Haber Detayı

Örgüt kafası
Yazarlar hurriyet.com.tr
25/01/2026 06:13 (3 saat önce)

Örgüt kafası

SDG/YPG sempatizanları ağlayadursun... Ben size “devlet hevesine kapılırken örgütten de olma” sebebinin röntgenini çekeyim.

8 Aralık 2024’e gidelim.

Esad rejiminin düştüğü o tarihi kırılma anına.Aynı gün içinde Beyaz Saray’dan dünyaya seslenen Başkan Biden, Şara’ya giden kapıyı sonuna kadar aralamıştı.“Şu anda doğru şeyleri söylüyor ama daha büyük sorumluluk aldıklarında, yalnızca sözlerini değil, eylemlerini de değerlendireceğiz” demişti Biden.Esad’ı deviren Şara’nın daha büyük sorumluluk alacağını daha ilk günden fark etmişti ABD devlet aklı.*Hemen 12 gün sonrasına gidelim.

Tarih bu sefer 20 Aralık 2024.ABD hiç vakit kaybetmeden Dışişleri Bakan Yardımcısı Barbara Leaf’i Şara ile görüşmeye Şam’a gönderdi.Görüşmeden çıkan Leaf, “Suriye’deki Kürtlerin örgütlenip kendilerini savunmalarına neden olan şartlar çok çarpıcı şekilde değişti” demişti.Dikkat buyurun lütfen...

Örgütün bileti daha o günlerde kesilmişti.

Daha kanıt istiyor musunuz?

Leaf’in bir sonraki cümlesine bakalım:“İleriye yönelik en iyi yol ABD destekli SDG’nin bu bölgedeki rolünün ‘yönetilen bir geçiş’ süreciyle dönüşmesidir.”Çok açık, çok net...*Leaf’in bu açıklamalarından tam 1 ay sonra Trump yemin etti.

Leaf’in Şara ile görüştüğü sıralarda “Suriye’nin anahtarı Türkiye ve Erdoğan’ın elinde olacak” diyen Trump.Yani giden Demokratlar da gelen Cumhuriyetçiler de Suriye’de paralel politikalara sahipti.ABD devlet politikası Biden ve Trump gibi taban tabana zıt iki adam için bile aynıydı.Hatta Trump, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Suriye’de destan yazdığını ve Türk ordusunun bölgedeki gücünün karşılaştırılamaz olduğunu da itiraf ediyordu.*Hemen birkaç ay sonrasında Trump, bölgeyi ve dünyayı şaşkınlığa uğratacak bir şey yaptı.

Riyad’da Erdoğan’ın telkiniyle Şara ile buluştu.

Artık Şara, ABD için meşru bir liderdi.

Yine Riyad’da tüm yaptırımları kaldırdığını açıkladı.O sıralarda Ankara’ya inen Trump’ın has adamı Tom Barrack ise hem Ankara’da hem Şam’da başkanın gözü kulağı olacaktı.O da netti...

SDG entegre olmak zorundaydı.*Örgüt ne yaptı peki?

Örgütlüğünü yapmaya devam edebileceğini sandı.10 Mart mutabakatına rağmen süreci tıkadı, ayak diretti ve eş zamanlı olarak Şara’nın ayağının kaymasını bekleyerek gizlice Suriye’de tüm gücü ele geçirme planları yaptı.Sandılar ki ABD onlara bir devlet borçluydu.Sandılar ki ABD onları sonsuza kadar korumakla mükellefti.Sandılar ki kullanışlı bir aparat olmanın son kullanma tarihi yoktu.*Hiçbir sinyali okuyamadılar.Tüm göstergeleri yok saydılar.Elin verdiği desteğe fazla güvendiler.Şara, Suriyeli Kürtlerin haklarını güvenceye almışken örgüt ne yaptı? “Hak” yerine “koltuk” dedi.Dertleri hiçbir zaman Kürtler de hakları da olmadı.Petrolü, silahı, örgüt iktidarını Kürtlerden her zaman önce gördüler.*Durumu da en güzel Trump özetledi aslında bu hafta...“Anlayasınız diye söylüyorum, Kürtlere muazzam miktarlarda para ödendi, petrol ve başka şeyler verildi.

