Haber Detayı

Doğru medya okuryazarlığı nasıl olmalı ‘Bu bilgi kimin işine yarıyor?’ sorusunu soralım
Kadın aydinlik.com.tr
07/02/2026 00:29 (4 saat önce)

Doğru medya okuryazarlığı nasıl olmalı ‘Bu bilgi kimin işine yarıyor?’ sorusunu soralım

Medya, bizi bilgilendirdiği kadar biçimlendiren hatta yönlendiren güçlü bir araç. Dr. M. Seçkin Şalvarlı, medya okuryazarlığının nasıl olması gerektiğini anlattı: Okuduklarınızı, izlediklerinizi bir an durup düşünerek değerlendirin. ‘Bende hangi duyguyu uyandırmak istiyor?’ sorusunu sorun.

Uzmanlar, ileri teknolojinin bütün olanaklarını kullanan kitle iletişim araçlarının, kişilerin tutum ve davranışları üzerinde etkili olduğunu söylüyor.

Cep telefonlarının, tabletlerin, bilgisayarların ve televizyonların kullanımı alabildiğine yaygınlaşırken, yediden yetmişe toplumu kıskaçları arasına alıp yozlaşmaya yol açıyor.

Biz de medya okuryazarlığı konusunda Öğretim Üyesi Dr.

Mustafa Seçkin Şalvarlı’ya sorularımızı yönelttik. - Sizi tanıyabilir miyiz?

Yüksek lisansımı Celal Bayar Üniversitesi, Üretim Yönetimi ve Pazarlama dalında, doktoramı yine aynı üniversitede İşletme Bölümü’nde tamamladım.

Yurt dışında Harvard Business School’da Sürdürülebilir İşletme Stratejileri üzerinde çalışmalar yaptım.

İletişim, halkla ilişkiler, tüketici davranışları ve dijital pazarlama alanlarında akademik çalışmalar yürütüyorum. - Medya okuryazarlığı nedir?

Bu konuda ne tür çalışmalar yapıyorsunuz?

Medya okuryazarlığı, en basit haliyle, bireylerin medya mesajlarına ulaşma, onları çözümleme, eleştirel değerlendirme ve gerektiğinde kendi medya içeriğini bilinçli şekilde üretme becerisidir.

İzlediğini/okuduğunu sorgulamak, “Bu haber neden böyle sunulmuş?”, “Kim kazanıyor, kim kaybediyor?” sorularını sorabilmek, manipülasyon, propaganda, dezenformasyon ve algoritmaları fark etmek, sosyal medya içeriklerini eleştirel süzgeçten geçirmek, kendi mesajını etik, doğru ve sorumlu biçimde üretmektir.

Benim rolüm daha çok akademik, eğitsel ve uygulamalı destek tarafında.

Kavramsal-akademik çalışmalar, eleştirel medya analizi, eğitim-atölye içerikleri, dijital-sosyal medya okuryazarlığı, içerik üretimi desteği.

İÇERİĞİN ARKA PLANI ARAŞTIRILMALI - Doğru medya okuryazarlığı nasıl yapılmalıdır?

Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte, bireyler her gün sayısız haber, yorum, görsel ve video içeriğiyle karşı karşıya kalmaktadır.

Bu yoğun bilgi akışı içinde doğruyu yanlıştan ayırt edebilmek ise ancak doğru medya okuryazarlığı ile mümkündür.

Doğru medya okuryazarlığının ilk aşaması sorgulamadır.

Birey, karşılaştığı her içeriği olduğu gibi kabul etmek yerine, “Bu bilgi kim tarafından üretilmiş?”, “Hangi amaçla sunuluyor?” ve “Beni hangi yönde etkilemek istiyor?” gibi temel soruları sormalıdır.

Özellikle haber başlıkları ve sosyal medya paylaşımları çoğu zaman dikkat çekmek ve duygusal tepki oluşturmak için kurgulanmaktadır.

