Haber Detayı

‘Ölümle bu denli yüzleşince mutlu olamayacağım bir hayata devam etmek istemedim’
Kelebek hurriyet.com.tr
04/01/2026 07:00 (1 gün önce)

‘Ölümle bu denli yüzleşince mutlu olamayacağım bir hayata devam etmek istemedim’

Duygularını renklerle tuvale, notalarla bestelerine aktarıyor. Sergisine gittiğinizde onu piyanosunun başında bulursanız şaşırmayın. Güneş Çağlarcan’ın sergileri izleyicide farklı duyuları aynı anda harekete geçirip benzersiz bir deneyim yaşatıyor.

Güneş Çağlarcan’ı ilk kez Trattoria Fontana adlı İtalyan restoranındaki etkinlikte tanıma fırsatı buldum.

İçeri girdiğimde restoranın duvarlarına eserleri asılmıştı.

Herkes masasına oturduktan sonra Çağlarcan piyanosunun başına geçti, hikâyelerinden kısaca bahsettiği resimleriyle eşleştirdiği bestelerini çalmaya başladı.

Bu sırada önümüzde de Terminal Kadıköy’ün koordinatör şefi Merve Kızılkaya’nın ekibiyle hazırladığı yemekler vardı.

Gelen her tabak sanatçının eserlerinden ilhamla şekillenmişti.

Hayatın karanlık yönlerine inat, renkli kök sebzelerle hazırlanmış salata gibi...

Çağlarcan’ın parmakları piyanonun tuşları üzerinde gezinirken damağımızda kalan tatlarla birlikte duvardaki eserler zihnimizde daha da derinleşti.Pandemide geçirdiği zor günlerin ardından 39 yaşında kurumsal hayatı bırakıp kendine resim ve müziğin eşlik ettiği bir yaşam kurmuş Güneş Çağlarcan (45). ‘Gölgeler’ koleksiyonuyla da yurtdışında 30’un üzerinde sergi açma fırsatı bulmuş.◊ Sanatın farklı dallarıyla yakından ilgili bir ailede doğmuşsunuz.

Ama uzun yıllar hatta emekli olana kadar kurumsal bir işte çalışmayı tercih etmişsiniz.

Bize biraz o dönemi anlatır mısınız?

Ailemde aslında sanat hep vardı; annem, babam sanatla başladık ama kardeşim (Deniz Çağlarcan, müzisyen) hariç hepimizin kurumsal hayatta dönemleri oldu.

Kurumsal dünya sizi içine alan, kendinizi ifade etmenizin zor olduğu, yaratıcılığınızın ödüllendirilmekten ziyade cezalandırıldığı bir düzen.

Kurumsal kültürün sınırları içerisinde hareket etmeniz gerekiyor.

Ona uymadığınız zaman hayalperest olarak adlandırılıyorsunuz.

Ben de hayatım boyunca hayalperest olarak adlandırıldım.◊ Pandemi için hayatınızın dönüm noktalarından biri diyebilir miyiz?

Hayatımın en büyük dönüm noktası diyebiliriz.

Uzun zamandır çok detayına inmiyordum ama anlatayım.

Pandemi döneminde, doğum günümden bir gün önce, 14 Mayıs’ta anneannemi kaybettik.

Bir hafta boyunca onu hastaneden çıkarmaya çalışmıştık.

Hatta en son ambulans ayarladık.

Kendisini ambulansa indirmek için yanına çıktığım sırada kalbi durdu.

Aileme sevk haberini vermek yerine onu morga taşıdığımı söylemek zorunda kaldım.

Ertesi gün anneannem kepçelerle toplu mezarlara gömüldü.

Üç gün sonra babam bu görüntülere dayanamayıp kalp krizi geçirdi.

Ardından bir kalp krizi daha...

İki operasyon geçirdi.

Sonraki süreçte arka arkaya iki kedimi kaybettim.

Ölümle bu denli yüzleşince mutlu olamayacağım bir hayata da devam etmek istemedim.

