Haber Detayı
ABD'nin Latin Amerika sicili: Darbeler ve işgaller tarihi
Washington’un Venezuela’ya yönelik askeri müdahalesi, ABD’nin Monroe Doktrini ekseninde Latin Amerika’da yürüttüğü uzun süreli askeri ve siyasi müdahaleleri yeniden tartışmaya açtı. İşte Guatemala’dan Şili’ye, Küba’dan Panama’ya uzanan ve darbeler, işgaller ile gizli operasyonlarla şekillenen ABD müdahalelerinin kronolojisi.
ABD'nin Venezuela'ya yönelik işgalci askeri müdahalesi, Washington yönetiminin dış politikasının temel taşlarından biri olan Monroe Doktrinini ve Orta Amerika, Karayipler ile Güney Amerika'daki uzun müdahale geçmişini yeniden gündeme taşıdı.
ABD Başkanı Donald Trump'ın, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro'ya karşı büyük çaplı bir saldırı düzenlendiğini ve Maduro ile eşinin ülke dışına çıkarıldığını duyurmasının ardından bölgede tansiyon yükselirken, Washington'un Latin Amerika'daki onlarca yıllık askeri ve siyasi müdahaleleri yeniden tartışma konusu oldu.
ABD'nin Güney Amerika, Orta Amerika ve Karayipler'e yönelik politikası, dönemin ABD Başkanı James Monroe'nun 1823'te Avrupa devletlerini Batı Yarımküre'nin iç işlerine karışmamaları konusunda uyardığı Monroe Doktrini'ne dayanıyor.
Monroe'nun halefleri olan ABD başkanları da bölgedeki müdahalelerini uzun yıllar bu doktrine atıfla meşrulaştırmaya çalıştı. yüzyılın sonlarından itibaren ABD, solcu hareketlere ve Sovyetler Birliği'nin etkisine karşı koymak, ticaret yollarını, ekonomik çıkarlarını ve siyasi nüfuzunu korumak amacıyla özellikle sınırlarına yakın ülkelerde askeri güce daha fazla başvurmaya başladı.
ORTA AMERİKA MÜDAHALELERİ: GUATEMALA, NİKARAGUA, HONDURAS, PANAMA ABD, 1954'te Guatemala'da dönemin seçilmiş Devlet Başkanı Jacobo Arbenz Guzman'ın görevden alınmasında rol oynadı.
ABD merkezli şirketleri etkileyecek toprak reformu planları, Soğuk Savaş dönemindeki Washington yönetimini endişelendirdi.
Dwight Eisenhower döneminde CIA, Guzman'ın devrilmesine ve Carlos Castillo Armas yönetiminde ordu destekli bir hükümetin kurulmasına yol açan darbeyi destekledi.
Darbenin ardından başlayan ve 36 yıl süren iç savaşta yüz binlerce kişi hayatını kaybetti ya da kayboldu.
ABD'nin Nikaragua'ya müdahalesi ise ülkenin en uzun soluklu müdahalelerinden biri oldu. 19. yüzyıl ortalarından 1930'lara kadar ABD askerleri sık sık ülkeye girerek, 40 yılı aşkın süre iktidarda kalan Somoza ailesini destekledi.
Honduras'ta ise ABD kuvvetleri, 1900'lerin başında Amerikalı tarım şirketlerini korumak amacıyla birçok kez müdahalede bulundu.
Bu süreçte sivil yönetimin zayıfladığı ve ordunun güç kazandığı değerlendiriliyor.
ABD Başkanı George H.
W.
Bush döneminde, uyuşturucu kaçakçılığıyla suçlanan Panama lideri Manuel Antonio Noriega'yı devirmek amacıyla Aralık 1989'da Panama işgal edildi.
Noriega daha sonra ABD'ye iade edildi, Fransa'da hapis yattı ve 2017'de Panama'da cezaevinde hayatını kaybetti.
