Haber Detayı

Bahçeli'den flaş Öcalan sözleri: Statü meselesi konuşulmalı
Güncel internethaber.com
05/05/2026 10:54 (10 saat önce)

Bahçeli'den flaş Öcalan sözleri: Statü meselesi konuşulmalı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli grup toplantısında Terörsüz Türkiye, Doğu Akdeniz ve Hürmüz Boğazı gerilimine ilişkin açıklamalarda bulundu. Devlet Bahçeli, Doğu Akdeniz ile ilgili uyarılarda bulunarak Fransa ve Yunanistan'ı uyardı. Ayrıca Bahçeli, ''Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi'nin adını terörle yan yana getiremez'' dedi. MHP lideri Bahçeli, teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın statü meselesiyle ilgili de konuştu.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Grup Toplantısı'nda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

MHP lideri Bahçeli, ''Terörsüz Türkiye'ye ile etnik tahrişçilerin çapsız siyasetçilerine, emperyalizmin vekalet unsurlarına, mezhap simsarlarının istismarlarına kapımızı kapatıyoruz'' dedi.

Ayrıca Bahçeli, Doğu Akdeniz uyarısı yaparak Fransa ve Yunanistan'a sert tepki gösterdi.

Devlet Bahçeli'nin açıklamalarından satır başları: Türkiye Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Doğu Akdeniz, Orta Doğu, Türk dünyası, Afrika ve Avrupa arasında temas kurabilen bir merkez ülkedir.

Türkiye 'nin dış politik anlayışı barışı ve istikrarı önceleyen bir çizgiye sahiptir.

Tarihi tercüvemiz, coğrafi konumumuz ve devlet duruşumuz bunu gerektirir.

Türkiye savaşların yayılmasını, krizlerin derinleşmesini, toplumların yerinden edilmesini, şehirlerin yıkılmasını ve bölgemizin kalıcı istikrarsızlık alanına dönüşmesini istemez.

Ara buluculuk herhangi bir küresel veya bölgesel projenin azası haline gelmek şeklinde yorumlanamaz.

Türkiye kendi dış politikasını, kendi milli çıkarları, kendi güvenlik öncelikleri ve kendi stratejik çizgisi çerçevesinde yürütür.

Hiçbir gücün bölgesel uzantısı olmayız.

Hiçbir ülkenin güvenlik kaygısının Türkiye'ye karşı bir mevziye dönüşmesine izin vermeyiz.

Hiçbir ittifakın veya diplomatik girişimin Türkiye'nin meşru haklarını aşındırmasına rıza göstermeyiz.

Türkiye masaya kendi aklıyla oturur.

Türkiye'nin barıştan yana duruşu Doğu Akdeniz'de, Ege'de ve Kıbrıs'ta aleyhimize gelişen oldu bittilere sessiz kalacağı anlamına gelmez.

Yurtta sulh, cihanda sulh mefkuresinin şekillendirdiği dış politikamız gereği Türkiye gerilim arayan bir ülke olmamıştır.

Fakat haklarını güvenlik alanını, deniz yetki sahalarını, Kıbrıs Türk'ünün varlık hakkını ve Ege'deki denge hukukunu yok sayan her adım karşısında kararlı bir Türkiye bulur.

Fransa'nın, Yunanistan'ın, Güney Kıbrıs Rum yönetiminin ve İsrail'in Doğu Akdeniz'de kurmaya çalıştığı güvenlik ve enerji merkezi temaslar dikkatle takip edilmelidir.

MACRON'A SERT TEPKİ Her devlet kendi dış politikasını yürütür.

Kendi ittifaklarını kurar.

Fakat bu ittifakların Türkiye'yi çevreleme, Kıbrıs Türk'ünü sıkıştırma, Ege'de mevcut dengeyi bozma veya Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye rağmen fiili durum üretme amacına yönelmesi halinde buna kayıtsız kalmamız beklenemez.

Fransa'nın bölgeye tarihi komplekslerle, sömürgecilik döneminden kalma alışkanlıklarla ve anekronik güç tasavvurlarıyla bakması istikrar üretmez.

Sayın Macron'un siyasi ölçeğini aşan Napolyonculuk hevesine kapılması dost ve hatta çoğu zaman müttefik olan Türk ve Fransız milletleri arasındaki yüzyıllara, sari, kadim ilişkilere fayda sağlamaz.

Fransa, Doğu Akdeniz'de Türkiye'ye karşı çıtır dar hesaplarının aparatı haline gelirse bundan bölge barışı, Avrupa güvenliği ve Fransa'nın itibarı zarar görür.

Şu hususun altını ehemmiyetle çiziyorum.

Yunanistan'ın maksimalist taleplerle hareket etmesi hukuk üretmez.

Güney Kıbrıs Rum yönetiminin adanın tamamı adına konuşma alışkanlığı meşruiyet üretmez.

İsrail'in kendi güvenlik endişelerini Türkiye'ye karşı bölgesel bir düşmanlığa dönüştürme arayışı kalıcı barış üretmez.

KIBRIS'I KORUMA VURGUSU Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları, Kıbrıs Türk'ünün varlık hakkı ve Türk milletinin stratejik hafızasıdır.

Kıbrıs'ta toprak alım satımı yabancı mülkiyeti, stratejik bölgelerde taşınmaz ve yoğunlaşması ve ekonomik nüfus üretme girişimleri sıradan ticari işlem gibi görülemez.

Toprak yalnız tapu kaydı sayılamaz.

Kimi zaman egemenlik hakkının belgesidir.

Kıbrıs Türk'ünün güvenliği, toprağı, egemenliği ve geleceğe hiçbir hayale, hiçbir dış telkine, hiçbir diplomatik seraba emanet edilemez.

