Haber Detayı
Öcalan tutanaklarının satır araları
Öcalan’ın milletvekilleriyle görüşmesine ilişkin tutanakları büyük bir dikkatle okudum. Dikkatle ve iştahla okumamın nedeni, bu...
Öcalan’ın milletvekilleriyle görüşmesine ilişkin tutanakları büyük bir dikkatle okudum.
Dikkatle ve iştahla okumamın nedeni, bu görüşmeye büyük bir önem atfedilmesi, sürecin devam edip etmeyeceğinin adeta bu görüşmeye bağlanması, kim gitti kim gitmedi diye kıyametler kopmasıydı.Tutanaklarda olan kadar olamayan da var mıdır bilebilmenin imkanı yok.
Ama olanlar da çok şey anlatıyor.
Tutanakta yazanları başlık başlık haber siteleri incelemiş aktarmış. 16 sayfayı özetleyip okurlara aktarırken haber kuruluşları elbette gündeme ilişkin başlıkları öne çıkarıyor.Ben ise Öcalan’ın psikolojisini, hayata ve dünyaya bakışını bir miktar aktarmak istiyorum.
Satır aralarından çıkanları sıralıyorum, kararı siz verin.***Öncelikle, İmralı’da bir hubris olduğu kesin, bu hubris devletin de işine yarıyor olabilir.Tutanaklarda Öcalan’ın etimoloji ve tarih konusunda teorilerini bolca görüyoruz.Örneğin Komün kelimesinin Kürtçeden geldiğini iddia ediyor.“Topluluk, toplanma anlamına geldiğini, Orta Çağ’da belediyecilik olduğunu, halkın belediyeleşmesi, şirketleşmesi, yerel demokrasisi olduğunu, Türkiye için de bunu önerdiğini” söylüyor.Öcalan, yakalanması sürecini de vekillere anlatmış.
Gittiği her ülke tarafından bir anlamda “satıldığını” anlatıyor.
MOSSAD’ın her an peşinde olduğunu düşünüyor.
Öcalan, MOSSAD’ın Türkiye’ye Öcalan’ı öldürtmeye çalıştığını iddia ediyor.
Öcalan’ın okumasına göre eğer kendisi öldürülseydi, PKK MOSSAD’ın kontrolüne girecekti ve Türkiye Gazze gibi olacaktı.Öcalan’ın tarih okuması da enteresan.
Öcalan, Osmanlı’nın çöküşünü de Kürt isyanları ile başlayan sürece bağlıyor.
Abdülhamit’in bunu fark edip durdurmaya çalıştığını söylüyor.
Kendisinin başını çektiği bu sürecin de 1000 yıllık bir kapıyı aralayacağını iddia ediyor.***Öcalan, hayata ve siyasete “ceterus paribus” bakıyor.
Öcalan’a göre tek mesele var, o da kendi tanımladığı şekilde Kürt sorunu, her şeyin çözümü de buna bağlı.
Bunu da çözecek tek kişi var.
O da kendisi.Öcalan, PKK’nın çağrısına uyup nasıl silah bıraktığını anlatıyor.
Bunun üzerine vekiller SDG ve diğer grupların silah bırakmadığını, bir diğer meselenin de bu olduğunu hatırlatıyor.
Öcalan, İran’da rejime karşı mücadele sürdüğünü bu nedenle bu grupların silah bırakamayacağını söylüyor.
Bu yapıların Öcalan’ın sözünü dinlemesi için şartların olgunlaşması gerektiğini, çalışma koşullarının sağlanması gerektiğini söylüyor.
Türkçesi, bana etki alanı yaratın yetki verin diyor.Konuşmasının başında komüncülük ve yerinden yönetimi anlatan Öcalan, konuşma ilerledikçe çok beğendiği siyasi partinin MHP olduğunu anlatıyor.
MHP’yi ‘Demokratik milliyetçi’ olarak değerlendirdiğini söylüyor.Daha böyle uzar gider.
Herhalde ortada bizim göremediğimiz, necip devletimizin gördüğü başka şeyler var…