Haber Detayı
Tom Barrack’tan itiraflar
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, ABD hegemonyacılığının Batı Asya’da ve dünya çapında nasıl başarısız olduğunu anlattı:
ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Başkan Trump’ın Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, California’daki Milken Enstitüsü’nde katıldığı bir programda Amerikan dış politikası, Türkiye, Suriye ve diğer bölge ülkeleri hakkında açıklamalarda bulundu.
Sorular ve yanıtlar özetle şöyle oldu: ‘BATI’NIN KARIŞTIĞI HER ŞEY FELAKET OLDU’ - Başkan Donald Trump, Orta Doğu için bir “Altın Çağ”dan söz etti.
Sizce o noktaya geldik mi?
Yoksa Gazze’de hâlâ süren ölümcül saldırılara, Güney Lübnan’daki ve Suriye’deki gelişmelere bakıp “daha çok yolumuz var” mı diyorsunuz?
Evet, bu çok güzel ama aynı zamanda çözülemeyen bir soru.
Çünkü üzerinde çalıştığımız yer, dünyanın en zor posta kodu.
Ben hem Başkan Trump’a hem de Dışişleri Bakanı Rubio’ya şunu söylüyorum; meseleye gerçekçi bakmak gerekiyor.
İbrahim bunu yapamadı, İsmail ile İshak yapamadı, Musa yapamadı, İsa yapamadı.
Yedi Haçlı Seferi yapamadı.
Dolayısıyla iki yılda bunu başarabileceğinizi düşünmek gerçekçi değil.
Daha önce işe yaradığı düşünülen hiçbir şey aslında işe yaramadı.
Son yüz yılda, Batı’nın parmağının karıştığı her şey, Sykes-Picot’tan McMahon’a ve Balfour’a kadar, Orta Doğu için bir felaket oldu. 92 rejim değişikliği yaşadık, hiçbiri işe yaramadı.
Federalizm ile merkeziyetçilik arasında gidip geldik, o da işlemedi.
Sorun siyasi değil.
Mesele, kabile yapıları üzerine, kan bağları ve ilişkilerle örülmüş, Batı dayatmalarına karşı büyümüş toplumlara bir şeyler empoze etmeye çalışmak.
Bu hiç çalışmadı.
Mısır’dan Irak’a, Lübnan’dan Tunus’a, Yemen’den Kuzey Afrika’ya, Sudan ve Somali’ye kadar Batı mandaları başarısız oldu.
Şimdi yeni bir yaklaşım var: Başkan Trump diyor ki, “Bölgeyi bölgeye bırakacağım.” Dayatmayı durdurup, umut ve refahla doldurmak gerekiyor.
İşe yarayan tek şey bu.
İbrahim Anlaşmaları buna bir örnek mi?
Evet.
Sabit telefondan Starlink’e nasıl geçtiniz?
Çünkü her şey değişti.
BAE buna mükemmel bir örnek. 1968’de Nahyan, Maktum ve Kasimi aileleri bir toprak yol üzerinde el sıkıştı ve dediler ki, “Hepimiz emiriz, hepimiz yöneticiyiz.
Birlik olacağız ama yerel kültürü, kabile yapısını koruyacağız, evliliklerle bağ kuracağız ve güvenlik ile refahı birlikte inşa edeceğiz.” Şarm el-Şeyh’teydim.
Ateşkesten sonra yaşananlar inanılmazdı.
Rehinelerin geri dönmesi başlı başına bir başarıydı. 7 Ekim’den sonra İsrail’de her şey değişti.
Netanyahu bana şahsen şunu söyledi: Artık mesele sınır çizgileri değil, halkını korumak.
Şarm el-Şeyh’te tüm Arap liderler spontane biçimde bir araya geldi ve 20 maddelik bir planı destekledi.
Bu bir yasa değildi, doktrin değildi; Orta Doğu’nun nasıl bir araya gelebileceğine dair bir fikirler setiydi.
Umutluyum ama bu bir süreç.
ABD ya da İngiltere’nin dayattığı yeni bir Sykes-Picot 2.0 değil.
TÜRKİYE-İSRAİL İLİŞKİLERİ - Türkiye’ye gelelim.
Siz ABD’nin Ankara Büyükelçisisiniz.
Türkiye’nin Suriye, Lübnan ve İsrail’in istikrarında oynayabileceği rol nedir?
Vazgeçilmez bir denge unsuru mu?
Kesinlikle.
İki başkan arasında bir “bromance” (erkekler arası dostluk) var.
Trump ve Erdoğan arasında sıra dışı bir bağ oluştu.
Osmanlı İmparatorluğu’na bakarsanız, 550 yıl boyunca bir millet sistemiyle bu coğrafyayı yönetti.
Türkiye, Arap olmayan en büyük Müslüman nüfuslardan birine sahip.
Sekiz zor ülkeyle çevrili.
Boğazlar hayatın merkezi.
Öte yandan Orta Asya’ya, yeni İpek Yolu’na bakıyor.
Bu yol Türkiye, Suriye ve Irak’tan geçmek zorunda.
Türkiye NATO’nun ABD’den sonra en büyük ordusuna sahip ama Avrupa tarafından yeterince saygı görmüyor.
