Haber Detayı

Dik bir yokuş: Liderlikte kadınlar-4 Engeller: Sosyalizasyon-Yetiştirilme Biçimi
Berna bridge aydinlik.com.tr
06/01/2026 11:35 (1 gün önce)

Dik bir yokuş: Liderlikte kadınlar-4 Engeller: Sosyalizasyon-Yetiştirilme Biçimi

Dik bir yokuş: Liderlikte kadınlar-4 Engeller: Sosyalizasyon-Yetiştirilme Biçimi

Geçen haftalarda kadınlar için üst düzey liderliğin çok dik bir yokuş olduğunu işlemeye başladım.

Tarihten, geçmişten sayılarla örnekler verdim, kadınların liderlik ve yöneticilik konularında ne kadar az sayıda olduğuna değindim.

Peki neden?

Neydi engeller?

Geçen hafta “Gizli Kültür Egemelikleri”ne değindim ve özellikle de erkek kültürünün egemenliğine.

Egemenliğin birinci şartı olan fizik kuvvet binyıllar içinde kültürümüze nasıl girmiş, anlatmaya çalıştım.

Fizik kuvvetin, kas, boy ve posun önemli olduğu bin yıllar, yüzyıllar önce insanların, ailelerin, ülkelerin egemenliğinin fiziksel güce bağlı olduğu zamanlarda liderler doğal olarak erkekler arasından çıkmış.

Bu kültür hegemonyası ikinci adımda toplumsal sosyalizasyonu da yönetmiş.

Kadınlara ne serbest ne yasak, kız çocukları nasıl yetişirse toplumda kabul görür, erkek süzgecinden geçmiş.

Böylece, örneğin iffet, evlilik dışı çocuk dünyaya getiren kadına da doğan çocuğa da iyi bakmamış toplum.

Erkek kendi için iffeti tanımlamamış ama çocuk ve kadın için tanımlamış, o çocuğu yapmış ama mirasından menetmiş.

Sesi gür çıkan, kendini öne çıkaran, lider kişilikli kadınları da toplum pek kabul etmemiş.

Biz akademide buna “Kadınların Sosyalizasyon Teorisi” diyoruz.

KADINLARIN SOSYALİZASYON TEORİSİ Bu teori eşitsizliğin nedenini kadınların sosyalizasyonu olarak açıklamakta.

Diğer bir deyişle hem Batı hem de Doğu toplumlarında kız ve erkek çocuklarının yetiştirilme biçimlerinin bu eşitsizliğe neden olduğu öne sürülmekte.

Düşük beklenti tuzağını, başarı kazanmaktan korkmayı, bağımlı olmayı yeğ tutmayı, erkek dünyasına uyarlanmaya çalıştıklarını, yanlış değerlendirildiklerini yazmıştım.

Kadınların normun (normalin) deviasyonu olarak görüldüklerini, üst düzey konumlarda istisna olduklarını ve istisna olunca etiketlendiklerini, çok eleştirildiklerini işlemiştim.

Kadınların sosyalizasyonu sürecinde edindikleri bazı değer, tutum ve davranışları özetle; otorite, bağlılık, onaylanma, kesinlik, sorumluluk duygusu, sempatik olma, ulaşılabilirlik olduğunu ve bunları tek tek açacağımı yazmıştım.

Otorite: Kız çocuklar büyürken otorite hep başkasında olan ve onların uyması gereken bir kavram olmuştur.

Kız çocuğu anne, baba, öğretmen, ağabey, eş, müdür, bölüm başkanı gibi kişilere boyun eğen, onların söyledikleri yönünde hareket eden, etmeyenlerin beğenilmediği, edenlerin övüldüğü örnekleri görüp yaşayarak büyümüştür.

Ona otorite karşısında güçsüzlük duygusu yaşaması öğretilmiştir.

Erkekleri sorumlu, ön planda, kadınları onlara yardımcı olan konumlarda izlemiştir.

