Haber Detayı
Bildirilerde bir kelime bile emperyalizm yok! Şairin vicdanı aranıyor
21 Mart Dünya Şiir Günü için Şair Hidayet Karakuş ve Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yayınladığı bildirilerde emperyalizme karşı bir tek söz söylenmemesi dikkat çekti. Bildiriler ‘Şairlerin hiç mi vicdanı yok?’ sorusunu gündeme getirdi.
Tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de 21 Mart Dünya Şiir Günü olarak kutlanıyor.
Bu özel günde şairler ortak bildiriler imzalayarak dünyadaki güncel gelişmelere karşı tavırlarını açıklıyor.
Bu sene PEN Şiir Ödülü’ne layık görülen Hidayet Karakuş ve Türkiye Yazarlar Sendikası, Dünya Şiir Günü için bildiri yayınladı.
Her iki bildirinin ortak yönü ise ABD ve İsrail’in saldırganlığına, emperyalizmin dayatmalarına karşı hiçbir ifadeye yer verilmemiş olması.
EMPERYALİZMİN ADI YOK Hidayet Karakuş’un imzasıyla yayınlanan bildiride, şiirin kaybolduğu dile getirildi: “Günümüzün yabanıl ortamında şiirin kaybolduğunu görüyorum.” Bildiride dünyadaki ve Türkiye’deki bütün sorunların temel nedeninin şiir okunmaması olduğu öne sürüldü: “Eğitim izlenceleri şiire geçit vermiyor.
Ders kitaplarına göstermelik konulan şiirler, eski olsun yeni olsun çocuğun yaşamına seslenmiyor.
Yetkililer de biliyor bunu.
Ne ki yine de kötü şiirleri dayatıyorlar çocuklara.
Çünkü onlar da şiir okumuyor.” Şiir okuyan toplumlarda toplumsal suçların işlenmeyeceği belirtilen metinde, “Bir toplum ki şiir gömüsünün üstünde yaşıyor ama eğilip bir küçük şiir okumayı düşünmüyor.
Şiir okuyan bir toplum olsaydık kadın cinayetleri, yolsuzluklar, hırsızlıklar, ülkeyi soyan arsızlıklar, vicdansızlıklar olmayacaktı.
Çünkü bir düşünür ‘Şiir okuyan cinayet işleyemez.’ diyor.” denildi.
ŞİİRİN BİR GÖREVİ YOKMUŞ ABD ve İsrail’in saldırılarına, Filistin, İran ve Lübnan’da yaşananlara değinilmeyen bildiride sadece barış vurgusu yapılmakla yetinildi: “Dünyayı kana bulayan sömürgeci Batı’nın politikacılarıyla onun işbirlikçileri barışın değerini bilemezler.
Şiir barış demektir.
Barışın anahtarı şiirdedir.
Şiir okuyan devlet adamları onurlu barıştan başka bir şey düşünmezler.” Türkiye Yazarlar Sendikası’nın yayınladığı bildiri de pek farklı değil.
Leyla Şahin’in kaleme aldığı metinde Nâzım Hilkmet’in “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür/Ve bir orman gibi kardeşçesine” dizelerinden çekinilmiş olunacak ki, “Bütün bunları söylerken/yazarken, şiire bir ‘görev’ verdiğim sanılmasın.
Şiir bunları reddeder!
Sınırsız bir uygarlıktır o.” ifadelerine yer verildi.
Şiirin kendisinin bir devrim olduğu iddia edilen bildiride şiirin mevcut sistemi yıkamayacağının öne sürülmesi bir çelişkiye sebep oldu: “Benim asıl söylemek istediğim: Ülkemizde ve dünyada yaşanan bu koyu, ağır karanlıkta bir biçimde yitirilmek isteneni şiir görür: Şiirle mevcut sistem ve iktidar yıkılmazsa da, Şiirle sömürgecilerin iştahı bitmezse de, Şiirle devrim olmazsa da, Şiirin kendisi bir devrimdir zaten: Mevcut olanın ve dilin sınırlarını zorlarken.
Kaldı ki hayatın olduğu kadar edebiyatın da sınırlarını zorlayan bir yapıdır şiir.
Bu asi yapısı, yabancılaşmayı reddeder.
İnsanın, insan olmanın değerleri içinde yaşadığı/varolduğu yere doğrudur çünkü kalbi.” Cephede ölen şair Petöfi Tarihe bakıldığında pek çok şairin fikirleri ve içinden çıktıkları milletleri uğruna savaştığı görülür.
Savaşan şairlerden birisi ise Sandor Petöfi’dir.
Macar Milli Marşı’nı da yazan Petöfi, 1848 Devrimi’ne katılıp Binbaşı rütbesiyle savaştığı Segesvár Çarpışması’nda yaralanır ve 31 Temmuz 1849’da Romanya sınırlarında hayatını kaybeder.
Petöfi bir şiirinde şöyle yazmıştır: “ve başlayınca saldırılar zorbalığa karşı, isterim ölmek en ön sıralarda, isterim sulasın yüreğim o şeref tarlasını gençliğimin fışkıran al kanatlarıyla.” Büyük şair inanmış adam İstiklal Marşı’nın yazarı, Mehmet Âkif Ersoy da savaşan şairlerdendir.
Teşkilat-ı Mahsusa için çalışan Âkif, Kurtuluş Savaşı başlayınca Ankara’nın yolunu tutar.
TBMM’ye karşı başlayan ayaklanmaların bastırılmasında büyük bir rol oynar.
Çıkardığı Sebilü’r-Reşad dergisi ve camilerde yaptığı konuşmalarla Türk Milleti’nin mücadele azmini pekiştirir.
İstiklal Marşı’nda Türk Milleti’ne “Korkma!” diye seslenen Ersoy, bağımsızlık mücadelesinin öncü isimlerinden biri olur.