Haber Detayı
Acı gerçekler
Acı gerçekler
Sulama donanımları, kimyasal gübre ve tarım ilaçları satışı yapan deneyimli bir ziraat mühendisi meslektaşımız, “Tarım Öğretiminin 180.
Yılı Kutlama Törenleri” kapsamında Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubesi tarafından düzenlenen bir mesleki toplantıda çarpıcı bazı açıklamalar yapmıştır (Bkz.1).
Konu, Küçük Menderes Havzası ile ilgilidir.
Anılan havzanın toplam yüzölçümü 400 bin hektardır.
İzmir’e bağlı yedi ilçe, bu havzada yer almakta olup bunların toplam nüfusu 553 bin kişidir.
Yüzölçümü 102 bin hektar olan Ödemiş ilçesinde, toplam arazinin üçte birine karşılık gelen 34 bin hektar işlenen arazi vardır.
Bu miktar, havzanın işlenen arazi toplamının yüzde 20,8’ine karşılık gelmektedir.
Bu ilçede 1722 hektar çayır mera arazisi olup 6168 hektar olan havza toplamının yüzde 28’ine karşılık gelmektedir.
Ödemiş ilçesinin nüfusu 134 bin olup havzadaki toplam insan sayısının yüzde 24,2’sini oluşturmaktadır.
İlçede işlenen alanın hektarı başına 3,94 kişi düşmekte olup havza ortalaması 3,38’dir.
Toplam 195 bin nüfusa sahip Torbalı ilçesi havza nüfusunun yüzde 35,2’sini barındırmakta ve işlenen alanın hektarı başına 6,29 kişi düşmektedir.
AÇIKLAMALAR Yıllardır tarım girdileri ticaretini Ödemiş ilçesinde yapan konuşmacı, 210 bin dekarlık toplam tarla alanının dörtte üçünden fazlasını (yüzde 76) oluşturan 160 bin dekarlık kısmında patates ve mısır gibi topraktan çok kuru madde kaldıran iki ürün yetiştirildiğini belirtmiştir.
İki yıl öncesinden beri Ödemiş ilçesinde dane mısır üretimi yasaklanmıştır.
Ancak yem bitkileri grubunda olan silajlık mısır serbesttir ve destekten yararlanmaktadır.
Mısırın bu kadar yaygınlaşmasının nedeni teşvikler sonucu “azmanlaşan” süt sığırcılığıdır.
Havzada 220 bin baş süt ineği olduğu belirtilmektedir.
Her inek için yem bitkisi yetiştirmek üzere 2,5 dekar sulanabilir arazi gereklidir.
Yani mevcut tarlaların yarısından çoğunu yem bitkileri yetiştiriciliğine ayırmak gerekecektir.
GÜBRELEME VE SULAMA Bu ürünler için dekar başına 105 kilogram kimyasal gübre kullanıldığını, saf azotun önerilen miktardan 3 kat fazla verildiği, fosfor pentaoksidin gerekenden iki kat fazla, potasyum dioksidin gerekenin altıda biri kadar ve sönmemiş kireç olan kalsiyum oksidin gerekenin kırkta biri kadar verildiğini ifade etmiştir.
Azotlu ve fosforun gübrelerin aşırı, diğerlerinin yetersiz olduğu açıktır.
Bu bitkiler aşırı su tüketen bitkilerdir.
Küçük Menderes Nehri, yazın tamamen kurumaktadır.
Gölcük’ten ve Beydağ Barajından gelen sınırlı miktardaki su yeterli değildir.
Ödemiş tarımı yer altı sularına bağımlıdır.
Ancak dalgıç pompalarla pahalı olduğundan yakınılan elektrik enerjisiyle çıkarılan suyla salma sulama yapılmaktadır.
Salma sulamada sulama verimliliği yüzde 20-35, yağmurlama sulamada yüzde 50-70, pivot yağmurlamada yüzde 70-80, damla sulamada yüzde 85-98 arasında değişmektedir.
Kısıtlı olan suyun verimli kullanılması basınçlı sulama sistemlerine geçilmesi şarttır.
ANLATIŞ BİÇİMİ Denizli’nin Kaletavas diye bilinen bir ilçesi var.
Yerdeşlerim (hemşehrilerim) zeki ve ticarete yatkın girişimci insanlardır.
Türkiye’nin birçok yerinde başarılı işadamları olmuşlardır.
Söylentiye göre; kentlerde elektrikle aydınlatmanın yeni başladığı bir dönemde o kasabadan biri Denizli’ye gelmiş.
Sokakları aydınlatan lambaları görünce hayretler içinde kalmış.
İşini bitirip kasabaya dönünce neler gördüğünü soranlara, yerel şive ile; “Denizli’nin köşü başlaanda, bi gandılla yanı batı, bi gandılla yanı batı, ne gaz yetcek ne fıtıl.” demiş. “Denizli’nin köşe başlarında o kadar çok kandil yanıyor ki, ne gazyağı yetecek ne fitil.” demek istiyor.
O kadar çok mısır ekiliyor ki ne su yetecek ne de gübre!
Kimyasal gübreleri ve suyu hoyratça kullanarak bu işi sürdürmek mümkün değildir.
Kendi yetiştirdiklerimiz yetmediği için karma yemlerin üretiminde kullanılmak üzere çok miktarda dane mısırı ve soya küspesini ithal ediyoruz.
Yem katkı maddeleri, tarım ilaçları, mamul veya hammadde olarak kimyasal gübreler, damızlık sığırlar, kırmızı etler ithal ediliyor.
Hayvancılığı bu kadar teşvik ettik ama süt ürünleri ve etler çoğu tüketicinin erişemeyeceği kadar pahalı.
İthal malı azotlu gübre, aşırı kullanıldığı için yıkanarak kanserojen bir madde olarak yer altı sularına karışıyor.
Arıtılması mümkün değil ve büyük kentlerimizin içme suları o kirlenmiş kuyulardan çekiliyor.
Kanser olguları yaygınlaşıyor. 1) Özkan Akgün, Tarımsal Girdiler ve Maliyet, sunu,13.1.2026, ZMO İzmir Şb.
İzmir.