Haber Detayı
Madencilikte rota Latin Amerika’ya dönüyor
Kritik minerallere yönelik artan talebi karşılayabilmek için 2035’e kadar küresel ölçekte yaklaşık 5 trilyon dolarlık yatırıma ihtiyaç varken, sektöründeki birleşme ve devralmaların neredeyse yüzde 75’i bu bölgeye yöneldi.
EVRİM KÜÇÜK Küresel madencilik sektöründeki birleşme ve devralma işlemlerinin ağırlık merkezi hızla Latin Amerika’ya kayıyor. 2025’in ilk üç çeyreğinde toplam işlem hacmi yaklaşık 30 milyar dolara ulaşırken, bu tutarın yüzde 75’i Latin Amerika’daki varlıklara yöneldi.
Yatırımcıların daha yüksek siyasi ve operasyonel risk barındıran bölgelerden geri çekilmesi, bu kaymanın temel nedeni olarak öne çıkıyor.
McKinsey & Company ile Future Minerals Forum’un Afrika, Batı Asya, Orta Asya ve Latin Amerika’yı kapsayan 2025 Gelecek Mineraller Barometre Raporu piyasa verilerini ve proje bazlı analizleri birleştirerek küresel madencilik yatırımlarındaki yön değişimini ortaya koyuyor.
Rapora göre, mineral kaynakları ile yatırım akımları arasındaki makas giderek açılıyor.
Küresel kritik mineral rezervlerinin yüzde 50'den fazlası, Afrika, Batı Asya ve Orta Asya'yı kapsayan ve "Süper Bölge" olarak tanımlanan coğrafyada bulunuyor.
Buna karşın bu bölge, dünya genelinde en düşük arama harcamalarını çekiyor.
Bu durum, uzun vadede arz güvenliğine ilişkin riskleri artırıyor.
Buna karşılık Latin Amerika, yatırımcılar açısından daha öngörülebilir bir çerçeve sunuyor. 2021’den bu yana bölgede gerçekleştirilen madencilik anlaşmalarının toplam değeri yüzde 200’ün üzerinde artarken, Afrika’da sermaye girişleri yaklaşık yüzde 80 geriledi.
Yatırımcıların, izin süreçlerinin netliği ve sermaye disiplinine verdiği önemin arttığına dikkat çekiliyor.
Talep hızlanıyor, arz geride kalıyor McKinsey’nin daha önce yayımladığı Küresel Malzeme Perspektifi’ne göre, madencilikte verimlilik artışı 2018’den bu yana yıllık yalnızca yüzde 1 seviyesinde kaldı.
Bu sınırlı artış; enerji dönüşümü, dijitalleşme ve savunma sanayindeki büyümenin tetiklediği güçlü talep karşısında arz tarafını baskı altında bırakıyor.
Bakır, lityum, nikel ve nadir toprak elementlerine yönelik talep hızla yükselirken; uzun izin süreçleri, altyapı eksiklikleri, yüksek sermaye ihtiyacı ve politika belirsizlikleri yeni projelerin devreye alınmasını geciktiriyor.
Elektrikli araçlar için gerekli rafine üretimin yüzde 45’ten fazlasının tek bir bölgede yoğunlaşmış olması, jeopolitik riskleri ve fiyat oynaklığını daha da artırıyor.
Yatırımcılar riskleri yeniden fiyatlıyor McKinsey’e göre, kritik minerallere yönelik artan talebi karşılayabilmek için 2035’e kadar küresel ölçekte yaklaşık 5 trilyon dolarlık yatırıma ihtiyaç var.
Buna karşın mevcut arama harcamaları, gerekli seviyenin yüzde 40-50 altında kalıyor.
Keşiften ilk üretime kadar geçen ortalama 16 yıllık süre, bugün bulunan projelerin 2030 ve 2035 iklim hedeflerine katkı sağlamasını da zorlaştırıyor.
Çin’in 15 yıllık planı metal piyasası için önemli Araştırma ve danışmanlık firması Wood Mackenzie’ye göre, jeopolitik değişimler ve yeniden şekillenen enerji dönüşümü 2026 yılında küresel metal ve madencilik sektörünü belirleyecek faktörler olacak.
Şirket yılın ilk yarısında açıklanması beklenen Çin’in 15.
Beş Yıllık Planı’nın, altyapı odaklı büyümeden tüketici talebi destekleme sinyalini vereceğini öngörüyor.
Bu da emtia piyasaları için kritik önem taşıyacak.
ABD’de yılın ilerleyen aylarında yapılacak ara seçimlerin piyasalara belirsizlik katması bekleniyor.
Gümrük vergileriyle ilgili dalgalanmalar ve ABD-Çin ticaret ilişkilerinin belirsiz seyri, Kasım ayına kadar yatırım kararlarını etkileyebilir.
Diğer taraftan yenilenebilir enerji, enerji güvenliği için merkezi önem taşımaya devam ediyor.
Venezuela alüminyumu için 2.3 milyar $ yatırım gerekli Venezuela’nın atıl durumdaki alüminyum endüstrisinin yeniden canlandırılması 2,3 milyar dolara kadar yatırım gerektirebilir.
Woodmac tarafından hazırlanan raporda, ülkenin yıllık 600 bin tonun üzerindeki alüminyum üretim kapasitesinin 2025 itibarıyla fiilen sıfıra indiği, bunun da ABD’de 5 milyon tonu aşan birincil alüminyum açığının yaşandığı bir dönemde önemli bir arz kaybı yarattığı vurgulandı.
Buna karşın BMI ve BloombergNEF; siyasi riskler, zayıf hukuk devleti, güvenlik sorunları ve enerji istikrarsızlığı nedeniyle sektörün yakın vadede toparlanmasının zor olduğu görüşünde.
Uzmanlara göre Venezuela’nın büyük petrol rezervleri de, madencilik yatırımlarının öncelik kazanmasını engelliyor.
Wood Mackenzie, güçlü yatırım korumaları sağlanması halinde alüminyum değer zincirinin 2–3 yılda yeniden kurulabileceğini belirtiyor.