Haber Detayı

Türk Ortodokslar: Üzerimizde oynanan oyunlara karşıyız
Avrupa aydinlik.com.tr
12/01/2026 14:05 (3 saat önce)

Türk Ortodokslar: Üzerimizde oynanan oyunlara karşıyız

Türk Ortodoks Patrikhanesi, din kisvesi altında bölücülük faaliyeti yürüten ajanlara, Trump’ın pazarlık konusu elemanı, sözde papaz Andrew Bruson’a hiç mi hiç benzemiyor. Yeni yıl mesajlarını, Hıristiyan alemindeki liderlik çatışmalarını sorduk, sözcüleri Selçuk Erenerol yanıtladı

Türk Ortodoks Patrikhanesi adına yeni yıl mesajınız nedir?

Ülkemiz ve dünyamız, ne yazık ki büyük bir krizin eşiğinde bulunmaktadır.

İnsanlığın refahı giderek düşmekte; savaşlar ve bölgesel çatışmalardan kaynaklı istikrarsız yönetimler çoğalmaktadır.

Suni gündemler dünyanın dört bir yanında insanlığa tahakküm kurarken, insanımızın ve insanlığın gerçek dertleri göz ardı edilmektedir.

Geride bıraktığımız yıl, ülkemiz üzerinde oynanan yeni oyunlara alan açmışken ne yazık ki olanı biteni büyük bir kaygıyla izlemekteyiz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerine saldıranların el üstünde tutulduğu ve çeşitli oyunlarla temel ilke ve inkılaplara savaş açıldığı bu süreçte bir yandan etnik bölücüler desteklenirken, diğer yandan da her türlü siyasal dincinin istediğini elde etmeye çalıştığı imtiyazların altın tepsilerde sunulduğu günleri bizlere göstermiştir.

Ülkemizin yabancı devletlere şikayet edildiği, kürsülerden bölücük propagandası yapıldığı, Anayasa ve hukukun adeta yok sayıldığı bu günlerin en kısa sürede geride bırakılıp temel ilke ve inkılaplara dört elle sarılınması gerektiği aşikardır.

Kurulduğu günden beri Milli Mücadele değerlerini, Atatürk ilke ve inkılaplarını, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliğini ve tam bağımsızlığını savunan Bağımsız Türk Ortodoks Patrikhanesi olarak yeni yılda temennimiz Türk ulusunun birlik ve beraberlik içerisinde yalanlara, bölücülüğe ve egemenlik haklarını elinden almak isteyen güçlere karşı birleşmesi; bu oynanan oyunu bozmasıdır.

EKÜMENİKLİK İDDİASI MASUM DEĞİL Ekümenik teolojik olarak ne anlama gelir, karşılığı nedir?

Ekümenikliğin iki anlamı bulunmaktadır.

Bunlardan ilki, Hristiyanlığın mezheplere bölünmesi öncesinde evrenselliğini temsil eder.

Dini kararlar almak için toplanan konsillerin ilk yedisi bu yüzden Ekümenik yani evrensel konsiller olarak geçmektedir.

İkinci anlamı ise, mezhep ayrılığından sonra kendini Roma’nın devam olarak gören İstanbul Patrikliği’nin, Doğu Roma İmparatorluğu içerisindeki bütün kiliselerin başı olarak aldığı karar ile “İmparatorluk içinde” manasıdır.

Burada önemli bir bilginin altını çizmekte fayda var.

Katolik Batı Roma ve Ortodoks Doğu Roma arasında, kilise hiyerarşisi hususunda büyük bir fark bulunmaktadır.

Vatikan, yani Batı Roma, dikey bir hiyerarşi yapılanmasına sahiptir.

Bu da Katolik dünyasının tek bir başı olduğu ve dünyadaki tüm Katolik kiliselerinin Vatikan’a tabi olduğu anlamına gelmektedir.

Öte yandan Doğu Hristiyanlığına baktığımızda, hiyerarşinin tamamen yatay olduğunu; Doğu Roma İmparatorluğu’nun bitmesiyle beraber, yüz yıllar içerisinde uluslaşmanın da gerçekleşmesiyle, milli kiliselerin kurulduğunu görmekteyiz.