Karanlık gölgeler◊ ‘Gölgeler’ koleksiyonunu çıkarmaya o dönemde mi karar verdiniz?Evet, o zamanki hislerim şöyleydi; dışarıdan renkli hayatlar yaşıyormuşuz gibi gözükse de gizlediğimiz üzüntüler, korkular, acılar var.

Ve bunlar karanlık gölgelerde hayat buluyor.◊ Eserlerin ortaya çıkış sürecinde resimler mi besteleri takip ediyor yoksa besteler resimleri mi?Son sergim ‘Requiem for Shadows’da anlatmak istediğim hikâyeyi baştan biliyordum.

Dört resmin üzerine yaptığım besteleri eşleştirdim.

Bazen içimden bir his geliyor, oturup bir beste yapıyorum ve o besteyi en doğru şekilde hangi tabloyla anlatabileceğimi düşünüyorum ya da hangi tablolarla...

Ya da bazen anlatmak istediğim bir hikâye oluyor.

O tabloları karşıma alıp onlara bir beste yapıyorum.

Yani bir sırası yok.◊ Duvarlarda resimleriniz var ve siz piyanonuzun başındasınız.

Kişisel hikâyenizden, hissettiklerinizden bahsediyorsunuz.

Aslında bir sanatçı için oldukça kırılgan bir atmosfer yaratıyorsunuz.

Bu sizi hiç kaygılandırıyor mu?

Haklısınız, çok kırılgan bir yer yaratıyorum.

Ama bunu bilhassa yapıyorum.

Şimdi burada ikiye ayırmak lazım.

Daha önceki dönemlerde kişisel hikâyelerime alan açıyordum.

Son sergimdeyse amacım herkesin kendi hayatından bir şey bulabileceği bir duygusal alan yaratmaktı.

Tablolara ait ufak anekdotlar vermek, gölgelerdeki boşlukları kendi hikâyeleriyle doldurabilmelerine olanak tanımak....

Kişiselleştirebilecekleri bir sergi deneyimine dönüştürmekti amacım.◊ Gölgeler neden ilginizi çekiyor?

Gölge hem karanlık tarafımızı hem de karanlığın ne olduğunu tanımlama biçimimizi şekillendiren bir alan sunuyor.

Bir önceki sorunuzda ‘kırılgan bir atmosfer’ dediğiniz yer, benim en kuvvetli hissettiğim yer aslında.

Kurumsal hayatta geçirdiğim süre zarfında şunu çok net gördüm; insanlar bulundukları şartlar altında karşısındakiyle dalga geçebileceği ya da onu üzebileceği yerler üzerine çocukluktan itibaren gidebiliyor.

Ama siz o alanları ilk başta bulup, bağ kurup kendinizi olduğunuz gibi kabul edebilirseniz, o kırılgan alanlarınız sizin en kuvvetli haliniz oluyor.

Gölgeler bunu ifade ediyor.◊ Yurtdışında 30’u aşkın sergi açtınız.

Küresel sanat piyasasında var olmak zor.

Nasıl başardınız?Hayatım boyunca çeşitli ülkelerde çalıştım.

Farklı kültürlerle iş yapmış olmak benim için avantajdı.

Dünyanın en yetenekli sanatçısı olmayabilirim ama 20 senelik uluslararası kurumsal tecrübeye sahip belki de tek sanatçı olabilirim.

Ve bunun da gücünü kullanıyorum.Müzik ve koku eşliğindeFarklı disiplinlerin bir araya geldiği bir başka sergi de Dolapdere’deki PİLEVNELİ galeride 15 Ocak Perşembe günü açılacak.

Lal Batman da ‘The Grand Excess’ sergisine koku ve ses deneyimi ekleyerek izleyiciyle daha derin bir deneyim sunmayı tercih etmiş.

Sergide eserlere eşlik edecek koku MG Gülçiçek firması tarafından sanatçının hikâyesini ve enerjisini yansıtmak için tasarlanmış.

Berk İçli de sergi için özel bir müzik bestelemiş.

Müzikler Batman’ın katmanlı eserlerine eşlik ederek izleyicilere özel bir deneyim sunmayı hedefliyor.

İlgili Sitenin Haberleri