Haber Detayı

Hemen hemen kullandığımız her ürünün içerisinde bulunuyor: RAM krizi teknolojik ürünlere yansıyacak
çevre cumhuriyet.com.tr
30/01/2026 04:00 (1 saat önce)

Hemen hemen kullandığımız her ürünün içerisinde bulunuyor: RAM krizi teknolojik ürünlere yansıyacak

Akıllı telefonlardan televizyonlara, tıbbi cihazlardan bilgisayarlara kadar birçok üründe kullanılan RAM (Rastgele Erişimli Hafıza) belleğin fiyatı, kriz kapsamında artmaya devam ediyor. Küresel çapta yaşanan kriz, Türkiye’yi daha da fazla etkiliyor. TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Cem Nuri Aldaş, RAM krizinin teknolojik ürünlerin fiyatını yükselteceğinin, bu durumun 2027 yılı ortalarına kadar devam edeceğinin öngörüldüğünü aktardı.

Akıllı telefonlardan televizyonlara, tıbbi cihazlardan bilgisayarlara kadar birçok üründe kullanılan RAM (Rastgele Erişimli Hafıza) belleğin fiyatı, Ekim 2025’ten bu yana iki katından fazla arttı.

Bilgisayar, telefon, sunucu gibi elektronik cihazlarda kullanılan farklı türdeki bellek çiplerinin küresel arzının talebi karşılayamaması sonucunda yaşanan bu artışın tüketiciye nasıl yansıyacağı ise belirsizliğini koruyor.

TMMOB Bilgisayar Mühendisleri Odası Başkanı Cem Nuri Aldaş, küresel çapta yaşanan krizi ve Türkiye’nin alması gereken önlemleri Cumhuriyet’e değerlendirdi.

Aldaş, krizin en büyük gerekçesini “Bu krizin en büyük nedeni, yapay zeka sunucularının klasik bilgisayarlardan çok daha fazla yüksek bant genişlikli bellek gereksiniminin olması, buna ek olarak büyük teknoloji firmalarının yapay zeka altyapı projeleri için üreticilerin bellek üretim kapasitesinin önemli bir kısmını rezerve etmesidir” diyerek açıkladı. ‘TEKNOLOJİK ÜRÜNLERİN FİYATLARINDA ARTIŞ ÖNGÖRÜLÜYOR’ Arz eksikliğinden kaynaklı olarak bellek fiyatlarının gün geçtikçe yükseldiğine, yükselmeye de devam edeceğine dikkat çeken Aldaş, “Yeni yatırım planlarının hayata geçirilmesinin etkilerinin ancak önümüzdeki yıllarda gözleneceği tahmin edilmektedir.

Bu artışın, bilgisayar ve telefon başta olmak üzere tüm elektronik cihazların tüketici fiyatlarında yansıyacağı, bu durumun 2027 yılı ortalarına kadar devam edeceği öngörülüyor” dedi.

Aldaş, “Burada vurgulanması gereken konu, sıradan tüketicinin neden olmadığı bir krizin mağduru olması, kaliteli teknolojik ürünlere çok daha fazla bedel ödeyerek sahip olmak zorunda kalması veya alt düzey donanımlara satın alarak uygulamaların kapanması, yeni uygulamaların hiç çalışmaması ya da düşük performansla çalışması gibi pratik sorunlarla yüz yüze gelmesidir” değerlendirmesini yaptı. ‘YURTTAŞLAR OLANAKLARDAN YOKSUN KALIYOR’ Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin yaşayabileceği sorunları “Üretim Kaynak Planlaması (ERP), Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) ve İş Zekası (BI) gibi etkinlik artışını sağlayacak uygulamalara ilişkin yatırımlar ertelenmektedir, bulut tabanlı uygulamalar tercih edildiğinde bulut sağlayıcılar yükselen maliyetlerini doğrudan müşterilerine yansıtmaktadır” ifadeleriyle anlatan Aldaş, eğitimin de bu krizden etkilenebileceğini belirtti.

Aldaş, “Üniversitelerde verilen eğitimin artık vazgeçilmez unsurları haline gelen yapay zeka, veri analizi, benzetim gibi uygulamaların üzerinde çalışacağı altyapılar yenilenmemekte, öğrenciler bu olanaklardan yoksun olarak yetişmektedir.

Sonuç olarak, hem yurttaşlar arasında hem de kurumlar arasındaki sayısal uçurumu büyümekte, teknolojiye erişimin gelirle bağlantısını derinleşmekte; geniş kesimler kaliteli donanımların ve altyapıların sağladığı olanaklardan yoksun kalmaktadır” dedi. ‘KAMUSAL ÖNLEMLER ALINMALI’ Krizin yaratabileceği sorunlara karşı kamusal önlem çağrısı yapan Aldaş, önerilerini şöyle sıraladı: “• Kamusal uygulamaların; yurttaşların yeni teknoloji edinmelerini gerektirmeyecek şekilde tasarlanması ve geliştirilmesi konusunda çerçeve belirlenmeli ve uygulamaya geçirilmelidir. •⁠ ⁠Teknolojik alımlarda, ulusal çerçeve sözleşmelerle toplu alım gücü kullanılarak fiyat avantajı elde edilmeli, özellikle kamu eğitim kurumları için paylaşımlı yüksek donanımlı cihaz havuzları oluşturulmalıdır.

Yerli üretim, montaj ve entegrasyon için teşvikler yaygınlaşmalı; kamu alımları bu kapsamda değerlendirilmelidir. •⁠ ⁠Bulut alanında belli teknolojilerine bağımlılığın azaltılması için özellikle Eğitim, AR&GE, Sağlık ve diğer kamusal alanlarda görev alan kurum ve bireylerin kullanımı için bir Kamu Bulutu oluşturulması gündeme alınmalıdır. •⁠ ⁠Kamu destekli AI (Yapay zeka) projelerinde; model boyutu sınırları, verimlilik kriterleri belirlenmeli, daha küçük ama yaygın modeller tercih edilmelidir. •⁠ ⁠Yukarıda belirtilen politikaların geliştirilmesinde Bilgisayar Mühendisleri Odası başta olmak üzere alanla ilişkili mesleki örgütlenmelerden destek alınmalı, uygulanması ve denetiminde meslektaşlarımıza aktif görev verilmelidir.”

İlgili Sitenin Haberleri