Bu da Ortodoks dünyasının bir başının olmadığını göstermektedir.

Fener Rum Kilisesi’nin bugün iddia ettiği ekümeniklik hem teolojik hem de hukuki olarak geçersizdir.

Ortodoks dünyasının bunu kabul etmemesi bir yana, Lozan Antlaşması ve Türkiye Cumhuriyeti ile beraber gelen kanunların açık bir şekilde çizdiği hukuki statü bellidir.

Ekümeniklik iddia etmek Türkiye Cumhuriyeti anayasasına, ceza kanununa ve Lozan’a göre suç teşkil etmektedir.

Ekümeniklik iddiası masum bir ünvan değildir.

Aksine, Türkiye Cumhuriyeti’nin ulusal egemenliğini ve tam bağımsızlığını tehdit etmekte; laiklik ilkesini yok saymaktadır.

Fatih Kaymakamlığı’na bağlı bir azınlık kilisesi statüsünde bulunup, hiçbir tüzel temsiliyet hakkına sahip olmayan Fener Rum Kilisesi’nin Ekümenik olarak ilan edilmesine göz yummak; Yeni Roma ve Konstantinopol’ün Ekümenik Patriği sıfatıyla uluslarası arenada devlet yetkilileri ile görüşmesine müsaade etmek suçtur.

Bu mesele hiçbir şekilde salt olarak Hristiyan dünyasının bir tartışması değildir.

Direkt olarak Türkiye Cumhuriyeti’ni tehdit eden ve Türk hukukunun süjesi olan bir husustur.

Başpapazın İznik ayini garabet bir tiyatrodur İznik Konsili, Hıristiyanlık tarihindeki yeri ve anlamı nedir?

İznik Konsili’nin asıl toplanılma sebebi bir yerde siyasidir.

Roma İmparatorluğu içerisinde hızlı bir şekilde yayılmaya başlamış olan Hrisityanlık inancı belli başlı ihtilaflarla beraber gelmiştir.

Özellikle İsa Mesih’in tanrısal ve insani yönünün tartışıldığı bu dönemde, siyasal çatışmaların artmaması adına Konstantin tarafından İznik’te toplatılan bu ilk konsile bütün ruhaniler davet edilmiş ve ihtilafaların durdurulması amaçlanmıştır.

Konsillerin teolojik yönden büyük katkıları olmuş olsa da öte yandan siyasal erkin de bu konsillere müdahil olduğunu unutmamak lazım.

Buna rağmen, dönemin tüm ruhanilerinin davet edildiği İznik Konsili’nin sözde 1700.yılı anmasında sadece iki figürün, Papa ve Fener Rum Başpapazı, öne çıkarılması bu siyasi müdahalenin ve oyunların ne denli açık bir şekilde devam ettirildiğinin ispatıdır.

Bu gövde gösteri ile amaçlanan, Katolik dünyasının lideri olan Papa’nın, Ortodoks dünyasının lideri olduğunu iddia eden Başpapaz’ı bir nevi kendine denk saydığını duyurmasıdır.

Bunun hiçbir teolojik geçerliliği olmamasına rağmen, topraklarımızda yürütülen bu oyun sadece dini yönden değil aynı zamanda güç dengeleri ve uluslararası ilişkiler zemininde garabet bir tiyatrodur.

İlk kez Amerikan asıllı bir Papa’nın seçilmesi, aynı yıl içerisinde Fener Rum Kilisesi’ne bağlı yetkililerin Türkiye Cumhuriyeti’ni ABD’ye şikayet etmesi, ABD’nin başkanlık ve elçilik seviyesinde Ruhban Okulu meselesi, Osmanlı millet sistemi açıklamaları ve ekümenikliği kabul ettiklerine yönelik belirledikleri politikalar konunun dinden ne denli uzak olduğunu göstermekte; Yeşil Kuşak Teorisi’nin Hristiyan ayağının hala devam ettirildiğini kanıtlamaktadır.

İlgili Sitenin Haberleri