Haber Detayı

TTK’ya dokunan yanar
Emek aydinlik.com.tr
28/01/2026 22:00 (3 saat önce)

TTK’ya dokunan yanar

Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı üç müessesede 13 Ocak’ta üretim durdu. Genel Maden İşçileri Sendikası’nı ziyaret eden Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, ‘TTK’ya dokunan yanar. TTK Zonguldak’tır, enerji güvenliğimizdir, geleceğimizdir.' dedi.

Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı başkanlığındaki parti heyeti, Zonguldak’ta Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS)’nı ziyaret ederek Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK)’nda üretimin durdurulması, ocak kapatmaları ve özelleştirme girişimlerine tepki gösterdi.

TTK’nın Türkiye’nin enerji güvenliği ve bağımsızlığı açısından stratejik bir kurum olduğunu vurgulayan Bursalı, “TTK’ya dokunan yanar!” mesajı verirken, GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil de işçi sağlığı ve güvenliğinin temel öncelik olduğunu vurgulayarak, “Özelleştirme gibi bir düşünceyi hissettiğimiz anda sokakta olur, Zonguldak’ın sesini Türkiye’ye duyururuz.” ifadelerini kullandı.

Ziyaretin ardından yerel basına ve canlı yayınlara konuşan Bursalı, TTK’nın küçültülmesine değil güçlendirilmesine ihtiyaç olduğunu ifade etti.

Ziyarette yaptığı konuşmada TTK’daki ocak kapatmalarına değinen Bursalı, şunları kaydetti: “Genel Maden-İş, Zonguldak’ın, işçi sınıfının, emek ve vatan mücadelesinin kalesidir.

TTK’ya dokunan yanar.

İşçilerimizin güvenliği, iş güvenliği, can sağlığı bakımından özellikle raporlarda belirtilen hassasiyetlerin yanındayız ama burada TTK’ya yönelik herhangi bir uygulama olursa onun gerekçelendirilmesine yönelik, özelleştirmeye yönelik, kapatmaya yönelik, durdurmaya yönelik, TTK’yı küçültmeye yönelik herhangi bir uygulama olursa da doğrudan karşısındayız.

Bırakın üretimi durdurmayı, üretimi ertelemeyi, üretimi küçültmeyi, daha da çok üretmeliyiz.” ‘OCAĞA İNMEDEN RAPOR YAZMIŞLAR’ Bursalı ayrıca KANAL Z’de Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Derya Akbıyık ve Gazeteci Sermet Akbıyık’ın sorularını yanıtladı.

Bursalı, programda TTK’da üretimin durdurulmasına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Zonguldak, Cumhuriyetimizi Cumhuriyet yapan kentlerden biridir.

Zonguldak’sız, emeksiz, üretimsiz bir Türkiye olmaz. 1980’lerden itibaren ‘dünya ekonomisiyle bütünleşme’ adı altında dayatılan politikalarla Türkiye ithalata yönlendirildi.

Yerli kaynaklar geri plana itildi; üretici, emekçi, işçi ve çiftçi dışlandı.

Bu borçlanma sürecinde TTK gibi stratejik kurumlar hedef alındı. 1990’larda 40 bin olan maden işçisi sayısı bugün yaklaşık 9 bine düştü.

Yıllık 5 milyon tonları bulan üretim 850 bin tonlara geriledi.

Şimdi ise üretimin durdurulması ya da askıya alınması konuşuluyor.

TTK’da üç müfettişin raporuyla yaklaşık 20 gündür üretimin durdurulması kabul edilemez.

Ocağa inmeden rapor yazılmıştır.

Türkiye’nin kömür ihtiyacı 40 milyon ton civarındayken, bizim üretimimiz 1 milyon ton düzeyindedir.

Oysa Zonguldak’ın altında 150 yıl yetecek kömür vardır.

Bu kuruma dokundurtmayız.

TTK, Türkiye’nin namusudur. ‘150 YIL YETECEK KÖMÜR VARKEN İTHALAT KABUL EDİLEMEZ’ “Elbette madencimizin iş sağlığı ve güvenliği her şeyin önündedir.

Ancak meselenin bu olmadığını biliyoruz.