Yani bu ortaklığı bizden ziyade kendileri için yapıyorlardı.”Ya işte böyle...Örgüt kafasından çıkamayınca bir Trump çıkıyor ve kullanılıp kenara atılmayı senden de benden de iyi özetliyor.Tüm örgütlere ders olsun.PENTAGON’UN STRATEJİ BELGESİNİN ŞİFRELERİDaha dün Pentagon’un “Ulusal Savunma Stratejisi” belgesi yayınlandı.En önemli kısımlara bir bakalım...Bir numaralı öncelik “anavatanın korunması.”Yalnız burada bir şeye dikkat...

Anavatan olarak tanımlanan yer sadece ABD anakarası değil.Tüm Batı Yarımküre, Panama Kanalı, Meksika Körfezi ve Grönland da ulusal çıkarların korunacağı yerler olarak geçiyor.Özellikle son yaşadıklarımızdan sonra şoke edici değil...

Ancak önümüzdeki süreçte yaşayabileceklerimiz açısından kayda değer.

ABD artık tüm bu sayılan yerlerde esastan hak iddia ediyor.*İkinci öncelik Çin...

Pentagon, Çin’i “tartışmasız” olarak “dünyanın ikinci büyük gücü” tayin etmiş.Strateji ise şöyle belirlenmiş: “Çin’i caydır.

Barışı güç yoluyla sağla.

Çatışmaya girme.”Burada Washington’ın ince bir ipte titizlikle yürüme hassasiyeti beliriyor. “Çin’i domine etme, boğma, utanç verici duruma düşürme.

Fakat hegemonyamıza zarar vermesine izin de verme.”Bunu yapmak için de İlk Ada Zinciri denilen bölgede sağlam bir savunma kurmaktan söz ediliyor.Tayvan, Japonya ve Güney Kore’nin yedirilmeyeceği mesajı net.*Üçüncü öncelik ise müttefiklerin elini taşın altına koyması.

Bu, ilk Trump döneminde başlamış ve Biden döneminde devam etmişti.

Bu dönemde ise ayyuka çıktı.Hesap basit aslında.Ekonomi pastası daralırken müttefikler için yapılan masrafı kısıp müttefikleri savunma sanayii üzerinden bir nevi haraca bağlamak.*Dört...

Savunma sanayini şahlandırmak.

ABD uzun süredir dünyanın tartışmasız süper gücü.

Yalnız fark edilen bir şey var...

O da Amerikan savunma sanayiinin hantallaşması ve çok para öğütüp az ürün çıkaran hale gelmesi.Pentagon’un raporu, savunma sanayiinden harp sanayiine geçişi doğrular nitelikte.*Belgede dikkat çekmek istediğim önemli kısımlardan biri de çarpıcı Avrupa ve Rusya analizi.- Rusya, NATO’nun doğu kanadı için tehdit ama yönetilebilir bir tehdit.- Rusya, demografik ve ekonomik zorluklarla karşı karşıya.- Avrupa’da hegemonya kurma girişiminde bulunacak durumda değil.- Müttefiklerimiz Rusya’dan açık ara güçlü; hem de kıyaslanamayacak kadar.Pentagon, Çin’i açık ara 2’nci sıraya koyarken Rusya’yı nükleer cephaneliği hariç rakip yerine bile koymuyor.Peki Avrupa?- Avrupa önemli ama küresel ekonomik güç içindeki payı giderek azalmaktadır.- Avrupa savunmasına daha fazla harcamalıdır.- Avrupa Ukrayna’da daha fazla sorumluluk almalıdır.Ve nokta şöyle koyuluyor... “Avrupa’da aktif olmaya devam edeceğiz, ancak ABD anavatanını savunmaya ve Çin’i caydırmaya öncelik vermeliyiz ve vereceğiz.”İşte bugün yaşananların da, yarın yaşanacakların da şifresi budur.İki kutuplu dünyaya ilerlerken ABD’nin verdiği ve vereceği kararların arkasında bu sebepler yatıyor olacak.

İlgili Sitenin Haberleri