Haber Detayı

Köyler boşaldı, üretim azaldı... Elif Boyner'in isyanı
Güncel odatv.com
24/01/2026 13:57 (3 saat önce)

Köyler boşaldı, üretim azaldı... Elif Boyner'in isyanı

Elif Boyner, Türkiye'de köyden kopuş ve dışa bağımlılık nedeniyle ekonomik ve toplumsal kriz yaşandığını vurgulayarak sosyal medya hesabından bir yazı yayınladı.

Sosyal medya hesabından bir yazı paylaşan Elif Boyner 9 sene önce Balıkesir’in köylerinde, bir köylü büyüğümün motorunun arkasında tarlalar arasında giderken, hasat dönemi olmasına rağmen şeftali ağaçlarının neden hâlâ meyve dolu olduğunu sormuştum.Köylü amca, “Artık şeftaliyi daha ucuza ithal ediyorlar.

Biz satamıyoruz.

Hasatta verdiğimiz emeğin karşılığını da alamıyoruz.” demişti.

Bu ve takip eden benzer sohbetlerde, asırlardır taşıdığımız üretim yeteneğimizi kaybetmeye başladığımızı fark etmiştim.

Dertlerini duymuştum, hissetmiştim ama henüzkendime dert edinecek bilinçte değildim sanırım… Ne olduysa, o bilginin tohumu içimde derine tutunmuş.

Yıllar geçti, o tohum derdim oluverdi.Son zamanlarda “Elif Boyner her şeyi geride bırakıp köye yerleşti” diye haberler dolaşıyor.

Oysa ben dertlerimi geride bırakıp köye kaçmadım.

Derdim olan köylere doğru yola çıktım; memleketine, toprağına, insanına âşık yoldaşlarımla…Toprak ve köy, milletin hem karnını hem de ruhunu doyuruyordu bir zamanlar… Köy; emeğin, dayanışmanın, hafızanın, kültürün kaynağıydı.

Ama gel zaman git zaman “köylü” kelimesi bir aşağılama ifadesi hâline geldi.

Zamanla köyler geri kalmışlığın, bilgisizliğin simgesi gibi gösterildi.

Oysa köy, özüydü bu toprağın; köylü ise efendisiydi milletin.

Köy üretimin merkeziydi ve her zaman da merkezi kalmalıydı.

Yaşayan köy demek üreten demekti; üreten köy de besleyen demekti.

Ancak kendini besleyebilen bir ülke gerçekten bağımsız olabilirdi.Köylerimiz sistemli bir şekilde boşaltılmış, tarım yapılamaz hâle gelmiş; köylü borçlandırılmış, köy okulları kapatılmış.

Köylüler şehirlere göç etmiş, köyler üretmeyen, yaşlanmış, terk edilmiş yerlere dönüşmüş.

İnsanımız önce toprağından, sonra ailesinden, sonra da hakikatinden koparılmış.

Şehir hayatı, modernleşme ve Batı kültürü güzellemeleriyle kendi öz değerlerimizden uzaklaştırılmışız.

Yüzyıllardır sürdürdüğümüz üretim yeteneğimizi kaybetmenin eşiğindeyiz.

Oysa bu memleketin toprağı, bir değil nice milleti doyuracak, ayağa kaldıracak kudreti hâlâ bağrında taşıyor.Bugün yaşadığımız ekonomik kriz, işsizlik ve toplumsal huzursuzluk, köyden kopuşun bir sonucudur.

Şehirde ne iş bulabilen ne de emeğinin değerini görebilen milyonlar büyük bir çaresizlik içinde.

Ama işte tam da bu yüzden köye dönüş arzusu yeniden filizleniyor.

İnsan yeniden nefes almak, yeniden üretmek, yeniden toprağa basmak istiyor.

Belki de özüne, hakikatine dönmek istiyor.Bugün Türkiye dışa bağımlıdır.

Gıdamız dışarıdan gelen hibrit tohumlara, zehirli kimyasallara mahkûm edildi.

Suyumuz maden ve endüstriyel kirlilikle tükeniyor.

Oysa Anadolu, dünyanın en bereketli topraklarına sahip.

Bu topraklar, ata tohumlarıyla, doğal yöntemlerle, kadim bilgilerle yüzyıllar boyunca kendine yetmişti.

Tüm yeteneklerimizi, kadim bilgimizi unuttuk diye korkmayalım.

Kadim bilgi kaybolmaz.

Kadim bilgi bir hâldir; özden akar.

Öğrenilmez, sezilir.

Kitaplarda değil; toprakta, emekte, birlikte yaşamın akışında bulunur.

Türkiye’nin, Anadolu’nun kadim bilgisi köylerin kültüründe hâlâ saklıdır.

Ne kadar derin bastırılırsa bastırılsın, yeniden filizlenmeyi bekler.Türkiye üretim yeteneğini yeniden kazanmalı; köylerdeki tohumlar yeniden filizlenmeli.

Kadınlar, gençler, köylü üretimin öncüsü olmalı; nesiller arası kadim bilgi köprüsü çok geç olmadan yeniden inşa edilmeli.

