedavi etmese de atak anında kendimi sakinleştirmeyi öğrenmemi sağladı.

En önemli şeylerden biri, vücudunu dinleyip, gelen belirtileri tanıyıp ‘Bu geçici’ diyebilmekti.

Bu farkındalık, sürecin kırılma noktalarından biri oldu.◊ Panik atak yaşamınızı nasıl etkiledi?Ameliyat olacağım zaman bile ‘Ameliyat sırasında panik atak geçirir miyim’ diye düşünmekten kendimi alamıyordum.

Spor yaparken ya da yoga sırasında bir anda ‘Buradan çıkınca eve nasıl gideceğim’ korkusu gelebiliyordu.

Böyle anlarda oturup uzun süre beklediğim oluyordu.

İlişkilere gelince; zaman zaman kurban rolüne giriyor, kendimi muhtaç hissediyordum.

Seyahat etmekten kaçınıyordum.

Arkadaşlarımdan uzaklaşmıştım.

Sinema ya da tiyatroda belirli bir yerde oturmak istediğinizde başta insanlar anlayış gösterse de bir süre sonra bu durum ilişkilerde zorlanmalara yol açabiliyor.

Bu da aslında bir kısırdöngü yaratıyor.

Zamanla korkularımın üzerine gitmenin bana iyi geldiğini fark ettim.◊ Kendi içinizde nasıl sorgulamalar yaşadınız?

Bir doktorun deyişiyle panik atak adeta vücudun sigorta atması gibi; bir şeyler yolunda gitmediğinde sistem kendini kapatıyor.

Benim için bu, duyguları ve ihtiyaçları ifade edememek, içime atmakla ilgiliydi.

Biriktirdikçe de bir noktada patlak veriyor.

Lise döneminde kilo problemim nedeniyle zorbalık benzeri durumlar yaşadım.

Belki herkes benzer şeyler yaşıyor ama benim daha hassas ve duygusal bir yapıya sahip olmam, bunun panik atağa dönüşmesine zemin hazırlamış olabilir.◊ Panik atak yaşayan birine çevresi nasıl destek olabilir? “Hiçbir şeyin yok” cümlesi biraz sinirlendiriyordu açıkçası.

Panik atak ‘Geçer’ denilerek küçümsenecek bir durum değil.

Panik atak yaşayan birine söylenebilecek en doğru cümle: “Senin için ne yapabilirim?” Duymak istediğimiz bu.◊ Panik ataktan kurtulmak için en önemli adım sizce nedir?Bu hastalıkla kendini özdeşleştirmemek çok önemli. “Ben panik ataklıyım” demek yerine, bunun geçici bir durum olduğunu kabul etmek gerekiyor.

Korkunun üzerine gitmek gerekiyor.◊ Korkularınızı nasıl aştınız?Büyük ölçüde terapi sayesinde.

Elbette kişinin kendi çabası da çok önemli ama bir uzmandan destek almak süreci kolaylaştırıyor.

Beden ve zihni birlikte ele almak gerekiyor.

Nasıl ki fiziksel bir hastalıkta tedaviye başvuruyorsak, panik atakta da aynı yaklaşımı benimsemeliyiz.◊ 29 yaşındaki Ayşegül’e bugün bir şey söyleme şansınız olsaydı ne derdiniz?“Uzun sürecek ama geçecek” derdim.

O dönem şartlar, bilgiye ulaşım ve tedavi yöntemleri bugünkü kadar gelişmiş değildi.

Belki bugün olsa çok daha kısa sürede çözülebilecek bir süreçti.

Ama herkesin bir yaşam planı var diye düşünüyorum.

O yaşadıklarım olmasaydı bu kitap da ortaya çıkmazdı.‘Venedik’e vardığımda sevinçten ağladım’◊ Bir seyahatiniz sizin için dönüm noktası olmuş.

O süreci biraz anlatır mısınız?Doktorum terapinin başında bana korkularımla ilgili bir liste yaptırdı.

Bunların üzerine tek tek gittik.

Sıra en büyük korkularımdan biri olan yalnız seyahat etme konusuna geldi.

Uçağa tek başıma binemiyordum.

Doktorum “Türkiye içinde kısa bir uçuş yap” dedi.

Ama ben bir adım daha ileri gittim ve yıllardır hayalini kurduğum Venedik’e tek başıma gitmeye karar verdim.

Oraya vardığımda sevinçten ağladım.

Bu, benim için büyük bir özgürlük hissiydi.

Sanki yürüyemeyen birinin yeniden yürümesi gibi...

O seyahat hayatımı gerçekten değiştirdi ve kendime olan güvenimi yeniden kazandım.◊ Sonrasında ilişkileriniz nasıl değişti?İnsan kendi iç dengesini bulduğunda ilişkileri de değişiyor.

Eskiden yalnız kalma korkusuyla hareket ederken şimdi daha sağlıklı bir yerden ilişki kuruyorum.

Artık hayatımda olan insanlar; beni anlayan, kabul eden ve saygı duyan kişiler.

Bu sadece romantik ilişkiler için değil, arkadaşlıklar için de geçerli.

Artık birine ihtiyaç duyduğum için değil, paylaşmak istediğim için birlikteyim.

Bu bakış açısı gerçekten hayatımı değiştirdi.

İlgili Sitenin Haberleri