Haber Detayı
İran'da yeni protesto dalgası: Siyasi sonuçları neler olacak?
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Mustafa Caner, İran'da son dönemde yaşanan protestoların arka planını ve artan reform ihtiyacını AA Analiz için kaleme aldı.
Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Dr.
Öğretim Üyesi Mustafa Caner, İran'da son dönemde yaşanan protestoların arka planını ve artan reform ihtiyacını AA Analiz için kaleme aldı.***İran son günlerde bir kez daha protestolarla sarsılıyor.
Bu son protesto dalgası, son 8 yıl içinde kayda geçen altıncı protesto dalgası niteliği taşıyor.
İran'da yaşanan tüm bu protestoların birbirlerinden farkları olduğu gibi ortak noktaları da var.
Birçoğu ekonomik sebepli başlasa da tüm protestolar, süreç içerisinde farklı yönlere evrilebiliyor ya da muhtelif siyasi taleplerin seslendirilmesi adına bir fırsat olarak görülüyor.Çoğunlukla başlangıç noktasındaki taleplerinden uzaklaşmaya meyilli olan protestoların, ABD ve İsrail başta olmak üzere dış aktörler ve onların desteklediği yurt dışında örgütlü sistem karşıtı İran muhalefeti tarafından şiddet doğrultusunda yönlendirildiği görülüyor.
Bu durum, devletin protestoları güvenlikleştirerek ele almasına ve güç kullanarak bastırmasına kapı aralıyor.
Güvenlik eksenli yaklaşımın perdelediği İran'ın kronik siyasi sorunları devam ederken, her bir protesto dalgası, siyasi hafızada devlet karşıtı hıncı biriktiren bir başka gelişme olarak kayıtlara geçiyor.İran'da son önemli protesto eylemleri Kasım 2022'de Mahsa Emini isimli genç kızın başörtüsü kanununa aykırı hareket ettiği gerekçesiyle ahlak polisi tarafından gözaltına alınması ve hayatını kaybetmesi sonrasında başlamıştı.
Aylar süren bu protestolar, ülke tarihinin en kanlı olayları arasına geçti.
Bu protestolar sırasında 500'ün üzerinde kişi hayatını kaybetmişti.
İran siyaseti de bu eylemlerden payını almış, siyasal elitler, toplumsal taleplerin sağır edici gürültüsüne bigane kalamamıştı.
Bugün İran sokaklarında kadınların başörtüsü takmak zorunda olmadan varlık göstermelerinde Mahsa Emini protestolarının payı çok büyük.Pezeşkiyan'ın yaklaşımıSon günlerde yaşanan protestolar, dolar kurundaki yükseliş ve genel ekonomik bozulma sebebiyle başladı. 2017'den bu yana giderek kötüleşen ekonomik tablo, İsrail ile yaşanan 12 günlük çatışma ve Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarının geri dönmesiyle birlikte kritik bir eşiğe ulaştı.
Bu noktada, protestolar sırasında öğrencilerin ön saflarda olması şaşırtıcı değil ancak nizama sosyo-ekonomik desteğin belkemiği olan Tahran Kapalı Çarşısı esnafının kepenk kapatarak protestolara dahil olması durumun vahametini ortaya koyuyor.İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan bu tablo karşısında selefinden farklı bir yaklaşım sergilemeyi tercih etti.
Ekonomik taleplerin haklı ve meşru olduğunu söyledi.
İçişleri Bakanı İskender Mumini'ye göstericilerle diyalog kurması direktifini verdi.
Merkez Bankası Başkanı'nı değiştirdi.
Ülke çapında internet sansürü uygulamadı.
Pezeşkiyan aynı zamanda siyasi sorumluluk üstlenerek, ülke içindeki ekonomik sorunların yöneticilerin hatalarından ve eksikliklerinden kaynaklandığını belirtti.
Kısacası Pezeşkiyan bu adımlarla olayların yatışmasını sağlamayı hedefledi.Pezeşkiyan'ın bu hususta kısmen başarılı olduğu ifade edilebilir.
Zira, Mahsa Emini protestolarından farklı olarak kitlesel, tüm ülkeye ve bilhassa büyükşehir merkezlerine yayılmış ve organize edilen eylemler bu kez müşahede edilmiyor.
Bunun yerine kısmi, bölük pörçük, birden ortaya çıkan (örgüt kaynaklı olduğunu düşündürten) ve şiddet yüklü eylemler dikkati çekiyor.
Özellikle Sistan-Belucistan gibi zaten kanlı çatışmalara sıkça sahne olan bir vilayette tasvir edilen tabloyu gözlemlemek mümkün.
Şiddete bulaşan göstericiler, nizamın olayları güvenlikleştirme yaklaşımını kolaylaştırıyor.