Bu tarzı içselleştiren kadınlar otoriter rollerde kendilerini iyi ve rahat bulamayabilirler.

İzleyecekleri farklı bir örnek de göremeyip her zaman kendi tarzlarını geliştiremeyebilirler.

Erkekler otoriter olmaktan mutluluk duyarken otoriter olma zorunluluğu kadınlara çekici gelmez.

Bağlılık: Bağlılık ve dostluk gibi değerler hem kadınlar hem de erkekler için önemlidir.

Ancak, yetişme tarzlarından dolayı kadınlarda bu değerler daha güçlü yaşanabilir.

Daha çocuk yaşlarda kızlar birlikte ve arkadaşça oynamayı öğrenirken ve kavga etmeleri kabul edilmezken oğlanlar spora, oyunda kavgaya daha özgürce yaklaşırlar.

Bu kabul görür.

Yönetim düzeyinde kadın yöneticiler astlarına dostlukla, bağlılıkla yaklaşırlar.

Kendilerini astlarıyla arkadaş gibi görürler.

Bu davranışları ise sık sık suistimal edilmelerine yol açar ve aynı bağlılığı, dostluğu astlarında her zaman göremezler.

Tersine, hainlikle karşılaştıklarında daha fazla etkilenirler ve kişisel hissedebilirler.

Onaylanma: Yine toplumsallaşma sürecinde kız çocukları için onaylanma çok önemlidir.

Erkek çocukları daha bağımsız yetiştikleri için yönetim düzeylerine yansımasında erkekler onaylanmadıklarında sıkıntı yaşamaz, doğru bildikleri yönde devam ederler.

Kadınlar onaylanmadıkları, eleştirildikleri zaman özgüvenlerini yitirebilir, incinme duygusu yaşayabilirler.

Aslında onaylanma hem erkekler hem de kadınlar için önem taşır ancak kadınlar bu konuyu daha ağır ve derin yaşar.

Onaylanma gereksinmesi çağımızın en büyük sorunlarından biridir ve herkes yaptığı şeylerin çoğunluğunu onaylanmak için yapar.

Çocuk yetiştirme ve eğitim sistemi maalesef onay konusunu çok manipüle ederek kişilerin psikolojisini çok olumsuz etkilemiştir.

Kesinlik: İlkeler ve prensipler doğrultusunda hareket etmeyi gösteren bir kavramdır.

Özgüven, dolaysızlık, saygınlık, kendini bilme ve iş yaptırma ile yakından ilgilidir.

Bu nitelikleri olan kadınlara sert, geçimsiz, huysuz hatta saldırgan olarak bakmak, onları bu şekilde yargılamak ya da etiketlemek çok kolaydır.

Pasif, sesiz, rüzgarla savrulan kişilerin ise başarılı yöneticilik yapma becerileri yoktur.

Hem erkeklerin hem kadınların görev verdikleri kişileri uyarmaları, yönlendirmeleri, yönetmeleri gereklidir.

Kadınların bu iki konumun ortasında bir yerde işleri yaptırabilecek ama kişilikleri etiketlenmeyecek bir tutum geliştirmeleri gerekir.

Bu kolay değildir.

Sorumluluk duygusu: Anneliğin doğasından gelen özelliklerin nedeniyle kadınların çoğu çok sorumluluk sahibidir.

Bir işi başka birisine bırakmadan yapıp bitirmeye programlanmışlarıdır.

İşyeri veya yöneticilikte bu aşırı sorumluluk duygusu toplumsal algılamada kontrolü elinde tutma davranışı ile birbirine karıştırılır.

Özellikle toplumumuzda sorumlu bir kişi bulunduğunda çevresindekiler sorumluluktan kaçmaya, tüm sorumluluğu bu kişiye yüklemeye çok yatkındırlar.

Yönetici kadın bir yandan sorumluluklar altında ezilirken bir yandan da yargılanmalar altında ezilir.

