Haber Detayı

2025 ihracat görünümü ve AB
Dünya# dunya.com
24/01/2026 00:00 (2 saat önce)

2025 ihracat görünümü ve AB

 Türkiye’nin 2025 ihracat performansı küresel koşullar göz önüne alındığında hiç de fena değil. Ancak hem küresel ekonomik ortam hem de Avrupa Birliği (AB) dış ticaret gündeminde 2025 biterken yaşanan sınırda karbon, e-ihracat ve MERCOSUR gibi çarpıcı gelişmeler, yeni yılda Türk ihraç sektörleri için riskli bir dönemi işaret ediyor.

Yönetim Danışmanı Barış SAZAKGeçtiğimiz yıl, küresel tica­reti temelinden sarsan ta­rife savaşlarıyla geçti.

Ye­ni yıla başlarken de Türkiye’nin en önemli ihraç pazarı AB tarafında, oyun değiştirici nitelikte birden fazla gelişme yaşandı.

Belli sektör­lerimiz 2026 sonunda bambaşka bir ihracat kompozisyonu ve fa­turasıyla karşı karşıya kalabilir.

Bu gelişmelerin ilki uzunca süre­dir beklenen Sınırda Karbon Dü­zenleme Mekanizması (SKDM/ CBAM), 1 Ocak 2026 itibarıyla resmen devreye girdi.

İhracatçılar, belirlenmiş karbon yoğun ürün­lerde CBAM ücretleri için sertifi­ka satın alacaklar.Diğer gelişme, sene ortasında başlayacak küçük e-ticaret paket­lerine uygulanacak vergi ve elleç­leme ücretleri.

AB için öncelikli Çin gönderilerine yönelik bir ön­lem olsa da Türkiye de son dönem­de artan bir ivmeyle 8 milyar dolar e-ihracat gerçekleştirmekteydi.

E-ihracat, ürün güvenliği ve vergi­sel bağlamda kademeli olarak kon­vansiyonel ihracat süreçlerine ya­kınsayacak.Üçüncüsü de geçtiğimiz günler­de resmen imzalanan AB-MER­COSUR serbest ticaret anlaşma­sı.

Anlaşma, AB’nin 27 üye ülkesi ile Arjantin, Brezilya, Paraguay ve Uruguay arasında yapıldı (Vene­zuela beklemede).

Uygulamaya giriş tarihi için 2026 sonu hedef­leniyor ancak STA yürürlüğe gir­meden önce Avrupa Parlamen­tosu ve MERCOSUR üyelerinin dahili onay süreçlerini tamamla­ması gerekiyor.İki blok, toplam­da küresel ekonominin yüzde 30’unu ve 700 milyondan fazla tü­keticiyi temsil ediyor.

AB, MER­COSUR menşeli ürünlerin yakla­şık yüzde 92’sinde gümrük vergi­lerini kademeli olarak kaldırmayı hedeflemekte.

İç politik dengele­rine dokunan tarım kalemlerin­de ise toplumsal hassasiyetler gö­zetilerek tam serbestleşme yeri­ne, kota ve indirimli vergi modeli gündemde.

Anlaşma, Türkiye’nin AB’ye ihraç sektörlerinden bil­hassa tarım, gıda, çelik, otomotiv yan sanayi ve kimyasallar tarafın­da rekabet kaybına dolaylı olarak sebebiyet verebilir.Savunma sanayinin performansı çarpıcıDünyanın ana iktisadi blokları salgın öncesi büyüme dinamikle­rinin hala uzağındalar.

Ekonomik büyümenin yavaşlaması, ihracat için talebi zayıflatırken, mali ko­şulları sıkılaştırıyor ve bizim gibi ülkelerin kırılganlığını artırıyor.

Küresel dinamikleri göz önüne alırsak 2025 ihracat performan­sını olumlu değerlendiriyorum.Türkiye ihracatını oransal olarak AB ve OECD ülkelerinden daha fazla arttırdı ve küresel ihracat­taki payını yüzde 1’in üzerine çı­kardı.

Toplam 273 milyar dolarlık ihracatın sektör/ülke kırılımla­rıyla ilgili TİM ve Ticaret Bakan­lığı’nın resmî açıklamalarının ötesinde, dönemsel bazda pozitif ve negatif ayrışan sektörlere göz atmakta fayda var.Tabloda salgın öncesi son iki senenin ana ihraç sektör orta­lamalarını, güncel verilerle kar­şılaştıran basit bir analiz yer al­makta. 2018-2019 döneminden 2024-2025 dönemine Türki­ye’nin toplam ihracatı dolar ba­zında yüzde 53 arttı.

