Haber Detayı
Seyahat trendlerini belirleyen soru: Nereye değil, neden gidiyorsun?
Kimi ‘iç sesini’ keşfetmeye gidiyor, kimi güzellik peşinde; kimi çocukluğunun ‘yazlıkçı’ gecelerini arıyor, kimi en sevdiği bilgisayar oyunundaki sokakları... Yola çıkmak için 2026’da çok bahanemiz var ancak arayışımız tek: Bağlantı kuracak bir hikâye.
Yola çıkmak için ‘tatil’ gibi geniş bir başlık altında plan yapma devri kapanıyor.
Seyahat edenler, sadece bir listedeki maddeleri işaretlemek yerine, kendilerini bir yere tamamen kaptırabilmek için niş destinasyonlara yöneliyor ve yola çıkmadan önce ‘neden’ sorusunu soruyor.
Oraya neden gidiyoruz? 2026 için bu soruya verilmesi muhtemel yanıtları şöyle özetledim:Yapay zekâyla planlanan tatiller geçen yıl pek popüler oldu ama bu yıl tatili dijital asistanımızla planlasak bile gittiğimiz yerde dijital detoks yapmak isteyeceğiz.
Yapay zekâ daha iyi fırsatlar ve fiyat karşılaştırmalarıyla dil engellerini aşmak için kullanılmaya devam edecek.Tükenmişlikten kurtulmak için sessiz inziva kampları hatta ‘beyin fitness’ı yaptıran oteller revaçta.
Sessizlik dünyanın her yerinde en çok arzu edilen tatil trendi; tatil destinasyonlarını desibel düzeyine göre sıralayan uygulamalar yazılıyor; ABD, Oregon’daki Skycave Retreats gibi kamplarda üç gün boyunca tamamen karanlık kabinlerde kalınıyor.Ayak seslerini iki yıldır duyduğumuz ‘coolcation’ akımı (yürüyüş, yaban hayatı izlemek ve sıcaktan kaçmak için serin yerlere seyahat) daha popüler oluyor.
Ülkemizde de aşırı turizm ve kavurucu sıcaklardan kaçmak isteyenler Karadeniz’e akın edecek.
Palandöken ve Erciyes gibi kayak merkezlerindeki otellerin Uludağ’daki kimi oteller gibi yazın da açık olduğunu görebiliriz.Bu yıl güzellik, sağlık ve teknolojiyi bir araya getiren, cilt ve sağlık bakımları için seyahat akımı olarak özetleyebileceğimiz ‘glowcation’ın altın çağı yaşanacak.
Fransız eczanelerinden bakım ürünleri alışverişi için Paris, K-Beauty ve ‘cam gibi cilt’ için Güney Kore, ayurveda için Kerala (Hindistan) bu trendin popüler noktaları arasında sayılabilir.
Oteller de buna uyum sağlıyor ve doğal uyku/uyanıklık döngülerini destekleyen sirkadiyen aydınlatma gibi seçenekler sunuyor misafirlerine.Bilgisayar ve video oyunu tutkunlarının neredeyse hiç evden çıkmadığı klişesinin aksine, Z Kuşağı gamer’lar hem oynuyor hem geziyor.
Oyun temalı tatillerin en popüler olanları ‘God of War’dan tanıdığımız Norveç’teki Jotunheimen, ‘Assassin’s Creed’den İskoçya ve ‘Ghost of Tsushima’dan tanıdığımız Japonya’daki Tsushima Adası...m2026’da da ‘set gezileri’ popülerliğini koruyor.
Dünyada ‘The White Lotus’un çekildiği Hawaii, Sicilya ve Koh Samui (Tayland), ‘Wednesday’in etkisiyle de Romanya bu yıl yükselişe geçerken Türkiye’dense ‘Uzak Şehir’ dizisinin geçtiği Mardin’in Midyat ilçesi ve Narlı Köyü, ‘Güller ve Günahlar’ dizisinin mekânı Beykoz-Kanlıca sayılabilir.Karayolu tatilini seçenlerin sayısı artacak.
Bu tarz geziler özgürlük, esneklik ve daha düşük maliyet nedeniyle popülerleşiyor.Yazlıkçılık geri geliyor.
Genç gezginler, onları ‘çocukluklarına’ götüren tatiller arıyor.
Bütün dünyada yükselen bu trendin Türkiye’deki popüler noktaları; Alanya, Kuşadası, Didim olacak.Mikro karar verme yorgunluğundan kaçmak isteyenler artıyor.
Misafirin hiçbir karar vermesine gerek kalmayan seyahat deneyimlerinde belirgin bir artış var.
Arjantin’de bir SPA oteli ‘gizemli seyahat’ seçeneği başlattı bile.‘Dünyayı gezmek mi dünyayla yeniden bağ kurmak mı?’Saffet Emre Tonguç, tarihçi-rehber ve Hürriyet Seyahat yazarıBu yıl eşyamızı bir bavulun içine yerleştirip değil, bir ruh hainin içine girerek yola çıkacağız.Eskiden lüks, bir otelin yıldız sayısıyla ölçülürdü. 2026’da lüksün ölçüsü, zamanı geri almak.Dünyanın en çok konuşulan otelleri artık teknolojiyle donatılmış yapılardan ibaret değil; aksine, minimal tasarımın, doğal malzemelerin ve sessizliğin başrol oynadığı küçük evrenler.‘Daha çok yer görme’ arzusu yerini ‘daha çok hissetme’ ihtiyacına bırakıyor.
