Haber Detayı

90’larda geleceği tahmin eden Sylvester Stallone filmi! Bugünü nasıl öngördü?
Chip galeri chip.com.tr
15/01/2026 11:27 (1 saat önce)

90’larda geleceği tahmin eden Sylvester Stallone filmi! Bugünü nasıl öngördü?

1993 yapımı Demolition Man (Cezalandırıcı), o dönem absürt görünen teknolojik fikirleriyle bugün şaşırtıcı derecede isabetli öngörüler sunuyor. Otonom araçlardan görüntülü görüşmelere kadar filmin geleceğe bakışı yeniden mercek altında.

1990’lı yıllarda büyüyen bir milenyum kuşağı için Demolition Man (Cezalandırıcı), kaçırılması neredeyse imkânsız bir yapımdı.

Aksiyon sinemasının yıldız isimlerinden Sylvester Stallone’un başrolde yer alması filme ilgiyi artırırken, kariyerinin yükseliş dönemindeki Wesley Snipes da kadronun dikkat çeken isimlerinden biriydi.

Oyuncu kadrosunda ayrıca Rob Schneider ve daha sonra Matrix’te rol almayı reddedecek olan Sandra Bullock gibi isimler bulunuyordu.

Ancak filmi asıl farklı kılan unsur, 2032 yılına dair sunduğu hafif alaycı ve eğlenceli gelecek tasviriydi.

O dönemde absürt görünen fikirler bugün daha tanıdık Demolition Man, vizyona girdiği dönemde oldukça uç ve gerçekleşmesi zor görünen fikirlerle doluydu.

Aradan geçen 30 yılı aşkın sürenin ardından ise bu öngörülerin önemli bir kısmının sandığımız kadar uzak olmadığı net biçimde görülüyor.

Teknolojik gelişmeler ve toplumsal dönüşümler sayesinde filmde yer alan birçok detay, günümüz hayatının bir parçası hâline geldi.

Filmde Arnold Schwarzenegger’in ABD Başkanı olacağının ima edilmesi gibi küçük ama dikkat çekici göndermelerden, Wesley Snipes’ın gerçek hayattaki hukuki sorunlarına kadar uzanan bazı tesadüfler bile bugün geriye dönüp bakıldığında şaşırtıcı duruyor.

Demolition Man, beklenenden çok daha fazla noktada geleceği doğru yakalamış görünüyor.Filmdeki teknolojik öngörüler dikkat çekiyor Yapımın en akılda kalan taraflarından biri ise dönemi için oldukça fütüristik sayılan teknolojik fikirleri.

Otonom araçlar (bugün Waymo gibi örneklerle karşımıza çıkıyor), GPS tabanlı navigasyon sistemleri, sanal gerçeklik etkileşimleri, görüntülü konuşmalar, ses ve yüz tanıma teknolojileri ile akıllı telefon ve tablet benzeri cihazlara yapılan göndermeler filmde farklı şekillerde yer alıyor.

Bu teknolojilerin büyük bölümü filmde mizahi bir dille sunulsa da, hepsi geleceğe dair güçlü ipuçları taşıyordu.

Bugün bakıldığında, Demolition Man’in bu alanlarda şaşırtıcı derecede isabetli tahminler yaptığı inkâr edilemiyor.

Demolition Man aslında ne anlatıyor?

Tüm bu gelecek öngörüleri, filmin ana hikâyesinin önüne geçmiyor.

Demolition Man, esas olarak Sylvester Stallone’un canlandırdığı kural tanımaz polis John Spartan ile Wesley Snipes’ın hayat verdiği psikopat suçlu Simon Phoenix arasındaki kovalamacaya odaklanıyor. 1996 yılında kriyojenik olarak dondurulan ikili, 2032 yılında yeniden çözülüyor.

Şartlı tahliye duruşması için uyandırılan Phoenix, yeni dünyanın sunduğu avantajları fark ederek kaçar ve San Angeles adlı mega şehirde büyük bir kaos yaratır.

Yetkililer bu yeni düzende böylesine şiddet yanlısı bir suçluyla baş edemeyince, Teğmen Lenina Huxley’in önerisiyle Spartan yeniden göreve çağrılır.

Spartan’ın “eski usul” yöntemleri ve Phoenix’i yakından tanıması, onu tek umut hâline getirir.

Gişede başarılı, eleştirmenlerde mesafeli Demolition Man, vizyona girdiğinde eleştirmenlerden büyük övgüler almadı.

Rotten Tomatoes’ta bugün yüzde 66’lık bir puana sahip olan film, buna rağmen gişede oldukça başarılı oldu.

Yapım, dünya genelinde 159 milyon doların üzerinde hasılat elde etti ve zamanla bir kült film olarak anılmaya başlandı.

Cliffhanger, The Specialist ve Assassins gibi yüksek tempolu aksiyon filmlerinin öne çıktığı bir dönemde gösterime giren Demolition Man, fütüristik yaklaşımı ve hicivli anlatımıyla benzerlerinden ayrılmayı başardı.Film öncelikle eğlendirmeyi amaçladı ve bunu da kendi tarzıyla başardı.

Geleceğe dair isabetli tahminler ise bu eğlencenin yanına eklenen sürpriz bir bonus oldu.

İlgili Sitenin Haberleri