Bu nedenle medya okuryazarı birey, ilk izlenime kapılmadan içeriğin arka planını araştırmayı alışkanlık haline getirir.

İkinci aşama eleştirel analizdir.

Medya içerikleri yalnızca verdikleri bilgilerle değil, kullandıkları dil, görseller, müzikler ve vurgu unsurlarıyla da mesaj iletir.

Abartılı ifadeler, korku veya öfke uyandıran söylemler, tek taraflı anlatımlar dikkatle değerlendirilmelidir.

Ayrıca bilginin farklı kaynaklarda nasıl ele alındığına bakmak, doğruluk kontrolü yapmak ve uzman görüşlerine başvurmak da sağlıklı bir analiz sürecinin parçasıdır.

Bu noktada medya okuryazarlığı, bireyin algı yönetimine karşı kendini korumasını sağlar.

PAYLAŞIMLARDA ETİK İLKERE UYULMALI Üçüncü ve en önemli boyut ise sorumluluk bilinciyle hareket etmektir.

Medya okuryazarlığı yalnızca içeriği anlamakla sınırlı değildir; aynı zamanda bireyin nasıl davrandığını da kapsar.

Doğruluğundan emin olunmayan içeriklerin paylaşılmaması, yanlış bilgi ve dezenformasyonun yayılmasına katkı sunulmaması, bu sorumluluğun temelini oluşturur.

Özellikle sosyal medya kullanıcıları, paylaşımlarının toplum üzerindeki etkisini göz önünde bulundurmalı ve etik ilkelere uygun davranmalıdır.

Sonuç olarak doğru medya okuryazarlığı, bireyin medya karşısında pasif bir tüketici değil, bilinçli, eleştirel ve sorumlu bir yurttaş olmasını sağlar.

Günümüz bilgi çağında bu beceriler hem bireysel farkındalık hem de toplumsal sağduyu açısından vazgeçilmez bir gereklilik haline gelmiştir.

YANLIŞ İÇERİKLERE İNANMAK ŞİDDETİ ARTIRIR - Bu konuda yapılan hataların sonuçları nelerdir?

Kaynağı sorgulanmadan paylaşılan haberler, dezenformasyon ve manipülasyonun çoğalmasına neden olur.

Bu durum toplumda bilgi kirliliğini artırır ve doğru bilgiye ulaşmayı zorlaştırır.

Medya içeriklerini eleştirel süzgeçten geçiremeyen bireyler, ideolojik, ticari veya politik yönlendirmelere daha açık hale gelir.

Zamanla kendi düşüncelerini değil, medyanın sunduğu çerçeveyi benimseyebilirler.

Yanlış veya çarpıtılmış içerikler, ötekileştirme, nefret söylemi ve kutuplaşmayı besler.

Toplumda “biz-onlar” ayrımı derinleşir, ortak akıl ve uzlaşma kültürü zayıflar.

Sağlık, ekonomi, eğitim ya da siyaset gibi alanlarda yanlış medya içeriklerine inanmak, bireylerin hatalı kararlar almasına, maddi ve manevi kayıplar yaşamasına yol açabilir.

Sürekli yanlış bilgiye maruz kalan bireylerde zamanla tüm medya kurumlarına karşı bir güvensizlik oluşur.

Bu durum, güvenilir kaynakların da sorgulanmasına ve “her şey yalan” algısının yayılmasına neden olur.

Paylaşımın sonuçları düşünülmeden yapılan yorumlar ve içerik çoğaltımı, linç kültürünü, özel hayatın ihlalini ve dijital şiddeti artırır.

Medya okuryazarlığı eksikliği, seçimler ve kamuoyu oluşturma süreçlerinde manipülasyona açık bir toplum ortaya çıkarır.

Bu da sağlıklı demokratik katılımı zedeler.

PAYLAŞMALI MIYIM? - Topluma, özellikle de kadınlara bu konuda düşen görevler nelerdir?

