Haber Detayı
Grönland konusu AB’yi uyandırır mı?
AB’de Grönland’ın ilhakı girişimi karşısında Atlantikçi çizgiye karşı sesler yükseldi. AB’nin dış politika kuruluşlarının yayımladığı yazılarda, Trump’ın ‘bir zorba’ olduğu ve ona güç gösterilerek karşılık verilmesi gerektiği, aksi halde daha fazla Trump saldırısı yaşanabileceği dile getiriliyor.
Almanya ve AB liderleri Trump’ın Maduro ile eşini eşkıya gibi kaçırması karşısında ilk anda ‘durum karmaşık’ gibi açıklamalar yaptılar.
Venezuela halkının ayağa kalkması ve küresel çapta tepkilerin yoğunlaşması karşısında tutumlar farklılaşmaya başladı.
Trump’ta da tereddütlü tavırlar görülüyor.
Venezuela’ya yapılacağı ilan edilen ikinci saldırının şimdilik durdurulduğu yönünde haberler var.
Trump’ın Grönland’ı ilhak yönündeki açıklamaları ise gündemdeki yerini koruyor.
Alman 1.
Kanalı ARD’nin Brüksel Temsilciliği’nden Sabrina Fritz, durumu şöyle özetliyor: “ABD, Grönland’ı kendi topraklarına katmak için çeşitli seçenekler geliştirdi: devralma, satın alma, referandum.
Reuters haber ajansı, Grönlandlıların referandumda ABD lehine oy kullanmaları durumunda alacakları miktarı bile bildirdi: 10 bin ile 100 bin dolar arasında bir miktar konuşuluyor.” Trump uluslararası kuralları dikkate almadığını da açıkça ifade ediyor.
NATO fiilen dağılıyor ve ‘müdahale karşısında diğer üyelerin desteği’ fiilen işlemiyor.
Trump, Grönland’la ilgili olarak, ‘ABD etkili olmazsa Rusya ve Çin boşluğu doldurur!’ gerekçesini ileri sürüyor.
Zaten Venezuela saldırısının bir hedefi de Çin’i bölgede etkisizleştirmek.
NİYETİNİ 2025 BAŞLARINDA AÇIKLADI ABD, Grönland’ı ilhak etme niyetini 2025 yılı başlarında açıklamıştı.
Yıl boyunca başka açıklamalar da geldi. 21 Aralık 2025’te Trump, ABD’nin Louisiana Valisi Jeff Landry’yi Ada’ya özel elçisi olarak atadı.
Landry, X platformunda, Grönland’ı “ABD’nin bir parçası” yapmak istediğini duyurdu.
ABD’nin Venezuela’ya yaptığı saldırının ardından bu açıklamalar ivme kazandı.
Trump, “Ulusal güvenlik gerekçesiyle Grönland’a ihtiyacımız var.” dedi.
Dışişleri Bakanı Marco Rubio defalarca olayı önemsizleştirmeye çalıştı ve bunun sadece Grönland’ı satın almakla ilgili olduğunu iddia etti.
Rubio, Venezuela’ya askeri olarak saldırmayı planladıklarını reddederek ABD Kongresi’ni defalarca yanılttı.
Trump’ın basın sözcüsü Karoline Leavitt ise bu hafta açıkça Beyaz Saray’ın, Grönland’ın ilhakı için askeri yöntemleri kullanmayı gözardı etmediğini söyledi.
Küresel çapta ABD saldırganlığına karşı tepki gittikçe genişliyor.
AB içindeki Atlantikçi çizgi de halkların tepkisiyle geriliyor.
Trump’a karşı tepki ve ortak tavır gelişiyor.
Bu durum Trump’ın şaşkınlığını artırıyor.
Danimarka yetkilileri ve uzmanlar son haftalarda, Trump Yönetimi’ni, askeri yollar dışında seçenekler olduğuna ikna etmek için yoğun çaba sarf ettiler.
Bu bağlamda, Danimarka ile ABD arasında 1951 yılında imzalanan ve 2004 yılında güncellenen antlaşmanın, ABD Silahlı Kuvvetlerine Grönland’da her türlü faaliyet için yetki verdiği vurgulanıyor.
Wall Street Journal’ın çarşamba günü yaptığı bir haberde, Soğuk Savaş sırasında Washington’un Grönland’da birkaç askeri üs bulundurduğu, bugün ise sadece çeşitli gözetim tesislerine sahip Pituffik Uzay Üssü bulunduğu yazıldı.
Danimarkalı askeri uzman Peter Ernstved Rasmussen, “ABD, üslerini yeniden artırmak isterse her zaman evet cevabını alacaklarını” söyledi.
Ada’daki doğal kaynakların ve toprak elementlerinin çıkarılmasının da ABD şirketlerine açık olduğu ifade edildi.
Ancak Trump Yönetimi bugüne kadar tüm teklifleri reddetti.
Trump, Ada’yı toptan ilhak etmek istiyor. ‘AB‘NİN GÜCÜNÜ GÖSTERMEMESİ ABD’Yİ ZORBALIĞA TEŞVİK EDER’ Grönland’ın ilhakı girişimi karşısında, AB’deki Atlantikçi çizgi zayıfladı, Trump’a karşı tepki ve ortak tutum arttı.
Zorbalığa karşı daha sert karşı koymak gerektiği, aksi halde daha fazla Trump saldırısı yaşanabileceği dile getiriliyor.
AB’nin dış politika kuruluşlarının açıklamalarında Trump’ın ‘bir zorba’ olduğu ve ona güç gösterilerek karşılık verilmesi gerektiği belirtiliyor, aksi takdirde ‘daha fazla saldırı’ yaşanacağı ifade ediliyor.