Türkiye’de sanayi iş gücü maliyetleri son 25 yılda 3 katına çıktı.

Bu durum da belli sektörlerde rekabet kaybı­na sebebiyet veriyor.

Özellikle tekstil sektörünün alt kollarının toplam ihracattaki payı azalmış.

Hatta bazı alt sektörlerinin, net ihracatı bile azalmış.

Maalesef belli iş modellerinin rekabetçilik bağlamında sonu gelmiş gibi gö­rünmekte.Pozitif tarafta özellikle or­ta-yüksek teknolojili ihraç ka­lemlerinin, genel ihracat artışı­nın üzerinde büyümesi ön plana çıkıyor.

Bu kategorideki gemici­lik, iklimlendirme sektörleri ge­nel ortalamanın üzerine çıkmış.

Yüksek teknoloji ihracatında da savunma sanayinin performan­sı çok çarpıcı.Sektörün ihracatı son altı yılda 2,5 katına çıktı.

Sa­vunma sanayi altyapısına yapı­lan yatırımların sonuçlarını, ih­racat tarafında da görmek önemli bir gelişme.

Son dönemde toplam ihracattaki ağırlığı da hissedilir seviyeye geldi.

Mücevher, metal ve kimyasallar da ihracatın güçlü kasları olarak son dönemde genel ortalamanın üzerinde pozitif ay­rışan sektörler.Maliyet baskısının her geçen gün arttığı bu küresel belirsizlik ve düşük ivmeli büyüme ortamın­da bırakın pozitif ayrışmayı, ola­nı korumak bile ciddi bir başarı.

Otomotiv için söylemek zor ama makine, mobilya ve elektrik-e­lektronik sektörlerinin bu bağ­lamdaki stabil performansı bile çok kıymetli.Yeni yıl ve gümrük birliğiYeni yılda küresel değer zin­cirleri, firmaların maliyet odaklı yurt dışı üretiminden risk yöne­timine doğru kaymasıyla yeniden şekillenmeye devam ediyor.

Jeo­politik gerilimler, sanayi ve iklim politikaları ile teknolojik değişim bu dönüşümün temel itici güçle­ri.

ABD’nin başlattığı korumacı­lık politikaları küresel ticareti de­rinden sarsarken diğer taraftan da yeni işbirliklerinin doğmasına se­bebiyet veriyor.Türkiye’nin dış ticarette ana gündemi şüphesiz AB ve Gümrük Birliği olacak.

MERCOSUR ülke­leri, imzaladıkları STA ile şimdiye kadar izledikleri güçlü korumacı­lık politikalarına AB ülkeleri için istisnalar getirecekler.

Diğer ta­raftandan da MERCOSUR ülke­leri AB pazarında gümrük tarife­si avantajı kazanacak.

Türkiye ise anlaşmanın tarafı olmadığı için özellikle tarım ve demir-çelik gi­bi bazı sanayi ürünlerinde rekabet kaybına uğrayacak.SKDM ile bir­leştiğinde bu tablo, Türkiye açı­sından Gümrük Birliği’nin moder­nizasyonunu ve yeşil dönüşümü acil stratejik zorunluluk haline ge­tiriyor.

Ticaret Bakanlığı’nın son dönemde Brüksel temaslarında büyük bir gayret sarf ettiğini göz­lemliyoruz.

Bu konularda AB’nin Türkiye’yi de kapsayıcı yönde ka­rarlar alması ihraç sektörlerimiz için hayati derecede önemli.Artık kevgire dönmüş Gümrük Birliği anlaşmasının modernizas­yonunu için zamanlama uygun.

Hem Brüksel hattındaki genel si­yasi ortam hem de Almanya’daki hükümet, Çin riskini gözeten, sa­nayi ve ihracat çıkarlarını önce­leyen ve iş dünyasının taleplerine daha açık bir çizgide olduğu için, Türkiye’nin taleplerine önceki dönemlere kıyasla daha rasyonel ve destekleyici bir zeminde yakla­şabilir.E-ihracat için de Gümrük Birliği kapsamında belli istisna­ların talep edilmesi ilave bir seçe­nek olabilir.

Türkiye AB’nin Güm­rük Birliği kapsamında uzun yıl­lara dayanan güvenilir bir ticaret ortağı olarak, Çin ve belli Asya ül­kelerinden farklı bir muameleyi hak ediyor.

İlgili Sitenin Haberleri