Haber Detayı

Dünya sandığımızdan çok daha kalabalık
Sürdürülebilir dünya dunya.com
05/01/2026 00:00 (1 gün önce)

Dünya sandığımızdan çok daha kalabalık

Bilim insanları her yıl 16 binden fazla yeni tür tanımlıyor. Arizona Üniversitesi’nin kapsamlı çalışmasına göre keşif hızı yavaşlamıyor, aksine rekor kırıyor. Bu durum, gezegenin biyolojik zenginliğinin sanılandan çok daha büyük olduğunu ve sürdürülebilirlik politikalarının aciliyetini ortaya koyuyor.

Başak Nur GÖKÇAMBiyoçeşitlilik, yalnızca doğanın zenginliği de­ğil; gıda güvenliğinden iklim direncine, insan sağlı­ğından ekonomik kalkınma­ya kadar sürdürülebilir bir gelecek için vazgeçilmez bir temel.

Türlerin kaybı ekosis­temlerin dengesini bozarken, henüz keşfedilmemiş canlı­ların yok olması, insanlık için potansiyel çözümlerin de geri dönülmez biçimde yitirilmesi anlamına geliyor.

Bu nedenle yeni türlerin keşfi, sadece bi­limsel bir başarı değil, aynı za­manda sürdürülebilirliğin ilk adımı olarak görülüyor.Dünya üzerindeki yaşam arayışı beklenenin aksine ya­vaşlamak yerine hız kazanı­yor.

Bilim insanları her yıl 16 binden fazla yeni tür tanım­layarak hayvanlar, bitkiler, mantarlar ve mikroorganiz­malar dahil olmak üzere ge­zegenin biyolojik çeşitliliği­nin sanılandan çok daha ge­niş olduğunu ortaya koyuyor.

Özellikle böcekler ve mikrop­lar gibi gruplarda milyonlarca türün hâlâ keşfedilmeyi bek­lediği düşünülüyor.Keşifler benzeri görülmemiş şekilde hızlandıArizona Üniversitesi araş­tırmacıları tarafından yürü­tülen ve Science Advances dergisinde yayımlanan ye­ni çalışma, bu keşif hızının şimdiye kadarki en yüksek seviyeye ulaştığını gösteri­yor.

Araştırmaya göre bitki­lerden mantarlara, örümcek­lerden balıklara ve amfibiler­den böceklere kadar pek çok canlı grubu, daha ön­ce tahmin edilenden çok daha çeşitli.Çalışmanın kıdem­li yazarı, Arizona Üniversitesi Ekoloji ve Evrimsel Biyolo­ji Bölümü’nden Prof.

John Wiens, “Bazı bilim insanları keşif hızının yavaşladığı­nı düşünüyordu.

Ancak veriler bunun tam tersini söylüyor.

Tarihte hiç olma­dığı kadar hızlı biçimde yeni türler tanımlıyoruz” dedi.300 yıllık bilimsel yolculukModern taksonominin te­melleri, yaklaşık üç yüzyıl önce İsveçli doğa bilimci Carl Linnaeus tarafından atıldı.

Linnaeus, ikili adlandırma sistemini geliştirerek 10 bin­den fazla bitki ve hayvan tü­rünü bilim dünyasına kazan­dırdı.

Bugün hâlâ kullanılan bu sistem, bilim insanlarının Dünya’daki yaşamı sistemli biçimde anlamasının yolunu açtı.

O günden bu yana sürdü­rülen çalışmalar, insanlığın doğaya dair bilgisini sürekli genişletti.

Ancak yeni araş­tırmalar, hâlâ bilinen türle­rin yalnızca buzdağının görü­nen kısmı olabileceğini orta­ya koyuyor.Rakamlar ne söylüyorAraştırma ekibi, yaşamın tüm ana gruplarını kapsayan yaklaşık 2 milyon türün tak­sonomik kayıtlarını inceledi.

En güncel ve kapsamlı verile­rin bulunduğu 2015–2020 dö­neminde, bilim insanlarının yılda ortalama 16 binden fazla yeni tür belgelediği belirlendi.Bu türlerin:-10 binden fazlasını hay­vanlar (çoğunlukla eklemba­caklılar ve böcekler),-Yaklaşık 2 bin 500’ünü bitkiler,-Yaklaşık 2 binini ise mantarlar oluşturuyor.Wiens’e göre iyi ha­ber şu: Yeni tür keşif oranı, küresel yok ol­ma hızının çok üze­rinde.

Yılda yaklaşık 10 türün yok oldu­ğu tahmin edilirken, keşfedilen tür sayısı bunun binlerce katı.Henüz bilmediğimiz bir dünyaAraştırmacılar, uzun vadeli keşif eğilimlerini kullanarak Dünya’da toplam kaç tür ola­bileceğine dair projeksiyon­lar da yaptı.

Buna göre bugün tanımlanmış yaklaşık 42 bin balık ve 9 bin amfibi türüne karşılık, gerçekte 115 bin balık ve 41 bin amfibi türü buluna­bilir.

Bitki türlerinin toplam sayısının ise yarım milyonu aşabileceği tahmin ediliyor. “Şu anda yaklaşık 2,5 milyon tür biliyoruz” diyen Wiens, “Ancak gerçek sayı on milyon­larca, hatta yüz milyonlarca olabilir” ifadelerini kullandı.

Özellikle böceklerde durum daha da çarpıcı: Resmi olarak 1,1 milyon böcek türü tanım­lanmış olsa da gerçek sayının 6 ila 20 milyon arasında olabi­leceği düşünülüyor.Geleceğin haritası çiziliyorAraştırmacılar önümüzdeki dönemde, yeni türlerin en sık bulunduğu bölgeleri haritalandırarak keşfedilmemiş yaşam açısından zengin alanları belirlemeyi hedefliyor.

Ayrıca bu keşiflerin kimler tarafından yapıldığını inceleyerek, bilimsel üretimin yerel araştırmacılara doğru kayıp kaymadığını da analiz etmeyi planlıyorlar.

Linnaeus’un 300 yıl önce başlattığı yolculuk hâlâ devam ediyor.

Üstelik bilinen tüm türlerin yaklaşık yüzde 15’i son 20 yılda keşfedildi.

Bu da sürdürülebilir bir gelecek için hâlâ öğrenilecek, korunacak ve değerlendirilecek çok şey olduğunu gösteriyor.Moleküler teknolojiler oyunu değiştiriyorYeni türlerin çoğu hâlâ görünür özelliklere göre tanımlanıyor.

Ancak genetik ve moleküler tekniklerdeki hızlı gelişmeler, dışarıdan birbirine benzeyen fakat genetik olarak farklı olan ‘gizli türleri’ ortaya çıkarmayı mümkün kılıyor.

Bu yöntemlerin özellikle bakteri ve mantar çeşitliliğini anlamada büyük bir sıçrama yaratması bekleniyor

İlgili Sitenin Haberleri