TTK, iş sağlığı ve güvenliği konusunda Türkiye’nin amiral gemisidir; bu alanda akademik birikimi olan, adeta bu işin kitabını yazmış bir kurumdur.

Bu nedenle ‘güvenlik’ gerekçesiyle üretimin durdurulması inandırıcı değildir.

Yapılması gereken kurumu kapatmak değil; işçi alımını artırmak, eksikleri gidermek ve üretimi yükseltmektir.

Dünya enerji güvenliğini konuşurken, savaş koşullarına giderken; bizim yerli kömür üretimini durdurup Zonguldak dağının altında 150 yıl yetecek kömür varken dışarıdan ithalat yapmamız kabul edilemez. ‘Dışarıdan daha ucuz!’ deniyor ama bunun ülkeye, vatana ve enerji güvenliğine verdiği zarar gözardı ediliyor.

Kendi kömürümüzü çıkarmalı, belli bir maliyeti de göze almalıyız.

Kendi kaynaklarımıza yaslanmak zorundayız. ‘MESELE KÂR-ZARAR DEĞİL VATAN MESELESİ’ “Orta Vadeli Program’da 2026 yılı için 10,5 milyar dolarlık özelleştirme hedefi açıklanmıştır.

Çayırhan özelleştirildi; oysa Türkiye’nin en kârlı kurumlarından biriydi.

Yatağan’da da benzer bir süreç yaşandı.

Şimdi sırada neresi var?

Adı açıkça söylenmiyor ama Zonguldak’ta TTK var.

Buraya dokunamazsınız.

Zonguldak’ın tarihsel bir birikimi vardır.

TTK’ya, Zonguldak madenine dokunan yanar.

Zonguldak’ın emekçisi, halkı ve sendikaları buna izin vermez.

Buradan ekmek yiyen on binlerce insan var.

Vatan Partisi olarak ifade ediyoruz: Özelleştirme planlarıyla buradan bir adım bile ilerleyemezsiniz. “TTK’nın zarar ettiği iddia ediliyor ve kamu kurumları devlete yük gibi gösteriliyor.

Oysa bu, devlet politikasıyla ilgilidir.

Kamu kurumları doğru planlanır, verimli yönetilir ve denetim sağlanırsa en kârlı işletmeler haline gelir.

Çayırhan ve Yatağan bunun örnekleridir.

Devlet kurumları zarar ediyor gibi görünse de kamu aslında kâr eder.

Bu mesele kâr-zarar değil, bir vatan meselesidir.

Enerji güvenliği olan ülkelere bakın; Rusya’ya, İran’a, Venezuela’ya bakın.

Petrol ve enerji uğruna dünyada neler yapıldığını hepimiz görüyoruz.

Türkiye’nin kendi kaynaklarına sahip çıkması hayati önemdedir. ‘ÖNEMLİ OLAN MİLLİ ÇIKARLARDIR’ “1980’lerden bu yana dayatılan ithalat odaklı sistemle yerli üretim geriletildi.

Maden işçisi sayısı ve üretim düştü.

Üretimin durdurulması ya da ‘fişinin çekilmesi’ bir cinayettir.

İş sağlığı ve güvenliği elbette esastır; ancak TTK bu konuda zaten öncü bir kurumdur.

Türkiye’nin bu borç ve üretim krizinden çıkacak gücü vardır.

Yeter ki doğru bir strateji kurulsun; üretimden ve emekten yana bir hükümet oluşturulsun.

Komşularıyla işbirliği yapan, üretimi ve emeği en yüce değer kabul eden güçlü ve bağımsız bir Türkiye mümkündür. “1980’lerde üretimi dışlayarak ‘Dünya ekonomisiyle bütünleşeceğiz!’ dedik, kapıyı bacayı boşalttık ve sonuç olarak 500 milyar dolar borca battık.

Bu sistem artık bitmiştir.

Ancak bütün zorluklara rağmen Türkiye’nin buradan çıkacak gücü, insanı ve birikimi vardır.

Yeter ki doğru bir strateji kurulsun; üretimden ve emekten yana bir hükümet kurulsun.

