Haber Detayı
DEM Parti ve HDK: 'Maduro’nun kaçırılması emperyalist haydutluktur'
DEM Parti ve HDK, ABD’nin Venezuela Devlet Başkanı Maduro’yu kaçırmasını “egemenliğe saldırı” ve “emperyalist haydutluk” olarak niteledi. Açıklamalarda, askeri müdahalelerin küresel ölçekte güvensizlik ve kaos yarattığı, çözümün halkların demokratik iradesine saygıdan geçtiği ifade edildi.
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Dış İlişkiler Komisyonu Eşsözcüsü Ebru Günay ve Berdan Öztürk, ABD'nin Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'yu kaçırmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı.
Dünyanın farklı bölgelerinde gerilimlerin derinleştiği, çatışmaların arttığı, uluslararası düzenin hızla aşındığı belirtilen açıklamada, bu durumlara en son örneğin ise Venezuela olduğu ifade edildi. 'ULUSLARARASI HUKUKUN İHLALİ' Açıklamada, şu ifadeler kullanıldı: "ABD Başkanı Donald Trump'ın emriyle yürütülen bu müdahale; Birleşmiş Milletler'in kurucu anlaşmaları ile uluslararası hukukun açık ihlali, bir ülkenin egemenlik haklarına yönelik kabul edilemez bir saldırı ve halkların kendi geleceklerine demokratik yollarla karar verme hakkının gaspıdır.
Bir ülkenin, 'istenilen yönetim oluşana kadar dış güçler tarafından yönetileceği' biçimindeki yaklaşım, yalnızca Venezuela için değil, tüm dünya açısından son derece tehlikeli bir kapıyı aralamaktadır.
Askeri kapasite üstünlüğünün siyasi tercihler dayatmak ve halkların iradesini bastırmak için kullanılabileceğinin ilan edilmesi, açık bir tehdit ve küresel ölçekte kuralsızlığın beyanıdır.
Bu tutum uluslararası kurumların, çok taraflı mekanizmaların ve ortak hukuki normların bilinçli biçimde devre dışı bırakılması anlamına gelmektedir. 'DERİN BİR GÜVENLİK SORUNU YARATACAK' Venezuela'nın enerji, doğal ve yeraltı kaynakları, küresel güç mücadelelerinin değil, o ülkede yaşayan halkların ortak ve meşru mülkiyetidir.
Ayrıca uyarıyoruz ki; böylesi askeri müdahalelerin yarattığı otorite boşluğu ve kaos ortamı, tarihsel tecrübelerle sabittir ki halklara barış değil daha fazla yıkım getirmektedir.
Venezuela'da devlet kurumlarının ve idari yapının işlevsizleştirilmesi, bölgeyi küresel uyuşturucu kartelleri ve organize suç örgütleri için denetimsiz bir faaliyet ve hakimiyet alanına dönüştürme riski taşımaktadır.
Bu durum, sadece Venezuela halkını değil, tüm bölgeyi tehdit eden, sınırları aşan derin bir güvenlik sorunu yaratacaktır. 'ÇÖZÜM DEMOKRATİK İRADEYE SAYGI GÖSTERMEKTİR' Öte yandan, Venezuela'da uzun süredir devam eden siyasal krizin sorumluluğu yalnızca dış müdahalelere indirgenemez.
Maduro yönetiminin insan hakları ihlalleri, muhalefete yönelik baskıları ve demokratik siyasal alanı daraltan uygulamaları da ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir.
Ancak bu sorunların çözümü askeri operasyonlar, kuşatmalar ya da dışarıdan dayatılan yönetim değişiklikleri değildir.
Venezuela'da kalıcı istikrar ve refah ne otoriter yönetim pratikleriyle ne de uluslararası askeri müdahalelerle sağlanabilir.
Çözüm, Venezuela halklarının demokratik iradesine saygı gösterilmesi, temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması, hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve kapsayıcı, barışçıl bir siyasal sürecin önünün açılmasıyla mümkündür. 21'nci yüzyıla barış, adalet ve eşitlik umuduyla giren halklar, gücü elinde bulunduranların dünyaya hükmetme iddiasını kabul etmez ve etmeyecektir.
DEM Parti olarak, Venezuela halklarının demokrasiye, özgürlüğe ve onurlu bir yaşama kavuşma hakkının yanında olduğumuzu; her türlü emperyalist müdahaleye, askeri tehdide ve hukuksuzluğa karşı durduğumuzu kamuoyuna saygıyla duyururuz." HDK: HAYDUTLUK Halkların Demokratik Kongresi (HDK) de ABD'nin Venezuela’ya askeri saldırısı ve Maduro'yu kaçırmasına ilişkin yazılı açıklama yaptı. “ABD yönetiminin Venezuela halkına yönelik başlattığı açık kaynak gaspı girişimini ve ardından Kolombiya ile Küba'yı hedef alan tehditlerini şiddetle kınıyoruz” denilen açıklamada, “Trump yönetiminin son açıklamaları, emperyalizmin artık ‘demokrasi’ maskesine ihtiyaç duymadığını; amacının doğrudan halkların zenginliklerine el koymak ve iradelerini kırmak olduğunu tescillemiştir.
Venezuela'nın petrolünü ‘geri alınacak mülk’ olarak gören, Küba'nın onurlu direnişini ve Kolombiya'nın demokratik yürüyüşünü tehdit eden bu akıl, haydutluktur” ifadelerini kullanıldı. 'LATİN AMERİKA HALKININ YANINDAYIZ' Venezuela'nın petrolü, Küba'nın onuru ve Kolombiya'nın geleceğinin “emperyalist tekellerin oyun sahası” olmadığı ifade edilen açıklamada, ülkelerdeki yer altı ve yer üstü zenginlikler o topraklarda yaşayan halkların olduğunun altı çizildi.
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Trump'ın ‘sırada Kolombiya ve Küba var’ tehditlerine karşı, Latin Amerika halklarının yanındayız.
Bu saldırı, sadece bir bölgeye değil, tüm dünya halklarının özgürlük arayışına yöneliktir.
Ambargolarla, yaptırımlarla ve varlık gaspıyla halkları açlığa mahkum ederek teslim almaya çalışan bu ‘ekonomik terör’ suçtur.
Emperyalizm ne kadar saldırganlaşırsa saldırsın, örgütlü bir halkın iradesini asla teslim alamayacaktır.
Direnen halklar kazanacak!” (HABER MERKEZİ)