Haber Detayı
TİM/Gültepe: Firmalar küçülüyor, yeni ihracatçı oyuna giremiyor
TİM Başkanı Mustafa Gültepe, enflasyonun 2026’da yüzde 22–25 bandında kalmasını beklediklerini belirterek bu tabloda maliyet baskısının süreceğine işaret etti. Gültepe, “Firmalar küçülerek optimum noktayı arıyor, yeni firmalar oyuna giremiyor. Çünkü pahalıyız, satabilmeleri lazım ama satamıyorlar. Rekabetçilik koşullarını geri kazanamazsak 2026, 2025’ten çok büyük bir fark yaratmaz” dedi.
İMAM GÜNEŞ - İSTANBUL Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, basın mensuplarıyla bir araya gelerek 2025 yılını ve 2026’ya ilişkin beklentileri değerlendirdi.
Enflasyon, kur ve maliyet dengesi üzerinden ihracatın gerçek fotoğrafını ortaya koyan Gültepe, rekabetçiliğin yeniden kazanılmasının 2026’nın kaderini belirleyeceğini vurguladı. 2025 yılı rakamlarının Türkiye ekonomisi açısından net bir tablo ortaya koyduğunu belirten Gültepe, “Enflasyon yüzde 31 civarında kapandı, doların artışı yüzde 20 civarında kaldı.
Parite biraz rahatlattı ama bu kalıcı bir iyileşme değil. 2026’da da buna paralel bir seyir bekliyorum.
Enflasyonun yüzde 20’nin altına inmesi çok kolay görünmüyor.
İnsanlarda hâlâ bir alma psikolojisi var.
O yüzden ben enflasyonu 2026’da yüzde 22 ile 25 bandında görüyorum.
Faizin ve enflasyonun yüzde 20’nin altında olduğu bir yerde ekonomi çok daha istikrarlı olur.
Ama ihracatçı açısından fiyat rekabetçiliğinin de rahatlaması lazım” diye konuştu.
İhracat pariteyle tutunuyor Reel sektörün en büyük sorununun maliyet yapısı olduğuna dikkat çeken Gültepe, son dört yıldaki tabloyu şöyle özetledi: “Son 4 yılda asgari ücret yüzde 560 arttı, enflasyon yüzde 367 arttı, doların artışı ise yüzde 210’da kaldı.
Yani enflasyon 1,5 kat artmış, ücret skalası 2,5 kat artmış.
Bunların paralel gelmesi lazım ki iyileşme olsun.
Aradaki sıkıntı burada.” 2025 ihracat rakamlarının da yüzeyde iyi görünmesine rağmen tablonun sağlıklı olmadığını belirten Gültepe, şöyle devam etti: “İhracat geçen yıl yüzde 4,5 arttı ama bunun yüzde 2,5’i parite etkisi.
Yani euro-dolar paritesi Türkiye’nin lehine çalıştı, daha kolay sattık.
Toplamda 11,4 milyar dolar fazla verdik ama bu fazlanın yaklaşık 4,5 milyar doları pariteden geliyor, kalan ise sadece üç sektörden ve toplam beş firmadan.
Dağılım homojen değil.
İhracat artıyor gibi ama tabana yayılmıyor.
Rekabetçilik koşullarını geri kazanamazsak 2026, 2025’ten çok büyük bir fark yaratmaz.
Firmalar biraz daha küçülerek optimum noktayı aramak zorunda kalır.
Şu anda 2027’yi hiç düşünmüyoruz.
Önce 2026’ya bakalım.
Faizler iner, enflasyon düşer, rekabetçilik normale gelirse gerçek bir iyileşme olur.
Aksi halde 2026, 2025’in çok da ötesine geçmez.” İlk kez ihracat yapanların oranı yüzde 15 düştü İhracatçı tabanının daraldığını söyleyen Gültepe “2024’ten 2025’e geçerken ilk kez ihracat yapanların oranı yüzde 15 düştü” bilgisini paylaşan Gültepe, “Çünkü pahalıyız.
Yeni firmalar oyuna giremiyor.
Satabilmesi lazım ama satamıyor, sadece mevcut müşterisini korumaya çalışıyor.
Yeni oyun alanları açılmıyor” diye konuştu.
Finansman tarafında da ciddi sıkıntı yaşandığını belirten Gültepe, “Şu anda mecbur kalmadıkça yatırım yapılmıyor.
Birçok şirketin finansalları bozuk.
İmalat sanayinin yüzde 80’inde benzer sorunlar var.
Hazır giyim 10 yaşıyorsa, diğer sektörler 7-8 yaşıyor” dedi.
İhracatçı, rekabeti korumak için destek bekliyor Gültepe, emek yoğun sektörlerin ayakta kalabilmesi için desteklerin artırılmasının şart olduğunu söyledi. 3 bin 500 liralık işveren desteğinin en az 6 bin liraya çıkmasını Cumhurbaşkanı ve bakanlıklarla görüştüklerini ifade eden Gültepe, şöyle devam etti: “Asgari ücret desteğinin de 1.270 liradan 2.500 liraya çıkmasını istiyoruz.
Yüzde 27’lik zamdan firmalar daha az zarar görsün diye bunu talep ediyoruz.
Döviz dönüşüm desteğinin de artırılmasını istiyoruz.
Şu anda yüzde 3.
Bunun yüzde 7-8 seviyesine çıkmasını talep ediyoruz.
Döviz bozdurma oranına göre kademeli bir model konuşuluyor.
Örneğin yüzde 35 bozdurana yüzde 3, yüzde 75 bozdurana yüzde 7 gibi.
Böyle bir çalışma olmasını ve hayata geçmesini bekliyoruz” diye konuştu. ■ “Türkiye ‘Made in EU’ sisteminin dışında kalırsa sektörler zarar görür” Avrupa Birliği’nin devreye aldığı “Made in EU” düzenlemesi, Gümrük Birliği içinde olmasına rağmen AB üyesi olmayan Türkiye açısından önemli bir risk oluşturuyor.
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, bu noktada Türkiye’nin sistemin dışında bırakılmasının Avrupa ile entegre çalışan sektörleri doğrudan etkileyeceğini söyledi.
Avrupa Birliği’nin “Made in EU” uygulamasına da değinen Gültepe, “Biz AB üyesi değiliz ama Gümrük Birliği içindeyiz.
Türkiye mutlaka bu çerçevenin içine alınmalı.
Ayrı bir anlaşma yapılmalı.
Ticaret Bakanlığımız da bu konuda yoğun çalışma yapıyor.
Türkiye’nin ayrıştırılması doğru olmaz.
Aksi halde otomotiv başta olmak üzere birçok sektörde ihracat zarar görür” dedi.