Üretimden pazara kadar yeni bir modele ihtiyacımız var.

Çünkü bu sadece ekonomik bir kalkınma planı değil; aynı zamanda toplumsal bir uyanışın reçetesidir.

Bugün üretim yalnızca bir ekonomik tercih değil, bir varlık meselesidir.

Anadolu yeniden üretmezse, biz de geleceğimizi kaybederiz.

Sadece üretmek ve kendimize yetmek olmamak hedefimiz…Bugün yaşadığımız ekonomik kriz, işsizlik ve toplumsal huzursuzluk, köyden kopuşun bir sonucudur.

Şehirde ne iş bulabilen ne de emeğinin değerini görebilen milyonlar büyük bir çaresizlik içinde.

Ama işte tam da bu yüzden köye dönüş arzusu yeniden filizleniyor.

İnsan yeniden nefes almak, yeniden üretmek, yeniden toprağa basmak istiyor.

Belki de özüne, hakikatine dönmek istiyor.Bugün Türkiye dışa bağımlıdır.

Gıdamız dışarıdan gelen hibrit tohumlara, zehirli kimyasallara mahkûm edildi.

Suyumuz maden ve endüstriyel kirlilikle tükeniyor.

Oysa Anadolu, dünyanın en bereketli topraklarına sahip.

Bu topraklar, ata tohumlarıyla, doğal yöntemlerle, kadim bilgilerle yüzyıllar boyunca kendine yetmişti.Tüm yeteneklerimizi, kadim bilgimizi unuttuk diye korkmayalım.

Kadim bilgi kaybolmaz.

Kadim bilgi bir hâldir; özden akar.

Öğrenilmez, sezilir.

Kitaplarda değil; toprakta, emekte, birlikte yaşamın akışında bulunur.

Türkiye’nin, Anadolu’nun kadim bilgisi köylerin kültüründe hâlâ saklıdır.

Ne kadar derin bastırılırsa bastırılsın, yeniden filizlenmeyi bekler.Türkiye üretim yeteneğini yeniden kazanmalı; köylerdeki tohumlar yeniden filizlenmeli.

Kadınlar, gençler, köylü üretimin öncüsü olmalı; nesiller arası kadim bilgi köprüsü çok geç olmadan yeniden inşa edilmeli.

Üretimden pazara kadar yeni bir modele ihtiyacımız var.

Çünkü bu sadece ekonomik bir kalkınma planı değil; aynı zamanda toplumsal bir uyanışın reçetesidir.

Bugün üretim yalnızca bir ekonomik tercih değil, bir varlık meselesidir.

Anadolu yeniden üretmezse, biz de geleceğimizi kaybederiz.

Sadece üretmek ve kendimize yetmek olmamak hedefimiz…Bugün yaşadığımız ekonomik kriz, işsizlik ve toplumsal huzursuzluk, köyden kopuşun bir sonucudur.

Şehirde ne iş bulabilen ne de emeğinin değerini görebilen milyonlar büyük bir çaresizlik içinde.

Ama işte tam da bu yüzden köye dönüş arzusu yeniden filizleniyor.

İnsan yeniden nefes almak, yeniden üretmek, yeniden toprağa basmak istiyor.

Belki de özüne, hakikatine dönmek istiyor.Bugün Türkiye dışa bağımlıdır.

Gıdamız dışarıdan gelen hibrit tohumlara, zehirli kimyasallara mahkûm edildi.

Suyumuz maden ve endüstriyel kirlilikle tükeniyor.

Oysa Anadolu, dünyanın en bereketli topraklarına sahip.

Bu topraklar, ata tohumlarıyla, doğal yöntemlerle, kadim bilgilerle yüzyıllar boyunca kendine yetmişti.Tüm yeteneklerimizi, kadim bilgimizi unuttuk diye korkmayalım.

Kadim bilgi kaybolmaz.

Kadim bilgi bir hâldir; özden akar.

Öğrenilmez, sezilir.

Kitaplarda değil; toprakta, emekte, birlikte yaşamın akışında bulunur.

Türkiye’nin, Anadolu’nun kadim bilgisi köylerin kültüründe hâlâ saklıdır.

Ne kadar derin bastırılırsa bastırılsın, yeniden filizlenmeyi bekler.Türkiye üretim yeteneğini yeniden kazanmalı; köylerdeki tohumlar yeniden filizlenmeli.

Kadınlar, gençler, köylü üretimin öncüsü olmalı; nesiller arası kadim bilgi köprüsü çok geç olmadan yeniden inşa edilmeli.

Üretimden pazara kadar yeni bir modele ihtiyacımız var.

Çünkü bu sadece ekonomik bir kalkınma planı değil; aynı zamanda toplumsal bir uyanışın reçetesidir.

Bugün üretim yalnızca bir ekonomik tercih değil, bir varlık meselesidir.

Anadolu yeniden üretmezse, biz de geleceğimizi kaybederiz.

Sadece üretmek ve kendimize yetmek olmamak hedefimiz…Odatv.com

İlgili Sitenin Haberleri