Haber Detayı

Marmara’ya alternatif Ankara modeli
Dünya# dunya.com
03/01/2026 00:00 (1 saat önce)

Marmara’ya alternatif Ankara modeli

“Ankara’ya gitmenin en güzel yanı İstanbul’a dönmektir” klişesi artık tersine çalışıyor. Merkezinde Ankara’nın, hinterlandında Eskişehir ve Konya gibi illerin yer aldığı yüksek teknoloji odaklı bir kümelenmenin Marmara’ya güçlü bir alternatif olarak yükselmesi, Türkiye’nin geleceği bakımından kritik.

RECEP GÜNDÜZ Rekabet Hukuku DanışmanıAnkara’ya ilk kez 2002 yılında gelmiştim.

Üniversite tercih­leri öncesi… Dayım beni Konur So­kak’ta, Mülkiyeliler Birliği’ne gö­türmüştü.

Girişteki o yazıyı hâlâ hatırlıyorum: “Bu lokale yalnızca Mülkiyeliler, şair ve yazarlar, bü­rokratlar ve siyasiler girebilir.”O günlerde okuduğum The Özal kitabının da etkisiyle, Mülkiye’den mezun olursam sanki hariciyeden maliyeye, bakanlıklardan devle­tin bütün kapılarına kadar her şey önümde açılacak, “bakanlık mı is­tersin büyükelçilik mi” diye soru­lacak sanmıştım.

Mülkiye’yi ilk sıraya yazdım; ardından Rekabet Kurumu’nun giriş sınavlarını ka­zandım ve uzun yıllar çalıştım.

O günden beri Ankara’da yaşayan bi­ri olarak, başkentin neredeyse her hâline ve dönüşümüne yakından tanıklık ettim.Memur şehri masalı bittiO yıllarda Ankara, daha çok bir memur ve üniversite şehriydi.

Ge­çen sürede bazı kamu kurumları ile bankaların merkezlerini İstan­bul’a kaptırdı.

Ona rağmen Ankara bugün sabah ve akşam saatlerinde trafiğiyle bizi bunaltan, kalabalığı giderek artan bir metropol.

Bu yo­ğunluğu yalnızca deprem sonrası göçle açıklamak kolay ama eksik.

Ankara artık nitelikli göç çeken, ekonomik dönüşümü açıkça hisse­dilen bir şehir.Rakamların diliRakamlar bunu söylüyor.

Anka­ra, sosyo-ekonomik gelişmişlikte 2025 itibarıyla İzmir’i geride bıra­karak İstanbul’un ardından ikin­ci sıraya yerleşti.

Kişi başına GS­YH’de ise uzun süredir Kocaeli ve İstanbul’dan sonra üçüncü sırayı koruyor.

Bu tablo, klasik bir “kamu şehri” anlatısının çok ötesinde bir Ankara’ya işaret ediyor.Asıl dikkat çekici olan ise son yıl­larda iyice görünür hâle gelen ih­racat ve üretim performansı.

An­kara’nın ihracattaki payı 2020’de yüzde 4,7 iken 2025’in ilk yarısında yüzde 5,4’e yükseldi.

İhracat hac­mi yüzde 11’in üzerinde artarak 7,1 milyar dolara ulaştı.

Böylece An­kara, İzmir’i geride bırakarak Tür­kiye’nin dördüncü büyük ihracatçı ili hâline geldi.

Ama mesele yalnız­ca miktar değil; asıl mesele nitelik.Yüksek teknoloji sadece İstanbul’da değilAnkara ihracatının yüzde 78’den fazlası sanayi ürünlerinden oluşu­yor.

Makine-aksamları, elektrik-e­lektronik, savunma ve havacılık, metal ve motorlu sistemler başı çe­kiyor.

OSTİM ve ASO kümelenme­leri, çok sayıda organize sanayi böl­gesi ve teknokent bu yapıyı besli­yor.

