Haber Detayı
Türkiye’nin mal ihracatından sektörümüz yüzde 2 pay alıyor
Türkiye’nin toplam mal ihracatının yanı sıra global pazardan da yüzde 2'şer pay alan mobilya sektörü, global pazarda ise en büyük 7'nci ihracatçı konumunda bulunuyor. Bu konumu daha yukarıya taşıyıp, üst ligde kalıcı olmanın yolu ise rekabetçiliğin korunmasından geçiyor.
MODOKO Başkanı Koray ÇALIŞKAN Mobilya sektörü, Türkiye’nin en fazla cari fazla veren sektörlerinden bir tanesi.
Sektör verilerine göre 2025 yılının ilk 11 ayındaki toplam ihracatımız yaklaşık 4.2 milyar doları gördü.
Sektör olarak kasım ayında ise 398 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdik.
Fakat bir önceki yılın kasım ayına göre yüzde 0.04 bir gerileme gözüküyor.Küresel sıralamanın üstlerinde kalıcı olacağızSektörümüz 2025 yılında yaşanan ekonomik daralmalar ve talep düşüşleri gibi faktörlerden etkilendi. 2024 yılında yaşanan ve etkileri devam eden kriz nedeniyle enflasyon ve maliyet artışları, üretici ve tüketiciyi zorladı.
TÜFE ve ÜFE verileri de bu durumu doğruluyor.
Sektörün potansiyeline baktığımızda, 12 milyar dolar ihracat ve iç pazar dahil toplam üretim kapasitesine sahip.
Ancak, söz konusu pazar hacminin 2025 yılında 10.5 milyar dolar seviyelerine gerilediğini görüyoruz.Eskiden ithal girdisi son derece sınırlı olan mobilya sektöründe bugün Çin’den mobilya girişlerinin ciddi biçimde arttığını görüyoruz.
Mobilya sektöründe Türkiye’nin hedefi, dünya ticaretinden aldığı payı kademeli olarak artırırken küresel sıralamada daha üst basamaklara kalıcı şekilde yerleşmek.
Bu hedefi yalnızca miktar artışıyla değil, nitelikli ve sürdürülebilir büyüme ile tanımlıyoruz.
Bunun yolu; emek yoğun üretimden verimlilik ve teknoloji odaklı üretime geçmekten, kayıt dışılık ve haksız rekabeti azaltacak yapısal adımları atmaktan geçiyor.
Sektöre girişte asgari standartların belirlenmesi, ölçekli ve güçlü firmaların önünü açarken; robotik, otomasyon ve dijital üretim yatırımlarının teşvik edilmesi rekabet gücümüzü artırır.2025 yılı, mobilya sektörü açısından zor ve dalgalıydı.
TÜİK’in sanayi üretim verileri genel olarak oynak bir seyir izlerken, mobilya sektörünün bu tablo içinde genel ortalamanın üzerinde bir daralma yaşadığı görülüyor.
Sektörümüz, yıllık bazda belirgin bir gerilemeyle karşı karşıya kaldı.Dünya pazar payı açısından bakıldığında ise küresel pay verileri yıllık olarak tek bir kurum tarafından anlık biçimde açıklanmadığı için 2025’e dair net bir “pay kazancı” ya da “pay kaybı” ifadesi kullanmak her zaman mümkün olmuyor.
Ancak yıl boyunca yaşanan gelişmeler, sektörün küresel pazardaki ivmesini sınırlayan bir ortam oluştuğunu gösteriyor.
Bunun başlıca nedenleri arasında; küresel talepteki zayıflama, artan maliyet baskıları, mobilyanın zorunlu tüketim kalemleri arasında yer almaması nedeniyle talebin ertelenebilmesi ve emek yoğun yapının rekabet gücünü zorlaması öne çıkıyor.Buna ek olarak, kayıt dışılık ve haksız rekabet, ölçekli firmaların yatırım ve dönüşüm iştahını baskılayan unsurlar arasında yer alıyor.
Asgari ücret artışlarıyla birlikte mobilya sektörü üzerindeki maliyet baskısı daha da belirgin hale geldi.
Çünkü mobilya, katma değeri çok yüksek bir ürün olmadığı ve el işçiliği oranı oldukça yüksek bir sektör.
Dolayısıyla işçilik maliyetlerindeki artış, doğrudan üretim maliyetlerimize yansıyor ve bu durum özellikle ihracatta rekabet gücümüzü ciddi şekilde zorluyor.Geçmiş yıllarda ithalatın sınırlı olduğu Türkiye mobilya sektöründe bugün Çin menşeli ürün girişleri hızla artıyor.
Bu tabloyu tersine çevirmek için, vergi gibi koruyucu önlemlerle birlikte bizim maliyetleri düşürülecek önlemlerin yanı sıra robotik teknolojiler ve imalatta verimliliği arttırmayla ilgili yazılım performans gibi konulara ağırlık vermeliyiz.