Haber Detayı
Uzmanlardan kritik uyarı: Vücudunuzdaki virüs her an uyanabilir!
Çocukken hepimizin geçirdiği o masum suçiçeği hastalığı, yıllar sonra hayat kalitesini altüst eden 'Zona' olarak karşımıza çıkabiliyor. Bağışıklık sistemi zayıfladığında sinir köklerinde pusuya yatan bu virüs, özellikle 50 yaşından sonra ciddi bir tehdit haline geliyor.
Hastalığın önüne aşı ile geçilebileceğini söyleyen Dermatoloji Uzm.
Dr.
Alaattin Özer, “Yeni nesil zona aşıları, hastalığa karşı yüzde 90’ın üzerinde bir koruma sağlarken; aşı olan kişiler hastalığa yakalansa bile süreci çok daha hafif ve ağrısız atlatabiliyor” dedi ve dikkat edilmesi gerekenleri anlattı.
Suçiçeğine yol açan “varicella zoster” adı verilen virüsün sebep olduğu deriyi ve sinirleri tutan ağrılı ve döküntülü hastalık zona, her ne kadar her yaşta görülebilse de 50 yaş üzerindeki kişilerde daha sık ortaya çıkıyor.
Suçiçeği enfeksiyonuna neden olan etken virüs, kişinin sinir sisteminde inaktif olarak yaşayabiliyor.
Bu nedenle geçmişte suçiçeği geçirenlerde zona hastalığı görülme ihtimali artıyor.
Hatta su çiçeği geçirmemiş olanlarda zona hastalığının görülmesi pek mümkün değil...
Virüsün en önemli özelliği ise vücudun bağışıklık sisteminin düştüğü durumlarda zona olarak yeniden aktifleşebilmesinde yatıyor.
Sadece bir deri hastalığı değil; aslında bir sinir ucu iltihabı olan zonada hastalığın genellikle vücudun tek tarafında şerit halinde yayılan şiddetli bir yanma ve batma hissiyle sinyal veriyor.
Ardından gelen içi su dolu kabarcıkların birkaç haftada iyileşse de asıl tehlikenin döküntüler geçtikten sonra başlıyor.
Zonanın en zorlayıcı yanı, döküntüler iyileşse bile hastaların aylar hatta yıllar boyu süren şiddetli sinir ağrılarıyla (Postherpetik Nevralji) baş başa kalabilmesidir.
Özellikle yaşlılarda bu ağrılar uykusuzluğa, günlük işlerin aksamasına ve ciddi bir yaşam kalitesi kaybına neden olur.
Üstelik bu sinir ağrılarının tedavisi maalesef göründüğü kadar kolay olmaz. 50 yaşını geçmiş bireyler, diyabet, kanser veya romatizma gibi kronik hastalığı olanlar, yoğun stres altında çalışanlar ve uyku düzeni bozuk olanlar ve bağışıklık sistemini baskılayan ilaç kullananlar daha çok risk altında.
Tedavisi pek de kolay olmayan bu hastalıktan korunmanın yolunu ise aşıdan geçiyor.
Yeni nesil zona aşıları, hastalığa karşı yüzde 90’ın üzerinde bir koruma sağlarken; aşı olan kişiler hastalığa yakalansa bile süreci çok daha hafif ve ağrısız atlatabiliyor.
Aşılar canlı virüs içermediği için güvenilirliği oldukça yüksek.
Genellikle 2-6 ay arayla, toplamda 2 doz olarak uygulanıyor ve sadece zonayı değil, kalıcı sinir ağrılarını önlemede de oldukça başarılı.
Daha önce zona geçirmiş olsanız dahi, tekrarının önlenmesi için 50 yaş üzerindeki tüm bireylerin doktorlarına danışarak aşı takvimine dahil olmasını öneriliyor.