Bu arada barışçıl göstericiler de olayların yatışması adına sahneden çekiliyorlar.Pezeşkiyan'ın tavrı, reformist kimliği ile uyumlu bir siyasi pozisyonu işaret ediyor ve aynı zamanda içerideki muarızlarına karşı bir korunak sağlıyor.
Çünkü en başından itibaren Pezeşkiyan'a karşı olanlar ekonomik sorunları ve protestoların maliyetini mevcut hükümetin sırtına yüklemeye çalışıyorlar.
Ancak Cumhurbaşkanı'nın yumuşak, özeleştiriden kaçınmayan ve alçak gönüllü tarzı rakiplerini etkisiz hale getiriyor.Dış müdahale ihtimaliABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu başta olmak üzere ABD-İsrail ortak cephesinden pek çok isim eylemlere destek açıklamasında bulundu.
Trump, "göstericilere karşı güç kullanılırsa İran'a müdahalede bulunma" tehdidinde bile bulundu.
İran lideri Ayetullah Ali Hamaney ve Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Sekreteri Ali Laricani gibi İranlı yetkililer de protestoların meşruiyet zeminini bu açıklamalar üzerinden sorunsallaştırmakta gecikmediler.ABD'nin Venezuela'da gerçekleştirdiği tarzda bir müdahaleyi İran sahasında tatbik etmesi imkansız.
Trump'ın geniş çaplı bir savaş istemediği de bir gerçek.
Tehdit içerikli söylemleri, bir taraftan İsrail cephesine bir taraftan da kendi tabanına yönelik retorik hamleler olarak değerlendirilebilir.
Bu noktada, 2025 Haziran'da İran-İsrail arasında yaşanan çatışma gibi benzer bir sınırlı çatışma söz konusu olabilir.
Ancak bu durumda tıpkı 2025 Haziran'da olduğu gibi İran halkının bir dış düşmana karşı birleşmesi hızlıca gerçekleşecektir.
Dolayısıyla, her halükarda dış müdahalenin şiddeti ve kapsamına bağlı olmakla birlikte yaratacağı tahribat, İran'da yumuşak bir iktidar geçişi ya da "rejim değişikliği" sonucunu ortaya çıkarmaz.Siyasi reform ihtiyacıMevcut protestoların şimdilik sistemi yıkmak gibi bir potansiyeli yok.
Her şeyden öte, örgütlü ve sistem karşıtı bir muhalefetin İran'da adresi yok.
Pehleviciler, kendi kendilerine yaptıkları propagandanın büyüsüne kapılmış, İran'da karşılığı bulunmayan bir grup.
Geçtiğimiz aylarda ise sosyal medyadaki etkin görüntülerinin internet botları kaynaklı olduğu ortaya çıkarılmıştı.
İran'da halkın hatırı sayılır bir bölümü mevcut sistemi hala destekliyor.
Toplumun önemli bir kısmı ise mevcut durumu onaylamasa bile sistemin reforme edilebileceğine inanıyor.
Sistem karşıtları son yıllarda gözle görülür bir artış gösterse de siyasi sermayeleri anlamlı bir sonuç üretmek için yeterli değil.Protestolar, İran siyasetinde yapısal bir reforma duyulan ihtiyacı bir kez daha hatırlattı.
Özellikle İsrail ile yaşanan çatışma sonrasında, dış müdahaleler karşısında toplumsal birliği sağlamanın hayatiyeti ortaya çıkmıştı.
Şimdi aylardır beklenen ikinci bir savaşın gölgesinde mevzubahis reformun aciliyeti daha da görünür hale geldi.
Zaten protestolardan hemen önce Pezeşkiyan, "ABD, Avrupa ve İsrail ile topyekün bir savaş halindeyiz.
Bu savaş, İran-Irak savaşından daha karmaşık ve zor" diyerek İran'daki tablonun ağırlığını tasvir etmişti.İran siyasetinde reformist ve muhafazakar kategoriler artık açıklayıcılıklarını, inandırıcılıkları ve siyasal cazibelerini kaybettiler.
İran, eğer istikrarlı bir yapıya kavuşmak istiyorsa siyaset kurumu ülkenin genel sorunlarını çözebilmek adına bir açılımda bulunmalı.
Bu bağlamda, devlet-toplum ilişkilerinin yeniden ele alınması ve özellikle ekonomik sorunlara acil çözümler üretilmesi kaçınılmaz görünüyor.
Bunu yapabilmek için ise İran'ın sadece iç siyasette değil dış siyasette de anlamlı adımlar atması gerekiyor.[Dr.
Mustafa Caner, Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü Öğretim Üyesidir.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.???????