AB hâlâ Türkiye’yi istemiyor.
Ekonomi zor bir dönemden geçiyor ama Türkiye bu kültürel mozaiğin merkezinde.
Azerbaycan-Ermenistan meselesine bakın.
İsrail-Türkiye gerilimi çok konuşuluyor ama Gazze bittiğinde Türkiye ile İsrail’in bir şekilde yeniden ilişki kuracağını düşünüyorum.
İster İbrahim Anlaşmaları ister başka bir ad altında olsun, bu mantıklı. - Ama şu an ilişki çok kötü.
Erdoğan’ın açıklamaları İsrail tarafından antisemitik bulunuyor.
Bu ilişki ne kadar kötü ve düzelme ihtimali var mı?
Kısa cevap; kötü.
Ama 5 Ekim’e geri gidelim.
O tarihte Türkiye ile İsrail arasında 7 milyar dolarlık ticaret fazlası vardı.
Bir günde bitti.
Türkiye’de iç kamuoyu İsrail’i “Büyük İsrail” olarak görüyor.
Netanyahu’nun sınırlarını genişlettiğine inanıyorlar.
Lübnan ve Suriye’ye binin üzerinde saldırı oldu.
Retorik çok sert ama gerçek şu: Ne Erdoğan Osmanlı’yı geri getirmek istiyor ne Netanyahu bunu coğrafyayla yapabilir.
Bu daha çok iç siyaset.
Geçecek.
TÜRKİYE GAZZE GÜCÜNE KATILACAK MI? - Türkiye’nin Gazze’de Uluslararası İstikrar Gücü’ne katılması konusunu sorayım.
Sizce Türkiye orada asker bulundurmalı mı?
İsrail bunu kabul eder mi?
Kişisel görüşüm: Kesinlikle evet.
Netanyahu’ya danışmanlık yapsaydım, bunun harika bir fikir olduğunu söylerdim.
Türkiye’nin Hamas’la ilişkisi var ve bu silahsızlandırma sürecini yumuşatır.
Ama olacak mı?
Hayır.
Çünkü güven yok.
Azerbaycan ve Endonezya gibi ülkeler daha olası. ‘S-400’ün operasyonel olmaması sağlandı’ - F-35’lere geçelim.
Türkiye bu uçakları alabilecek mi?
Bilmiyorum.
Ama şunu söyleyeyim: F-35 almak 10 yıl sürüyor, teslimat 8 yıl.
O zamana kadar F-45 çıkıyor.
Sorun S-400’ler.
CAATSA yaptırımları var.
Türkiye F-35 üretim programının içindeydi, Kaliforniya’da hangarda duran 4 uçağı var.
Bu tartışma 10 yıldır sürüyor.
Asıl sorun ABD dış politikasının iki yılda bir değişmesi.
Çin 50, Rusya 100 yıllık plan yapıyor.
Bu sürdürülebilir değil. - S-400’lerin tamamen bırakılması yakın mı?
Evet.
Operasyonel olmaması sağlandı, sahiplik konusu görüşülüyor.
Önümüzdeki 4-6 ay içinde çözüleceğine inanıyorum. - Türkiye’nin Rus petrolü alımını azaltması mümkün mü?
Zaten oluyor.
LNG anlaşmalarının %45-50’si ABD ile.
Azerbaycan-Türkiye-Suriye enerji koridoru çok önemli.
Ermenistan-Azerbaycan meselesinde de büyük ilerleme sağlandı.
Hazar’dan Akdeniz’e erişim enerji sorunlarını çözer. ‘Hizbullah büyük bir siyasi aktör’ - Suriye için Amerikan yatırımı mümkün mü?
Evet.
Ama Başkan Trump “Size dayatmayacağız.” dedi. 10 Mayıs’ta yaptırımları kaldırma kararı aldı.
Suriye halkı inanılmaz dirençli.
Zor ama umut var. - Sezar Yasası kaldırılacak mı?
Umutluyum.
Esad’a karşıydı, yeni yönetime değil.
Bankacılık sistemi yok.
Yaptırımlar kalkmalı.
Rubio sekiz şart koydu, büyük ölçüde uyuluyor.
Kongre bunu görecek. - Son soru: Lübnan.
Savaş yeniden çıkar mı?
Çok endişeliyim.
Lübnan’ın mezhep sistemi çalışmıyor.
Devlet iflas etmiş durumda.
Hizbullah ABD’ye göre terör örgütü ama Lübnan’da büyük bir siyasi aktör.
Askerî çözüm işe yaramaz.
İsrail’le doğrudan konuşulmalı ama Lübnan’da bu yasak.
Dolaylı sistem artık işe yaramıyor.
Saldırılar çözüm değil.
Bir terörist öldürürsünüz, on tane doğar.
Lübnan liderliği artık “yeter” diyor.
İran faktörü var ama kimse büyük bir savaşı istemiyor.
Bu bölgenin tek çıkışı refah, güven ve güven duygusu.
Büyük Çarşı’daki gibi: sistem yok ama güven var.
Telefon kulübesinden Starlink’e geçmeliyiz.