Haber Detayı

Uğur Mumcu ve Karanlıklar Çağı-2
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
26/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Uğur Mumcu ve Karanlıklar Çağı-2

Şüphesiz Uğur Mumcu ve daha bir dizi kahramanın öldürüldüğü ve katliamların gerçekleştirildiği 1990- 2000 yıllarının öncesi var.

Şüphesiz Uğur Mumcu ve daha bir dizi kahramanın öldürüldüğü ve katliamların gerçekleştirildiği 1990- 2000 yıllarının öncesi var.

Fazla uzağa gitmeden 72’nin, 12 Eylül’ün Amerikan askeri darbesinden başlayabiliriz (ve öncesi vuruşmalarını unutmadan). -12 Eylül öncesi yüzlerce genç var, solcusu ve sağcısı ile! -Kanlı 1 Mayıs var, 36 insanımızın öldürüldüğü. -Bahçelievler gibi katliamlar var. 1970’lerin karanlıklarının sonuna 1980 Amerikan askeri darbesini de ekleyin. -İnsanlarımızın birbirine kırdırıldığı Kahramanmaraş var, Çorum var...

Tabii büyük siyasi cinayet girişimleri de var: Ecevit’e ve Özal’a !

Dahası: Papaya bile!

Kürt-Türk kırımı var, 50 binden fazla insanımızın öldürüldüğü... *** Bu on yıllar süren büyük kırımın zamandizimine bakarsanız, olayların raslantısal olarak bir araya gelmediğini görürsünüz.

Mumcuları yitirdiğimiz 90’lı yılların karanlığı, 90 öncesi karanlıkların daha koyu devamıdır. *** Karanlık çağda NATO var, ABD ve Batı var; işbirlikçilik, dincilik, askeri darbeler ve ordunun geçmişte ABD’nin uzantısı olması var; Ortadoğu bataklığı var.

Tabii ki Türkiye ekonomisinin 19 kez batırılması/batması da var!

Bunlar zincir fotoğraflardan oluşan uzun bir film!

Fotoğraflara bakıp tek tek olayları anlayamayız, sırlarını çözemeyiz.

Zinciri, fotoğrafın bütününü görmeliyiz! *** Bir temel neden olarak şunu görmeliyiz: Atatürkün ilke ve devrimlerinden ayrıldıktan sonra, adım adım bu Türkiye fotoğrafı ortaya çıktı.

Hepsi sağcı iktidarların zamanları... *** Demokrasi, hukuk, adaletin yılmaz arayıcısı ve savunucusu; araştırmacı, laik, demokrat yiğit arkadaşımız Uğur Mumcu karanlık dönemin alçakça kurbanı oldu.

Hepsi, daha çok demokrasi, daha çok hukuk, daha çok sosyal adalet, daha çok insanca yaşam, daha laik, bağımsız ve özgür bir Türkiye’ye yüreklerini koymuşlardı.

BUGÜN NE YAŞIYORUZ?

Sanki geçmişte yaşadığımız tüm bu felaketler, bugünün farklı nitelikteki felaketlerinin hazırlığı gibi gözüküyor.

Sadece yeni kodlar eklendi büyük fotoğrafa: Silivri, Ergenekon, yüksek yargıyı ele geçirme, adaleti gütme, büyük bir iktidar polis gücü, parti devleti, özgür medyanın yerine yandaş satılmış bir medya oluşturma, üniversiteleri ele geçirme, eğitimi dinsel güdüleme, laikliği dışlama, kadınları ve bebeleri türbanlama, kendi işadamlarını yaratma...

Ülkenin zenginliklerini peşkeş çekme...

Ve demokratik ve laik bir ulus yerine...

Cemaatlerden, mezheplerden, etnik gruplardan oluşan bir topluluklar birlikteliği!

Parçalanmış, dağıtılmış bir toplum...

Tek adam yönetimi, Saray hukuksuzluğu ve adaletsizliği... *** Türkiye’yi ekonomik bakımdan tam çökerten, milleti yoksullaştıran, ülkeyi 500 milyar dolar borçla tamamen dışa bağımlı hale getiren bir iktidar.

Büyük yoksullaşma...

İşsizlik, yetenekli gençlerimizin büyük kaçışı....

Ama hayır.

Laik demokratik bir ulus, çağımızın olgusu ve gerçeği.

Laik ve bağımsız Türkiye, ülkenin kurtuluş ve kuruluş öyküsüdür.

Mutlaka köklerimize, kuruluş ilkelerimize döneceğiz; çağdaşlığı, bilim sanatı, demokrasiyi, insan hak ve özgürlüklerini, adaleti, insanca yaşamı en önde göğüsleyeceğiz.

Uğur Mumcular ölmeyecek, bu ülke karanlık perdeleri bir bir yırtacak.

İlgili Sitenin Haberleri