Türkiye, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti 'nin varlık hakkını koruyacak, Doğu Akdeniz'deki meşru çıkarlarını başkalarının onayına bağlamayacak, Ege'deki denge hukukunun aşındırılmasına müsaade etmeyecektir. ''MHP, TÜRKİYE'NİN SİGORTASIDIR'' Türk milliyetçiliği her bir insanını, her bir hanesini bir saymaktır.

Türk milletini bir bütün olarak kavramaktır.

Bugünün sorunlarına cesaretle eğilenlerin ve elini taşın altına koyanların hatta ve hatta o taşın altına gerekirse gövdesiyle girmeyi vazife bilenlerin anlayışıdır.

Milliyetçi Hareket Partisi dün olduğu gibi bugün de Türkiye'nin sigortasıdır.

Vatanın her karşısında kardeşliğe hakim kılmak arzusundayız.

Yaraları deşmek yerine sarmayı, ayrılıkları derinleştirmek yerine birlik olmayı, inceldiği yerden koparmak yerine onarmayı, mazimize karşı bir sorumluluk telakki ederiz.

Bu sorumluluğun bugünkü aşaması terörün her türlüsünün topraklarımızdan ebediyen tasfiyesidir.

Milliyetçi Hareket Partisi bu tarihi sorumluluğun arkasında sonuna kadar duracak, şehitlerimizin aziz hatırasını incitmeden, gazilerimizin emanetini gölgelemeden bu yolda kararlılıkla yürüyecektir. ''HİÇ KİMSE BİZİM ADIMIZI TERÖRLE YAN YANA GETİREMEZ'' Bu yürüyüşün adı terörsüz Türkiye'dir.

Terörsüz Türkiye teslimiyet değildir.

Terörsüz Türkiye taviz değildir.

Terörsüz Türkiye terör örgütüyle pazarlık değildir.

Terörsüz Türkiye, devleti zayıflatmak, milli iradeyi gevşetmek, aziz milletimizin kırmızı çizgilerini çiğnemek, hassasiyetlerini kurcalamak. güvenlik ilkelerini sulandırmak hiç değildir.

Şayet böyle tasavvurlara girişen varsa, Milliyetçi Hareket Partisi'ni vatana ihanetin merkezine koymaya cüret ediyorlarsa, Türk Milliyetçiliği'nin komuta merkezini terörle aynı terazide tartmaya kalkışıyorlarsa, gaflet zindanlarına düşmüşlerdir.

Basiretsizliğin karanlık tehlizlerinde yolunu kaybetmişlerdir.

Hiç kimse Milliyetçi Hareket Partisi'nin adını terörle yan yana getiremez.

Terörsüz Türkiye, yalnızca bugünün değil, yarının meselesidir.

Terörsüz Türkiye yalnızca iç güvenliğin değil, dış politikanın da meselesidir.

Terörsüz Türkiye yalnızca bir asayiş hedefi değil, büyük ve güçlü Türkiye idealinin ana sütunlarından biridir.

İran gerilimi yalnızca üç ülke arasında geçen bir askeri veya diplomatik çekişme değildir.

Bu gerilim Türkiye'nin sınır güvenliğinden enerji maliyetlerine, tarımsal üretimden sanayi girdilerine, lojistik hatlardan dış ticaret dengelerine kadar geniş bir alanı etkileyebilecek büyük bir deprem potansiyeli taşımaktadır.

Bir buçuk yıl önce bugün mesele Beyrut değil Ankara'dır.

Gizli gündem Türk vatanıdır.

Orta Doğu'da ateşlenen füzelerin, suikastlerin bir sonraki etabı Anadolu coğrafyası derken altı boş bir değerlendirmede bulunmuyorduk.

Sokağın başındaki yangının kapımızın önüne gelebileceğinin uyarısını yapıyorduk. ''ÖCALAN'IN STATÜ MESELESİ KONUŞULMALI'' Süreç cidizlikle güvenlik hassasiyetlerinden taviz verilmeden yürütülecektir.

Bu kapsamda Abdullah Öcalan'ın statü meselesinin konuşulması da daha önce ifade ettiğimiz gibi bizim açımızdan önemlidir.

Bu mesele yokmuş gibi davranarak sürecin sağlıklı işlemesi mümkün değildir.

Sürecin yürütülmesini istiyorsak çağrımızın bağlayıcı olmasını temenni ediyorsak, örgütün tüm unsurlarıyla feshi ve silahların teslimini takip eden bu süreçte bunun hukuki, siyasi ve vicdani ölçüler içinde açıkça değerlendirilmesi gerekir.

Türkiye 'nin güvenliği ve geleceği söz konusu ise ani reflekslere, duygusal tepkimelere, sosyal medya gürültülerine, siyasi yargılarına, temelsiz muhalefet tantanalarına, takvimi meçhul belirsizliklere mahal veremeyiz.

Abdullah Öcalan için statü açığı varsa, bu açık Türkiye Cumhuriyeti lehine, terörsüz Türkiye hedefinin başarısına hizmet ediyoruz. edecek biçimde ele alınmalıdır.

Bu noktada ihtiyaç duyulacak mekanizmanın adı ne olursa olsun özü açık olmalıdır.

Bu mekanizma toplumsal onarımı, siyasal normalleşmeyi, demokratik katılımı, kardeşlik hukukunu, kamu düzenini, milli güvenliği ve huzurlu geleceği birlikte gözetmelidir.

Bu tartışmaları son vermek için. bunun adının barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü olmasını öneriyorum.

Fakat elbette başka alternatifler yönetilebilir.

Temennimiz PKK 'nın kurucu önderliğinin bir tanım altında görev yapmasıdır.

Çünkü meselenin esası terörün tamamen tasfiye edilmesi silahların susmasıdır.

İlgili Sitenin Haberleri