Seyahat, tüketilen bir deneyim olmaktan çıkıp yaşamın ritmini yeniden kuran bir içsel yolculuğa dönüştü. 2026, bu dönüşümün olgunlaştığı yıl olacak.Bir kentin cazibesi artık meydanlarında değil, hafızasında saklı.
Seyahat, bir destinasyonu görmek değil, onunla konuşmak anlamına geliyor.
Gezginler artık zanaatkârların atölyelerine giriyor, yerli halkın sofralarına oturuyor, ritüellerin kökenini öğreniyor, bir yeri yalnızca fotoğraflamıyor; anlamlandırıyor.En büyük ayrıcalık, başka hiç kimsenin bilmediği bir yer bulmak. 2026’da yükselen trend: Mikro-destinasyonlar.
Bir ülkenin büyük şehirleri değil; arka sokakları, kırsal kasabaları… Tanzanya’da masallar kadar eski ve otantik bir köy ya da Türkiye’nin haritaya sığmayan taş mimarili köyleri.Çevre bilinci, artık bir zorunluluk değil; yeni bir statü göstergesi.
Gezegenle uyumlu bir yolculuk, artık etik bir tercih değil; estetik bir değer.‘Yeni lüks, başını yastığa koyduğunda aldığın ahşap kokusu, mekânın nefesi ve sakinliği’Mimar Cüneyt Darı, otel tasarımı konusunda uzman Mısırlıoğlu Mimarlık’tan artık tek başına yetmiyor.
Geleceğin otelleri, yalnızca çevreye duyarlı değil, aynı zamanda güçlü bir hikâyeye sahip mekânlar.Doğal kaynaklarla uyumlu, doğayı tüketmeyen, onunla var olan oteller ön plana çıkıyor.
Suyun giderek daha değerli hale geleceği öngörüsüyle, suyu doğru ve verimli kullanan sistemler, yağmur suyu geri kazanımı ve gri su uygulamaları standart hale geliyor.
Aynı şekilde yenilenebilir enerji üreten yapılar, mimarinin ayrılmaz bir parçası.Şehir otellerinde teknoloji daha görünür ama daha sade bir şekilde entegre ediliyor.
Yapay zekâ destekli sistemlerle misafir konforu kişiselleştiriliyor; ışık, iklimlendirme ve mekânsal deneyim misafirin alışkanlıklarına göre şekilleniyor.
Buna paralel olarak, şehir içinde bile doğayla temas kurabilen, yeşil alanları ve doğal malzemeleri merkeze alan tasarımlar öne çıkıyor.misafirinin yalnızca tüketen değil, deneyimin bir parçası olduğu alanlar tasarlanıyor.
Örneğin organik veya dikey tarım gibi uygulamalarla yedikleri ürünü yetişirken görebiliyorlar.Önceden “Odam denizi görsün” beklentisi öne çıkarken, bugün misafirler giderek daha fazla “Odam ormana, ağaçlara baksın” diyor.
Kuş sesi, rüzgârın ağaçlar arasındaki hareketi ve doğal sessizlik, modern insan için gerçek bir lüks haline geldi.
Doğayla iç içe, yüksek rakımlarda inşa edilen oteller artacak.Sürdürülebilirlik mekânın ruhuna işleniyor.
Bulunduğu arazinin taşını, ahşabını ve doğal malzemelerini kullanarak, doğadan kopmayan organik otel yapıları tasarlanıyor.
Bu yaklaşım, yapının çevresiyle uyumunu güçlendirirken misafire daha gerçek ve kalıcı bir deneyim sunuyor.Geçmişteki gösterişli lüks anlayışı yerini daha bilinçli ve sade bir yaklaşıma bıraktı.
Günümüz misafiri temas ettiği her şeyin doğallığını ve gerçekliğini önemsiyor.
Başını yastığa koyduğunda aldığı ahşap kokusu, mekânın nefesi ve sakinliği, yeni lüks tanımının temelini oluşturuyor.‘Üç kuşak bir arada gemi turu yapıyor’Özgü Alnıtemiz, Karavan Turizm Cruise ve Celestyal Türkiye DirektörüRezervasyon verilerimize göre Türkiye’de en çok tercih edilen Yunan adaları cruise turları 2026’da da trend olmayı sürdürecek.
Dünyada en hızlı büyüyen destinasyonlardan biriyse Alaska.Kruvaziyer turizminin bu yıl 40 milyon yolcu sayısına ulaşıp rekor kırması bekleniyor.
CLIA (Cruise Lines International Association) verilerine göre ilk kez cruise deneyenlerin ve solo (yalnız) seyahati tercih edenlerin oranı düzenli olarak artıyor.Kruvaziyer gemileri Z Kuşağı için yaptığı yatırımların karşılığını alıyor.
Kruvaziyer yolcularının yüzde 28’i; üç ve üzeri kuşak bir arada seyahat edenlerden oluşuyor.
Dedeler masa oyunu oynarken torunlar suparklarının, partilerin tadını çıkarıyor.Artık gemilerde sadece SPA değil tam donanımlı bütünsel sağlık programları sunuluyor.Tematik kruvaziyer programları da zirve yapıyor.
Artan talep nedeniyle müzikten gastronomiye festival gibi kruvaziyer turlarında patlama yaşanacak.