Haber Detayı

Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
01/01/2026 04:00 (3 saat önce)

Liyakat kurumu - Ülkü Sarıtaş

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Türk Dil Kurumu sözlüğündeki tanıma göre, kökeni Arapça olan liyakat kelimesinin anlamı; bir kimsenin, kendisine iş verilmeye yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlık durumunda olmasıdır.

Dolayısı ile liyakate dikkat edilerek işe alımlarda herhangi bir haksızlık veya hak kaybı olmaz.

Esasında bireylerin hak ettikleri pozisyonda bir işleri olması bir yurttaşlık hakkıdır ve bunu sağlaması gereken de devlettir.

Ülkemizde özellikle son 15- 20 yılda yurttaşlar işe alımlarda hak kayıplarına uğramışlardır.

Gün geçmiyor ki yazılı ve görsel basında konu ile ilgili haber yapılmasın.

Her kurumda liyakat ihlali nedeniyle bir yanda yurttaşlar mağdur edilirken diğer yanda özellikle uzmanlık isteyen alanlarda iş kollarında yeterlilik, uygunluk ve yaraşırlığa dikkat edilmediği için yaşanan, bazen felaket sınırına varan kazalar, can kayıpları, üretim kayıpları, toplumsal yozlaşma ve kuralsızlığın normalleştirilmesi geliyor.

Bütün bunların üzerine geçen günlerde Cumhuriyet gazetesinde yer alan, “İktidarın yıllardır kamuda yaptığı atamalar ‘liyakat’ tartışmalarını gündeme getirirken, Cumhur İttifakı’nın ortağı MHP’den tavsiye geldi.

MHP, ‘liyakat kurulu’ kurulmasını istedi” (23 Aralık 2025) şeklindeki haber dikkatimizi çekti.

TERAZİ ŞAŞARSA...

Ülkenin geleceği olan çocukların ve gençlerin eğitim ve öğretiminde birinci derecede rolü olan, anaokulundan başlayıp üniversitelere kadar uzanan kurumsal yapılarda özellikle öğretim üyesi kadrolarına atamalarda liyakatin çok fazla ihlal edildiğini görmekteyiz.

Rektör ve dekan çocuklarına özel kadrolar, öğretim üyesi kadro ilanlarında adrese teslim olacak şekilde yer alan şartlar, rektör atamalarında kişiye özel düzenlemeler tanık olduklarımızdan bazıları.

Liyakatin terazisi şaşmadan uygulanacak bir diğer önemli kurum da hukuk kurumu.

Siyasi baskı dahil her türlü etkiden arındırılmış liyakatli hukuk insanlarının adalet işlevini yerine getirmeleri, tüm yurttaşların yurttaşlık hakları için gerekli yaşamsal bir durumdur ve devlet bunu sağlamakla yükümlüdür.

Bu yükümlülüğün yerine getirilmesi hak ihlallerini ve kayıplarını azaltırken tıkanan hukuksal mekanizmanın yolunu açacak ve kararlar zamanında verilecektir, çünkü uzayan süreç bir diğer hak ihlali sorununa yol açmaktadır. ‘UTANMIYORUZ’ Son iki yılda yapılan tutuklu yargılamalar, uzayan iddianame hazırlama süreçleri, mahkemelerin sürekli ileri bir tarihe atılması, suistimal derecesine varmıştır.

Gizli tanıkların tanıklıkları doğrultusunda alınan kararlar hukuk insanlarının liyakatten ziyade siyasi etki ve baskı ile karar verdiklerini göstermektedir.

Gelin bir başka örneğe bakalım; görevde olan bir milletvekili yeğenini adalet bakanıyla tanıştırmış, ardından bu kişinin ataması yapılmış!

Bu hareket belki de bu pozisyon için uygun ve yaraşır olabilecek “yeğen”in kariyerine gölge düşürmüştür.

Ancak sayın milletvekili bu etkiyi bizim algıladığımız şekilde bir gölge gibi görmemiş, birkaç gün önce TBMM’de yaşanan “liyakatsiz işe alım” tartışmasında bir muhalefet milletvekilinin “Bu tür atamalardan utanmıyor musunuz?” sorusuna “Utanmıyoruz, gurur duyuyoruz” şeklinde yanıt vermiştir.

Kayırmacılığın, liyakatsizliğin en yüksek makamda “TBMM”de bu kadar açık, net ve gururla ifade edilmesi, iktidar ortaklarını rahatsız etmiş olacak ki yukarıda bahsettiğimiz “liyakat kurulu” kurulması gündeme gelmiştir.

Bu noktada “Liyakat kurumu kurulsa bile işlevsel olacak mı” sorusu akla geliyor.

Türkiye’de Anayasa Mahkemesi var; ülkemiz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Sözleşmesi’ne de üye ancak bu kurumların yurttaş lehine verdiği hiçbir karar yerine getirilmediği gibi, Anayasa Mahkemesi kararlarının tanınmama noktasına gelindiği hepimizce malum.

Hal böyle olunca da yukarıdaki soru kolayca aklımıza geliveriyor ve “liyakat kurumunu”nun da kâğıt üstünde bir kurum olacağını düşündürüyor.

PROF.

DR.

ÜLKÜ SARITAŞ

İlgili Sitenin Haberleri