AB Dış İlişkiler Konseyi (ECFR)’nin bir uzmanı, Trump’a koruyucu rolü verilmemesi gerektiğini söyledi.
Aksi takdirde “NATO’nun, üyelerin Beyaz Saray’daki mafya şefine kendi bölgelerinden birini yok etmemesi için para ödediği, üyelerinden bunu talep eden bir örgüte dönüşeceğini” ifade etti.
Trump’ı, şiddetle tehdit eden ama kendisi güçten korkan ‘klasik bir zorba’ olarak nitelendirdi. “Zorbalara karşı anahtar, onlara karşı koymak ve karşı baskıyla yanıt vermek.” ifadesini kullanan uzman, zorbaların ‘gücü ve kararlılığı’ fark ettiklerinde, genellikle bir anlaşmaya yanaşacaklarını belirtti.
ECFR uzmanı, Avrupalıların bunun için henüz hazır olmadığını, durum böyle olduğu sürece, zorbanın her zaman avantajlı olacağının deneyimlerle sabit olduğunu vurguladı.
Uzman, böyle bir zayıflığın ABD’yi sadece daha fazla zorbalığa teşvik edeceğini belirtti ve ekledi: “Trump’ın Grönland’dan sonraki kurbanı İzlanda olabilir.” ‘AB KENDİ ÇIKARLARINI KORUMAYA HAZIR MI? ‘ ECFR’den benzer bir değerlendirme daha geldi.
Özetle şöyle: “Avrupalılar bir seçimle karşı karşıyalar.
ABD planlarına uyum sağlayabilir veya karşı durabilirler.
Her iki seçeneğin de maliyetle ilişkili olduğu kabul ediliyor.
Uyum sağlamak, kısa vadede transatlantik uyumunu koruyabilir ancak zorbalığı ödüllendirir ve Avrupa üzerinde baskının arttığı görülür.
Direnmek ise siyasi olarak maliyetli ve zordur ayrıca içsel birlik gerektirir.
Soru, Avrupa’nın ABD ile sürtüşmeleri önleyip önleyemeyeceği değil, en güçlü müttefikinden gelen bir meydan okumaya karşı çıkarak kendi çıkarlarını savunmaya hazır olup olmadığıdır.” AB’NİN GRÖNLAND’I SAVUNMA ADIMLARI Ancak Avrupa devletleri şu ana kadar ABD’ye ‘Arktik’in güvenliğini savunma’ görevini devretmeyi teklif etmenin ötesine geçemediler.
ABD’nin Grönland’ın ilhakının nasıl gerçekleşebileceği spekülasyonları da çoktan başladı. 6 Ocak’ta yedi Avrupa ülkesinin (Danimarka, Almanya, Fransa, İtalya, Polonya, İspanya ve Birleşik Krallık) devlet ve hükümet başkanları tarafından yapılan açıklamada, “NATO’nun, Kuzey Kutbu bölgesinin öncelikli öneme sahip olduğunu belirttiği ve Avrupa müttefiklerinin bu nedenle çabalarını artırdığı” belirtildi.
Ancak bunun ABD dahil, “NATO müttefikleri ile kolektif bir şekilde” yapılması istendi, “egemenlik, toprak bütünlüğü ve sınırların dokunulmazlığını içeren BM şartı ilkelerine de uygun” olması istendi.
Bunlar ‘evrensel ilkeler’ olarak nitelendirildi; bunları savunmaktan ‘asla vazgeçilmeyeceği’ vurgulandı.
ALMANYA VE FRANSA‘DAN DANİMARKA’YA DESTEK SÖZÜ Almanya ve Fransa, Grönland’daki anlaşmazlıkta Danimarka’ya destek sözü verdiler.
Almanya Şansölyesi Olaf Scholz ve Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, tüm devletlerin toprak egemenliğine bağlı olduklarını yinelediler.
AB’de, Grönland’a asker konuşlandırılması konusundaki tartışma büyüyor.
AB Askeri Komitesi başkanının yaptığı bir girişimin ardından, Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noel Barrot da, “Çıkarları tehlikeye girdiğinde, AB üyesi Danimarka’ya bağlı Ada’ya asker gönderme konusunu düşünebileceklerini” açıkladı.
Barrot, Arktik’in genel olarak ‘yeni bir çatışma alanı’ haline geldiğine dikkat çekti, orada da Batı ile Rusya arasındaki rekabetin arttığını, ABD’nin Alaska’da dokuz askeri üs işlettiğini söyledi.
TRUMP’A HAYIR ARD, 10 Ocak günkü haberinde Grönland’ın beş iktidar partisi liderinin ortak bir açıklama yaparak Trump’a hayır dediklerini duyurdu.
Parti liderleri ortak açıklamada, “Amerikalı olmak istemiyoruz, Danimarkalı olmak da istemiyoruz, Grönlandlı olmak istiyoruz.” dediler.
Mektupta şu ifadeler yer aldı: “Grönland’ın geleceğine Grönland halkı karar vermelidir.
Başka hiçbir ülke müdahale etmemelidir.
Grönland, Danimarka Krallığı’nın geniş özerkliğe sahip bir parçasıdır.” ABD Başkanı Donald Trump, Grönland’ı ABD’ye katmak istediğini birkaç kez vurgulamış ve askeri imkanları kullanmaktan çekinmeyeceğini belirtmişti.
Haziran ortasında Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Grönland’ın başkenti Nuuk’u ziyaretinin ardından, Almanya’dan ilk kez bir savaş gemisi oraya ulaştı.
Danimarka’nın, olası ABD saldırılarına karşı Avrupa Birliği’nin gelecekteki desteğini garanti etmek için aldığı önlemlerle, Ada’nın askerileşmesi hız kazandı.