Haber Detayı

Macron’un dış politikası: ABD’ye teslimiyet, Asya’ya düşmanlık
Ali rıza taşdelen aydinlik.com.tr
12/01/2026 00:00 (4 saat önce)

Macron’un dış politikası: ABD’ye teslimiyet, Asya’ya düşmanlık

Macron’un dış politikası: ABD’ye teslimiyet, Asya’ya düşmanlık

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, 8 Ocak 2026 Perşembe günü, Büyükelçiler Konferansı kapsamında Fransız büyükelçileri Élysée Sarayı’nda kabul etti.

Macron konferansta yaptığı konuşmada dış politika konusundaki yönelimi açıkladı.

Konferansa, dünyanın dört bir yanından gelen büyükelçilerin yanında, eski yeni başbakanlar, bakanlar, milletvekilleri, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Genelkurmay Başkanı ve Kuvvet Komutanları katıldı.

Hindistan Dışişleri Bakanı da misafir olarak konferanstaydı.

KÜRESELCİLER ABD’YE KAFA TUTAMAZ Türkiye’de olduğu gibi Batı’da da Macron’un konuşması “ABD’ye kafa tutan”, “Avrupa’nın stratejik özerkliğini savunan” bir lider olduğu güzellemesi yapıldı.

Atlantik kampında bir bölünme ve parçalanmanın olduğu bir gerçek.

ABD’nin Ukrayna sorununun çözümünde Avrupa’yı dışladığı, AB ve NATO üyesi Danimarka’nın toprağı Grönland’ı ele geçireceğini açıklaması ve Avrupa’nın güvenliği konusunda yaşanan anlaşmazlık ve gerginlik bu gerçekliği ortaya koymaktadır.

Bu nedenle Avrupa’nın küreselci liderlerinin ABD karşıtı açıklamalarda bulunması en azından kendi halkına mesaj vermek ve dünya kamuoyuna ölmedik dimdik ayaktayız demesi açısından doğaldır. “Avrupa’nın stratejik özerkliği, Fransa’nın Avrupa Birliği başkanlığından bu yana kabul görmektedir” iddiasında bulunan Macron, Bağımsız Avrupa Ordusu ve stratejik özerklik gibi fikirlerini ilk seçildiğinden bu yana 8 yıldır dillendirmekte ama bir arpa boyu yol alamamaktadır.

Alamazlar çünkü askerî açıdan Avrupa yüzde 64 oranında ABD’ye bağımlıdır.

Gerçek şu ki, Avrupa’nın küreselci lider ve yöneticileri ABD’ye ekonomik bağımlılık, özellikle askeri ve güvenlik açısından bağımlılığı nedeniyle doğrudan tutum alamazlar.

En azından bugünkü bu küreselci liderlerle.

Bölünen Batı içinde AB ve ABD arasındaki kopuş, elbette Avrupalıları yeni dünya dengeleri içinde bir yer aramaya yöneltecektir.

Yükselen milliyetçilik ve beklenen halk hareketleri bize bunun sinyallerini vermektedir.

AVRUPA’NIN ASYA’YA YÖNELMESİNİN ÖNÜNDEKİ ENGEL KÜRESELCİLERDİR Batı’nın bir çöküş ve bölünme içinde olduğu bizzat kendileri tarafından itiraf edilmektedir.

Bunun karşısında; karşılıklı barış içinde yaşamayı savunan, ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı gösteren, iç işlerine müdahale etmeyen, paylaşımcı yeni bir uygarlık kuruluyor.

Bu uygarlık Çin, Rusya, Hindistan, İran ve Türkiye gibi ülkelerinin başını çektiği Asya’da doğuyor.

Batı’nın çürümüş ve çökmekte olan Atlantik kampına karşı Avrasya kampı.

Ve Avrasya’nın kanatları emperyalizme ve sömürgeciliğe direnen, dünyanın mazlum ülkelerinin bulunduğu Afrika ve Latin Amerika.

Küreselcilerin cepheden karşı olduğu bir dünya bu.