Kadınların kendilerini bu ağır sorumluluk altında ezilmekten ve kontrolü elde tutma yargısından korunmaları için yetki devrini öğrenmeleri, akıllıca dengede tutmaları gerekir.

Sempatik olma: Sevimli, hoşlanılır olmak anlamına kullanılan bir kavramdır.

Toplumsallaşma sürecinde kadınlardan bu tür bir davranış erkeklere oranla daha çok beklenir.

Yöneticilikte bu tür davranış işe yaramaz.

Dolaysızlık, kesinlik gibi kavramlar yöneticilik ile daha iyi örtüşen kavramlardır.İyi bir yöneticinin herkese dost görünmesi, mavi boncuk dağıtması olanaksızdır.

Bir yönetici bazen görevini iyi yapmayan birini uyarmak veya işten çıkarmak gibi tatsız olan konularda sorumluluk almak durumundadır.

Herkese dost, sempatik görünmeye çalışan ve tatsız konularda sorumluluk almaktan kaçan bir yönetici işleri idare edemez, işin gereğini yaptıramaz.

İş yavaşlar ve duraklar.

İyi bir yönetici her zaman sempatik görünemez.

Bu noktada da kadınların toplumsallaşması ile yöneticilik kavramı arasındaki çatışma yönetici kadınlar için bir çıkmazdır.

Oysa sert erkek modeli toplumsallaşma sürecinde onaylanmayan bir model değildir, onaylanır.

Yine, kadın yöneticilerin bu ikilemleri akıllıca dengede tutmak için fazladan bir çaba harcamaları kaçınılmazdır.

Ulaşılabilirlik: Kadınlar sınır koyma sürecinde de sorunlar yaşarlar.

Bu konuda fazla deneyimleri yoktur.

Annelik doğasının en önemli yanlarından birisi gece gündüz ulaşılabilir olmaktır.

Sınırsız ilgi ve sevgi sunarken, çocuğuna ve eşine sınır koymadan zaman ayırmaktır.

Yani kadınlar kendi zaman, sınır ve gereksinmelerini doğallıkla ve kolaylıkla tanımlayamazlar, çoğunlukla en geride tutarlar.

Yöneticilik çok ulaşılabilir olmamayı gerektirir çünkü çok ulaşılabilir olan yöneticinin zamanı çok suistimal edilir.

Herkes yönetici ile konuşmak, onunla zaman geçirmek ister, ıvır zıvır bahanelerle ona ulaşırlar.

Sorunu çözmeye çalışmak yerine yönetici ulaşılabilir ise ona yüklerler.

Bu nedenle yöneticinin biraz ulaşılamaz olması gerekir.

İKİLEM VE İÇSEL KARGAŞA Yukarıda sayılan tüm faktörler tüm kadınları etkilemese bile çoğunluğu etkilemektedir.

Kadınların kişilikleri ile ilgili sosyalizasyonları yöneticiliğe uygun bir sosyalizasyon değildir.

İkilem ve içsel karmaşaya, çatışmalara yol açar.

Tabii ki bu özelliklerin birçoğu erkeklerde de bulunmaktadır ancak oran olarak kadınlarda daha fazladır.

Kişilik farklılıklarının yarattığı engelleri aşmak için yönetici kadınların kişiliklerinin güçlü yanlarını bulmaları, çalıştıkları kurumun iklimi ve gereksinmeleri ile kendi kişilik gereksinmeleri arasında akıllıca dengeler kurmaları gerekmektedir.

Tüm bunlar yönetici kadınları zorlar ve bırakmak, daha pasif görevlere geçmek yeğ tutulan bir hale gelir.

Haftaya kurumsal sınırlamalar ile aynı konuya devam edeceğim.

Kadınların lider ve üst düzey yönetici konumlarında sayılarının arttığı bir 2026, yeni yıl dileklerimle….

İlgili Sitenin Haberleri