KARAYİPLER: KÜBA, HAİTİ VE GRENADA ABD-Küba ilişkileri, 1959'da Fidel Castro'nun Washington destekli Fulgencio Batista rejimini devirmesiyle bozuldu.
John F.
Kennedy döneminde ABD, 1961'de Castro'yu devirmek amacıyla Domuzlar Körfezi Çıkarması'nı destekledi.
Operasyonun başarısız olması Küba'nın Sovyetler Birliği'ne yönelmesine yol açtı ve Karayipler'de Soğuk Savaş gerilimini artırdı.
ABD, 1915-1934 yılları arasında Haiti'yi işgal etti. 1915'te Devlet Başkanı Jean Vilbrun Guillaume Sam'in öldürülmesinin ardından Woodrow Wilson yönetimi, 'düzeni sağlamak ve istikrarı korumak' gerekçesiyle ülkeye asker gönderdi. 1991'de Jean-Bertrand Aristide'nin darbeyle devrilmesinin ardından ABD, 1994'te 'demokrasiyi korumak' gerekçesiyle müdahalede bulundu.
Aristide, 2004'te ayaklanmalar ve uluslararası baskılar sonucunda görevden ayrıldı.
Grenada'da ise ABD, 1983'te sosyalist lider Maurice Bishop'un hareketinin ardından oluşan askeri hükümeti devirmek için harekete geçti.
Ronald Reagan döneminde yürütülen işgal kapsamında yaklaşık 7 bin asker konuşlandırıldı.
ABD'li araştırmacı William G.
Ratliff, Washington'un Grenada'nın Sovyetler Birliği ve Küba için bir üs haline gelmesinden endişe ettiğini yazdı.
DOMİNİK CUMHURİYETİ 1960'larda Dominik Cumhuriyeti'nde ordunun Devlet Başkanı Juan Bosch'u devirmesinin ardından iç savaş çıktı.
ABD Başkanı Lyndon Johnson, ülkenin 'yeni bir Küba' olabileceğini öne sürdü.
Nisan 1965'te binlerce ABD askeri ülkeye gönderildi.
Müdahalenin ardından iç savaş sona erdi ve 1966 seçimlerinde muhafazakâr Joaquin Balaguer iktidara geldi.
GÜNEY AMERİKA: GİZLİ OPERASYONLAR VE DARBELER Uzmanlara göre ABD'nin Güney Amerika'daki müdahaleleri, doğrudan işgallerden ziyade gizli operasyonlar, diplomatik baskı ve askeri yönetimlere verilen destek yoluyla yürütüldü. 1970'lerde Şili, Arjantin, Uruguay, Brezilya, Bolivya ve Paraguay'daki askeri yönetimler, ABD desteğiyle yürütülen 'Condor Operasyonu' kapsamında muhalif siyasetçileri hedef aldı.
ABD'nin 1970-1973 yılları arasında Şili'de gizli operasyonlar ve ekonomik baskılar yoluyla Devlet Başkanı Salvador Allende'yi zayıflattığı ve Augusto Pinochet liderliğindeki darbeye zemin hazırladığı belirtiliyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı arşivlerine göre bu süreçte belirli adaylara fon sağlandı, Allende karşıtı propaganda yapıldı ve darbelerin desteklenmesine ilişkin değerlendirmeler hazırlandı.
Brezilya'da 1964'te Joao Goulart'ın devrilmesiyle sonuçlanan darbe de ABD tarafından desteklendi.
Bolivya'da ise 1964 ve 1971 darbeleri sonrası kurulan askeri yönetimlere Washington'un destek verdiği ifade ediliyor.
Araştırmacı James F.
Siekmeier'e göre ABD'nin 1950'lerin sonlarında Bolivya ordusuna yardımları artırması, 1964 darbesiyle ülkenin yaklaşık 20 yıl demokrasiden uzaklaşmasına katkı sağladı.
Bu süreçte Bolivya güçleri, ABD istihbaratının da desteğiyle 1967'de Kübalı devrimci Ernesto Che Guevara'yı yakalayarak infaz etti.