Özellikle savunma ve havacılık ekosistemi, Ankara’yı Türkiye’nin yüksek teknoloji vitrini hâline ge­tirmiş durumda.2024 yılında Ankara, 1,7 milyar dolarlık yüksek teknoloji ihraca­tıyla Türkiye toplamının yaklaşık yüzde 20’sini tek başına gerçekleş­tirdi.

İhracatının yüzde 12’sinden fazlası yüksek teknoloji ürünlerin­den oluşuyor.

Türkiye ortalaması­nın yüzde 3,6 olduğu düşünüldü­ğünde, aradaki fark gerçekten çar­pıcı.

ASO-İLTEK Endeksi’nde Ankara’nın birinci sırada yer alma­sı da bu tablonun doğal sonucu.Daha geniş resme baktığımızda ilginç bir yoğunlaşma görülüyor: Türkiye’de yüksek teknoloji ihra­catı büyük ölçüde üç şehirde top­lanmış durumda.

İstanbul hâlâ en büyük paya sahip; ancak Ankara ve Eskişehir ile birlikte bu üç şehir, toplam yüksek teknoloji ihracatı­nın yaklaşık yüzde 88’ini gerçek­leştiriyor.

Yani teknoloji haritası, sanıldığından çok daha dar ama bir o kadar da stratejik.Marmara’nın gölgesinde kalmayan bir modelBu noktada Marmara kümelen­mesiyle Ankara arasındaki fark belirginleşiyor.

İstanbul, Kocae­li, Bursa ve Tekirdağ hattında oto­motiv, tekstil, klasik imalat ve hiz­metler öne çıkarken; Ankara’da savunma, havacılık ve ileri tekno­loji merkezde.

Bu ayrışma Türki­ye için bir zafiyet değil, tam tersine önemli bir fırsat.

Çünkü otomotiv ve geleneksel imalat alanlarında Çin rekabeti giderek sertleşirken, yüksek teknolojide oyunun kural­ları hâlâ yazılıyor.Merkezinde Ankara’nın, hinter­landında Eskişehir ve Konya gibi illerin yer aldığı yüksek teknolo­ji odaklı bir kümelenmenin Mar­mara’ya güçlü bir alternatif olarak yükselmesi, Türkiye’nin geleceği bakımından kritik.

Sadece küresel rekabet kapasitesi için değil; Mar­mara’daki ekonomik ve demogra­fik yığılmanın dengelenmesi açı­sından da elzem.

Üstelik Ankara modeli, sanayisizleşmenin küre­sel ölçekte yarattığı sorunların tar­tışıldığı bir dönemde, doğru kamu politikalarıyla yüksek teknoloji­li üretimin mümkün olduğunu da gösteriyor.Nitelikli göçle Ankara’yı yeniden tanımlamakBelki de bu yüzden, “Ankara’ya gitmenin en güzel yanı İstanbul’a dönmektir” klişesi artık tersine çalışıyor.

Teknoloji girişimcile­ri ve beyaz yakalılar İstanbul inat­larını sorgulamaya başladı.

İstan­bul’un kalabalığından, trafiğinden ve hayat pahalılığından bunalan çok sayıda mühendis, yazılımcı ve beyaz yakalı için Ankara giderek daha cazip bir seçenek hâline ge­liyor.

Bugün Ankara trafiğinin ar­kasında yalnızca araç sayısı değil, bu sessiz ama güçlü dönüşüm var.Ankara, bu dönüşümü yalnızca üretimle değil, sosyal ve kültürel boyutlarıyla da önemsemeli ve ge­liştirmeli.

Çünkü sosyo-kültürel imaj, nitelikli göçün vazgeçilmez unsurlarından biri.

Ankara’nın Eskişehir ve Konya ile birlikte İç Anadolu’nun teknoloji ve kültür üssü hâline gelmesi imkânsız de­ğil.

Düşünsenize; savunma sanayi­nin yanına, Behzat Ç.’yi geride bı­rakan, İran sineması tadında güçlü bir Ankara sineması da eklense… Fena mı olur?

İlgili Sitenin Haberleri