Haber Detayı

İki yaldızlı ‘pek kötü'
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
05/01/2026 04:00 (23 saat önce)

İki yaldızlı ‘pek kötü'

Her şeyi tek tek yaşayamayız. Başkalarının deneyimleri de yaşama ilişkin geniş referanslardır.

Her şeyi tek tek yaşayamayız.

Başkalarının deneyimleri de yaşama ilişkin geniş referanslardır.

Bir başka ülkenin devlet ba şkanının isteğiyle Venez üella Devlet Ba şkanı Nicolas Maduro’nun eşiyle birlikte yatak odasından ka ç ırılmasından ç ıkarılacak üç ders var: Kendi kaynaklar ını kullanmana egemenler izin vermez.

K üreselciler milli/ulusal bak ışı sevmez.

Eğer birileri iktidarını uzun uzun s ürdürüyorsa onlarla iyi geçindi ği, kaynaklarını onlara istedikleri gibi verdiği i çindir.

ABD’nin sembol ülke olarak temsil etti ği s ömürgeci yap ıya kafa tutuyorsunuz diye rejim baskısını ve otoriterliğinizi artırmayı, muhalefeti ezmeyi, d ü ş üncesinden ötürü insanlar ı yargılamayı, basını susturmayı kendinize hak g örmeyeceksiniz.

İşte bu dış g üçler sonra bunlar ı bahane eder, i çeri girer.

Unutmadan… Bir de uyu şturucudan uzak duracaksınız!

En önemlisi de Mustafa Kemal Atatürk’ün att ığı temeller üzerinde yükselen ilkeler ve de ğerlere her bakımdan tam d önü ş acilen yapılmalıdır.

B öylece varl ığı sonsuzluğa erecek olan T ürkiye Cumhuriyeti, sars ılsa da asla yıkılamaz.

MR.

GLOBAL NE İSTİYOR?

ABD, kapitalist d ünyan ın baş akt örü olarak II.

Dünya Sava şı sonrası k üresel ekonomiyle birlikte küresel siyaseti de yönetiyor.

Marx’ ın da vurguladığı gibi ekonomi zaten siyaseti bi çimlendiriyor.

Siyasi yap ı, ekonomik serbestlik ve kazan ç getirmezse Bay kapitalistin, Mr. globalin ho şuna gitmez.

Venez üella petrol ihracat ında kendi kurallarını belirlemek istediğinde ABD ile ilişkileri iyiden iyiye gerildi.

Sonu ç: Yankee yine evinden ba şka bir yerde, bu defa Venez üella’da. ‘VENEZÜELLA SAUDİTA’ 1973 petrol krizinden petrol zengini bir ülke olarak gelirini neredeyse üç kat artt ırarak ç ıkan Venez üella, “Suudi Venezüellas ı” gibi ironik bir yakıştırmayla anılır olmuştu.

Üç y ıl sonra, önceden faaliyet gösteren yabanc ı petrol şirketlerinin varlıkları üzerine ülkenin ilk ve tek milli petrol şirketi de b öylece kuruldu: Venezüella Petrolleri A Ş (PDVSA) 1998’de Hugo Chavez ile yeni bir başlangı ç yapan Venezüella, OPEC’in y ıllık üretim miktarlar ına uydu, kuralları belirleyen petrol ülkelerinden biri olarak dünya petrol fiyatlar ında rol ü oldu.

Chavez petrolü millile ştirirken onu bir takas aracına d önü şt ürmü şt ü.

Petrol kar şılığında, genel gereksinim ürünleri bir yana Çin ve Rusya’dan silah ve kredi temin ediyordu.

Amerika k ıtasında b üyüyen bu petrol gücünün, önce Rusya ve ard ından Çin’e kadar uzanan ba ğlantıları bile kuzey komşusu ABD’yi rahatsız etmeye yeterdi.

Kaldı ki Venez üella ve Rusya aras ında enerjiden n ükleer santrala birçok konuda stratejik i şbirliği anlaşmaları yapıldı.

Çin ile ili şkisi de tamamen petrol ve finans ikilisi üzerine yerle şmişti.

PETROL YALNIZCA PETROL DEĞİL… Öte yandan Chavez, küresel oyunu da bozuyordu. “Mutlaka Latin birli ği!”, diyor; “Latin Amerika i çin Bolivarc ı Alternatif” adıyla ekonomik bir ittifak kuruyor, yetmiyor; Arjantin ve Bolivya gibi kriz durumundaki ülkelerin IMF’ye uzatt ıkları boyunlarını, onların borcunu ödemelerine yard ım ederek gerilmiş iplerden kurtarıyordu.

Bunların da hepsini petrolden elde ettikleriyle yapıyordu.

Yani, petrol yalnızca petrol değildi.

Ama konu aynıydı: S ömürü.

Petrol, sa ğladığı kaynakla, emperyalizm altında ezilen ülkelerin ba ğımsızlıklarının kefaletini ödeyen, yurtta şların geleceklerine takılan prangaları a çarak onlar ı özgürle ştirme yolunda gerekli g ücü sa ğlayan bir ara çt ı artık.

Peki, ABD ne istiyor?

ABD, Venez üella’dan petrolünü istiyor.

Petrolün kamula ştırılmasına karşı ç ıkıyor.

Venez üella’y ı, ABD’nin kukla y önetimi yönetsin, istiyor.

Venezüella’n ın petrol ünün tek hâkim al ıcısı olmak istiyor, Venez üella’y ı Rusya ve Çin ile i şbirliğinden ayırmak istiyor.

Yani çok şey istiyor.

OPEC’İ KURDU AMA… 1960’ta OPEC’i kuran beş ülkeden biri olan Venezüella’da petrolün as ıl m üjdesi 1922’de verildi.