Toplum, medyadan gelen her bilgiyi “doğru kabul etme” alışkanlığından vazgeçmeli; kaynağı, amacı ve dili sorgulamayı öğrenmelidir.

Bu kültür, aileden okula ve iş yaşamına kadar her alanda teşvik edilmelidir.

Yanlış bilgi yaymamak kadar, doğru bilgiyi görünür kılmak da toplumsal bir sorumluluktur.

Bilgiyi paylaşmadan önce doğrulamak, sessiz kalmamak ama bilinçli hareket etmek önemlidir.

Hakaret, nefret söylemi, mahremiyet ihlali ve linç kültürüne karşı toplumsal refleks geliştirilmelidir. “Paylaşabiliyorum” düşüncesi yerine “paylaşmalı mıyım?” sorusu öne çıkarılmalıdır.

Toplum, reyting ve tıklanma uğruna üretilen etik dışı içeriklere karşı talepkâr olmamalı, kaliteli, sorumlu ve kapsayıcı medya üretimini desteklemelidir.

TÜKETİCİ DEĞİL ÜRETİCİ OLALIM Kadınlar, beden odaklı, klişe, cinsiyetçi veya mağdurlaştırıcı temsilleri normalleştirmemeli, bu dili fark etmeli ve itiraz edebilmelidir. “Bize nasıl bakıldığını” anlamak, dönüşümün ilk adımıdır.

Kadınlar, özellikle aile içinde ve eğitim ortamlarında çocuklara ve gençlere medya kullanımında örnek olma gücüne sahiptir.

Bilinçli medya tüketimi, en etkili şekilde davranışla öğretilir.

Sosyal medya, bloglar, podcastler ve diğer dijital mecralar; kadınların kendi seslerini, deneyimlerini ve bilgilerini üretmeleri için güçlü alanlardır.

Tüketici olmaktan üretici olmaya geçmek, medya okuryazarlığını güçlendirir.

Kadınlar, çevrim içi taciz, zorbalık ve yanlış bilgilere karşı yalnız bırakılmamalı, dayanışma ağları ve kolektif farkındalık mekanizmaları güçlendirilmelidir.

Kadınlar, medya içeriklerini değerlendirirken hak, eşitlik ve adalet perspektifini öne çıkararak toplumsal dönüşümün taşıyıcısı olabilir.

Medya okuryazarlığı, toplumu ayakta tutan görünmez bir bağ gibidir.

Kadınlar ise bu bağın hem taşıyıcısı hem de dönüştürücüsüdür.

Bilinçli bir toplum için, sorgulayan bireyler, görünür kadınlar ve etik bir medya düzeni birlikte inşa edilmelidir. - Okurlarımıza son olarak iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?

Medya, hayatımızın tam ortasında.

Bizi bilgilendirdiği kadar biçimlendiren, hatta bazen yönlendiren güçlü bir araç.

Bu nedenle mesele, medyadan uzak durmak değil, medyayla bilinçli bir ilişki kurmayı öğrenmektir.

Okurlarımıza çağrım şudur: Okuduklarınızı, izlediklerinizi ve paylaştıklarınızı bir an durup düşünerek değerlendirin. “Bu bilgi kimin işine yarıyor?”, “Ne eksik söylenmiş?”, “Bende hangi duyguyu uyandırmak istiyor?” sorularını sormaktan çekinmeyin.

Çünkü sorgulayan birey, manipüle edilmesi en zor bireydir.

Unutmayalım, medya okuryazarlığı sadece bilgiye ulaşma becerisi değil, özgür düşünmenin, toplumsal sorumluluğun ve demokratik bilincin temelidir.

Daha adil, daha bilinçli ve daha güçlü bir toplum için hepimize düşen görev, medyayı tüketirken değil, onu anlamaya çalışırken başlamaktadır.

İlgili Sitenin Haberleri