Macron, büyükelçiler konferansında yaptığı konuşmada bunu açıkça ifade etmektedir. “İlk çıkarımız barış ve güvenliktir ve temelde, son yıllarda Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı bu çıkarlarımızı tehlikeye atmıştır.

Bu, bugün Fransızlar ve Avrupalılar için en temel konudur” diyerek dış politikanın merkezine Rusya’ya karşı Ukrayna’yı desteklemeyi koymaktadır.

Bugün Atlantik ile Avrasya arasında en önemli çatışma Ukrayna’da yaşanmaktadır.

Ama artık işin sonuna gelinmiştir.

Batı, Ukrayna’da yenilmiştir.

Trump bu yenilgiyi kabul ettiği için bir an önce savaşın sonlandırılmasını istemektedir.

Ama Avrupa’nın küreselcileri derin bir ekonomik kriz içindedir.

Krizden çıkış ve iktidarlarını korumak için savaşın devam etmesini istiyorlar ve sanayilerini askerileştirerek silah üretimine hız veriyorlar.

Macron’a göre “Çin çok daha hızlı ve daha güçlü ilerliyor.

Takım tezgâhı ve sanayi alanlarında Avrupa dahil, bize büyük zarar veriyor… Çin ile ticaret fazlası olan ülkeler bile Çin ile ticaret açığı vermektedir.

Gerçek şu ki, son yıllarda büyük başarılar elde eden Alman ortağımız bile, bu yıldan itibaren Çin ile ticaret açığı vermektedir.

Geçen yıl Almanya’da 50 bin sanayi işçisi işini kaybetmiştir ve bunun büyük bir kısmı Çin’in saldırgan tavrından kaynaklanmaktadır” diyor. ‘DÜZENSİZ BİR DÜNYADA YAŞIYORUZ’ Macron konuşmasında “Büyük güçlerin dünyayı paylaşma eğiliminin olduğu bir dünyada yaşıyoruz” diyerek, “dünya düzeninin bozulduğunu, ortak sorunları çözebileceğimiz tüm kurumların, tüm işbirliği kurumlarının zayıflamasıdır” diye ifade etti.

Macron ABD, Çin ve Rusya’yı şöyle değerlendirdi: “ABD yerleşik bir güç, ancak bazı müttefiklerinden giderek uzaklaşıyor ve ticaret, bazı güvenlik unsurları veya bazı platformlar gibi yakın zamana kadar savunduğu uluslararası kurallardan uzaklaşıyor.

Çin ise yükselişte olan bir güçtür ve çeşitli ortaklıklar kurma seçeneği vardır, ancak giderek daha sınır tanımayan bir ticari saldırganlık sergilemekte ve bugün Avrupa ekonomisini zayıflatmaktadır.

Ayrıca Rusya, Ukrayna ve diğer coğrafyalarla birlikte istikrarı bozan güçler, bilgi ve diğer alanlarda müdahaleci davranışlar devam ediyor.

İran ve diğer birçok ülkeyi de bu bağlamda örnek verebilirim.” İKİYÜZLÜ MACRON Macron, ABD’ye sitem etmekle birlikte doğrudan karşı bir tutum almamaktadır.

Uluslararası kurumların zayıfladığını söylemekte ama daha geçen hafta Venezuela’ya saldırarak Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’yu kaçıran ABD’ye karşı bir tutum almamıştır.

Aksine Maduro’ya saldırmıştır. “Avrupa, bu acımasızlık ve güçlünün haklı olduğu bir dünyada, diğerlerinin artık uygulamadığı oyun kurallarını hatırlatmaya devam eden son alan olacaktır” diyen Macron, bu kuralları hiçe sayan Trump’ın haydutluğuna ortak olmuştur.

ABD desteğinde İsrail 70 binin üzerinde Filistinliyi katlederken ve İran’a saldırırken hangi uluslararası ortak kurallara dayanmıştır?

Fransa burada da sessiz kalmış, desteklemiş ve İsrail’e silah satmaya devam etmiştir.

Fransa, Venezuela saldırısında, İsrail’in Filistinlilere soykırım uygulamasında ve İran’a saldırısında hep ikiyüzlü bir tutum almıştır.

İlgili Sitenin Haberleri