Bugün Türkiye’de değerli milli öz varlıklarımıza sahip çıkacak bir ‘Üreticilerin Milli Hükümeti’ne ihtiyaç var. “Komşularıyla işbirliği yapan, üretim devrimini gerçekleştiren ve madenine sahip çıkan bir Türkiye şarttır.

İnsan kaynağını yasal bahislere, kumara veya kültürel çürümeye terk etmeyen; emek vermeyi en yüce değer kabul eden güçlü ve bağımsız bir Türkiye hedefliyoruz.

Cumhuriyetin onurlu ve eşit yurttaşlarını yeniden üreten bir yapı kurmalıyız.

Milli hükümetin merkezinde Vatan Partisi yer almak zorundadır; ancak içinde AK Parti de olur, MHP de olur, Kılıçdaroğlu CHP’si de olur.

Önemli olan Türkiye’nin bağımsızlığı ve üretimidir.

Zonguldak’ın geleceği Türkiye’nin geleceğidir.

Biz bağımsızlığımıza, emeğimize ve Zonguldak’ımıza sonuna kadar sahip çıkacağız.” ‘Özelleştirme durumunda meydanlara çıkarız’ GMİS Genel Başkanı Hakan Yeşil de Vatan Partisi’nin Türkiye’nin enerji bağımsızlığına ve taş kömürüne verdiği önemi her zaman gördüklerini dile getirdi.

Yeşil, konuşmasında şu vurguları yaptı: “Yine bir Zonguldak, yine bir TTK ve yine bir zor sınavdan hep birlikte geçiyoruz.

Her zaman söylüyoruz; birinci önceliğimiz, tek hedefimiz işçi arkadaşlarımızın sağlıklı ortamlarda çalışmasıdır.

Gelinen noktada, tutulan raporlarda da takip ettiğiniz gibi, yoruma dayalı farklılıklar olduğu söyleniyor.

Bizim önceliğimiz, bu eksiklikler varsa bir an önce giderilmesidir.

Bu eksikler giderildikten sonra da TTK’nın kaldığı yerden daha hızlı bir şekilde yoluna devam etmesi konusunda son derece hassasız.

Özelleştirme ya da kapatma gibi bir düşünceyi hissettiğimiz anda sokakta olacağımızdan ve Zonguldak’ın sesini Türkiye’ye duyuracağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.

Eline kalem alan bazı arkadaşlarımız farklı yerlere gidip farklı şeyler yazmaya başladı.

Kavgalarımızı biz kendi içimizde yaparız; ancak gelinen noktada şu an için Türkiye Taşkömürü Kurumu son derece önemlidir.

Türkiye Taşkömürü Kurumunun yaşatılması için bizler şu anda ne yapılması gerekiyorsa onu yapıyoruz.

Bundan sonraki süreçte de yapmaya devam edeceğiz.

Bu hesaplaşmaları da ilerleyen zamanlarda kendi aramızda yaparız.” TTK’nın önceki genel müdürü Rıfat Dağdelen de daha önceki açıklamalarında, “Böyle durumlarda ocaklar kapatılmadan aksamalar giderilir; yoksa kapatılma süresince biriken gaz, oluşan çökme ve degaj tehlikesi gibi önemli arızalarla karşılaşabiliriz.

Ocaklar üretime devam etmelidir.

Bütün dünyada bu böyledir.

Bu tür can güvenliği tehlikeleri, eğer varsa, ocaklar kapatılmadan üretim süresi içinde giderilmelidir.” ifadelerini kullanmıştı.

Ziyarette; Vatan Partisi Genel Sekreteri Özgür Bursalı, Genel Sekreter Yardımcısı Özcan Güven, İşçi Sendika Bürosu Başkanı Hüseyin Karanlık, Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Savaş Oruç, İl Başkanı Gökhan Yılmaz, Merkez İlçe Başkanı Hasan Demirkesen, GMİS Genel Sekreter Yener Arslanbuğa, Genel Mali Sekreter Yalçın Yiğit, Genel Teşkilatlandırma ve Eğitim Sekreteri Tayfun Demir, Genel sekreter Yardımcıları Özcan Güven ve İbrahim Toraman hazır bulundu.

İlgili Sitenin Haberleri