Haber Detayı
İlkeler ve politikalar
İnsan teklerini, insanlığın bir üyesi olarak konumlayarak insanlık tarihine bağlayan bir etkinlik olan politika, insanlığın geçmişi, şimdisi ve geleceği arasında adil ve doğru bir ilişki kurma çabası olduğu ölçüde bir anlam taşır.
İnsan teklerini, insanlığın bir üyesi olarak konumlayarak insanlık tarihine bağlayan bir etkinlik olan politika, insanlığın geçmişi, şimdisi ve geleceği arasında adil ve doğru bir ilişki kurma çabası olduğu ölçüde bir anlam taşır.
Her gerçek politikanın en nihai analizde ifade ettiği şey tam da budur.
Çünkü gerçek bir politika, bir toplumun demokratik bir toplum olarak bir arada yaşamayı sürdürmesi amacıyla yapılır!
Bu şu demektir ki, demokrasilerde, şu ya da bu şekilde iktidara gelmek için değil de bir ülkeyi ileri taşımak, geliştirmek için o ülkeyi yönetmeye talip olan partiler, gerçek partilerdir.
Evet, ülke tarihimizde bolca deneyimlediğimiz gibi günübirlik popülist söylemlerle de iktidara gelinebilir ve bizzat yaşadığımız üzere çok uzun süre iktidarda da kalınabilir.
Ancak asla kalıcı ve gerçek bir politik çizgi oluşturulamaz!
Ki bunu da en açık haliyle gördüğümüz zamanlardayız.
Kalıcı olan, ilkeli olandır.
Gerçek politik partiler, iktidar uğruna her yolu mubah görmek yerine, ilkeleriyle yol alır ve bu ilkelerin sağladığı olanaklarla gelişir.
Onları diğerlerinden ayıran, ülkelerinin kuruluş öyküsünü, mevcut durumunu ve gelecek vizyonunu doğru bir şekilde analiz edebilmeleridir.
Bu yüzden bu partiler, amacı şu ya da bu şekilde iktidara gelmek olan diğer partiler gibi popülist söylemler ve faaliyetlerle yol almak yerine dünyanın nabzını tutan, tarihsel bağlamı kavrayan ve geleceği kuran ciddi analizlerle yol alır.
Şu halde, hiçbir gerçek politika, şimdinin dayatmalarına göre şekillenip ona uyum sağlamak için yapılmaz!
Geçmişi ve bugünü anlayan ve onlarla hesaplaşan ve geleceğe umutla bakan bir mücadele bilinciyle yapılır.
KURUCU PARTİ İLKELERİNDEN VAZGEÇERSE 103 yıl önce bu ülkenin adı, temel ilkeleri net bir şekilde belirlenerek “Türkiye Cumhuriyeti” olarak kondu! “Türkiye İslam Cumhuriyeti” olarak değil!
Bu isim bir tesadüf değil, kuruluş felsefesinin ve gelecek vaadinin ta kendisidir! *** Şu halde soralım: bu ülkeyi hem kurtarıp hem de kuran kurucu parti, bugün ne yapıyor?
Türkiye Cumhuriyeti’ni Türkiye İslam Cumhuriyeti’ne dönüştürmek isteyenlerle aynı dili konuşup aynı faaliyetlerde bulunarak ne yapıyor?
Laisizm başta olmak üzere kendi varoluş ilkelerini, bu ülkenin, ülkemizin ilkelerini durup durup rafa kaldırarak ne yapıyor? *** Bir ülke için ilkelerinden vazgeçmek demek kendini imha etmek demektir.
Gerçek bir parti için de ilkelerinden vazgeçmek demek kendini imha etmek demektir.
Bu ülke asla ilkelerinden vazgeçmeyecek!
Kurucu parti, şayet bu yaptıklarını kendini imha etmek için yapıyorsa buyursun devam etsin.
Bu ülkenin yurttaşları kurucu parti olmadan da kendini faşizmden, kökten dincilikten ve gericiliğin her türlüsünden kurtarabilecek yeterli birikime, kararlılığa ve cesarete sahiptir! *** Kendimize daima soralım: Yapılan her politik hamle, yaptığımız her politik hamle, ilkelerimizi güvenceye alıyor ve geleceğe dair umutlarımızı çoğaltıyor mu, yoksa azaltıyor mu?
Gerçek bir politika ile kurduğumuz ilişkinin kalitesi, bu sorunun cevabında gizlidir.