Normalde bu ke şif, bir ülke için harikulade bir haberdir.

Ancak ABD’nin k ıta komşusu olunca, bu bir armağandan çok kâbusa dönü şt ü.

ABD ile aras ındaki gerginlik, özellikle Trump döneminde belirginle şti.

Ülkenin petrol gemilerine yönelen ABD sald ırılarıyla ilişkiler iyice sertleşti.

Doğanın en zengin petrol yataklarına sahip Venez üella’da halk, civar ülkelere göç etmesini zorunlu k ılan berbat bir yoksulluk i çine dü şt ü.

Ço ğunlukla ilk 10’da olduğu enerji üretiminde dünyada 31. s ıraya kadar geriledi.

Bunda, OPEC işbirliğinde kendi petrol ünü kendisi de ğerlemek ve değerlendirmek istemesine karşılık, ABD’nin s ürekli yapt ırımlarının, yani cezalandırmasının b üyük etkisi var. 2017’den beri ABD ekonomik ve sektörel yapt ırımlarla ülkedeki üretim hacmini ve nefes borusunu daralt ırken, diğer yandan s ürekli bir askeri cephe uyar ısında bulunuyordu.

Petrol üretim maliyetlerini ve gelirlerini “ba ğımsızca” y önetmek isteyen Venezuela’n ın bu politikasına, bir zamanlar ülkenin yüzde 80 petrolünü sat ın alan ABD’nin tepki vermemesi olanaksızdı.

BENİMKİ BENİM, SENİNKİ YİNE BENİM!

Hugo Chavez’in ulusal politikalarıyla ABD’nin n üfuzunu k ırma gayreti, Venezuela’da yabancı petrol şirketlerinin devletleştirilmesi, mallarına el konması kapitalizme karşı bir başkaldırıydı.

Tıpkı; S üvey ş’i millileştiren General Abdulnasır’ın, İngiliz ve Fransız s ömürge şirketlerini ülkeden göndermesinin yaratt ığına benzer bir heyecan dalgası belirmişti.

ABD, bir emperyalist g üç olarak otoritesine kar şı koyan iktidarları sevmez, bu eylemleri de yanıtsız bırakamazdı.

Öyle de oldu.

MADURO’NUN SONU MU?

Maduro, kendi gelece ğini korumak i çin rejimini sertle ştiren liderlerden yalnızca biri.

D ünyay ı y önetmek isteyen ABD’nin, ba şka ülkelerin kaynaklar ına h âkim olma stratejisine kar şı koyan ve takdir edilen Chavez’in k ötü bir kopyas ı.

Chavez, refahını sağladığı halkı tarafından çok seviliyordu.

Maduro ise açl ıkla m ücadele eden insanlarla aras ında, baskıyla “zorunlu bir bağlılık” yaratmaya çal ıştı.

Diplomasız ve liyakatsiz Maduro; kısa zamanda otoriter bir tirana d önü şt ü.

Seçime girerken muhalefet liderleri hapisteydi.

Geni ş ölçüde boykot edilen seçimde, olas ı t üm rakiplerini etkisiz hale getirdi.

Öyle ki seçimlere uluslararas ı g özlemci dahi al ınmadı.

Gıda kartı dağıtması, en b üyük seçim kozuydu.

Halk ı fakirlikten kırılırken milyonlarca yurttaşı g öç ederken bask ıyı arttırdı.

İnsan hakları ihlalleri, antidemokratik uygulamalar, hukuksuzluk, adaletsizlik...

Maduro da Chavez gibi ulusal bir ekonomi programını savunuyordu.

Ancak onu iktidara getiren şaibeli se çimler, giderek otoriterle şen Maduro’nun eğitimsizliği, liyakatsizliği, y önetimdeki yeteneksizli ği, savunduğu halktan kopan kişiliği niyetini hep sorgulattı.

M üthi ş bir petrol zenginliğine sahip ülkede, günlük elektri ğin bile kesintiyle verilmesi; çok ac ımasız, ezici bir k üresel politikan ın ve yanında antidemokratik y önetimin sonucuydu.

Her çocu ğun bor çlu do ğduğu ülkede “refah”, yaln ızca s özlükte bir sözcüktü.

Ancak ABD’nin “müdahale zeminini ve gerekçesini” yani “bahanesini” yaratan, iddia edildi ği gibi despot rejim, uyuşturucuyla m ücadele, yoksulluk, derin mutsuzluk de ğil! ‘YENİDEN GÜÇLÜ AMERİKA’ DERKEN Trump, Amerikan petrol şirketlerinin el konulan altyapılarına yeniden sahip olacağını bastıra bastıra s öyledi.

Venezüella ordusu e ğer herhangi bir ABD karşıtı eylem ger çekle ştirmeye kalkışırsa Maduro’nun başına gelenin aynısını onların yaşayacağını s öyledi.

İnanılmaz bir c üret!

Trump, “Make America great again!” derken do ğru s öylemi ş.

Ama unuttuğu çok önemli bir şey var: Çin kar şısında kan kaybeden ABD ekonomisine dışarıdan kaynak yaratarak d önemlik ekonomik iyile ştirme sağlasa da yıllar i çinde, uluslar ın demokratik se çimlerini hiçe sayan bu sald ırganlıkla “Amerikalılık” çok de ğer kaybedecek.

Tıpkı 60’lardan sonra yaşandığı gibi… Kahrolsun emperyalizm! “Dostum Trump”, “Kardeşim Maduro” deniyordu… Sahi; kardeş, dosttan daha yakın değil miydi?

İlgili Sitenin Haberleri